31 Mayıs 2014 Cumartesi

30 Mayıs 2014 Cuma

alessia iannetti...

muhteşem bir çizer
çalışmaları harika.
www.alessiaiannetti.carbonmade.com

taylan köken

29 Mayıs 2014 Perşembe

ryan heshka...

başka farklı bir sanatçı
akrilik çalışmaları dikkat çekici
www.ryanheshka.com

taylan köken

28 Mayıs 2014 Çarşamba

dorian vallejo...

başka bir ressam
güzel çalışmalar
www.dorianvallejo.com

taylan köken

27 Mayıs 2014 Salı

kris lewis...

çok özel bir ressam
başka bir frida kahlo
www.krislewisart.com

taylan köken

26 Mayıs 2014 Pazartesi

conor says...

resim tuvali olarak
duvarları kullanan
bir ressam...
www.conorsaysboom.wordpress.com

taylan köken

25 Mayıs 2014 Pazar

christopher conte...

özel süs eşyaları yapan
çok özel bir sanatçı
ve tasarımcı...
www.microbotic.org

taylan köken

24 Mayıs 2014 Cumartesi

sue kneebone...

başka ilginç sanatçı.
resimleri, heykelleri ve tasarımları
farklı ve güzel...

www.suekneebone.com

taylan köken

22 Mayıs 2014 Perşembe

chris labrooy...

chris labrooy 3D tasarımları, illüstrasyon çalışmalarıyla müthiş bir sanatçı...
www.chrislabrooy.com

taylan köken 

21 Mayıs 2014 Çarşamba

alec huxley...

alec huxley'in resimleri ve fotoğrafları var.
fotolarda sokakların, şehirlerin doğal hali var.
ama resimlerde fırtınalar kopuyor...
www.alechuxley.com

taylan köken

20 Mayıs 2014 Salı

abelardo morell...

abelardo morell ilginç bir fotoğraf sanatçısı...
www.abelardomorell.net

taylan köken

18 Mayıs 2014 Pazar

fuke...

Japon fotoğraf sanatçısı. Harika çalışmaları var...
www.fuke.tumbir.com

taylan köken

17 Mayıs 2014 Cumartesi

eric wert...

muhteşem bir ressam. ayrıntıları, eskizleri, karakalem çalışmaları harika...
www.werteric.com

taylan köken

16 Mayıs 2014 Cuma

davide luciano...

fotoğraflarında kırsal yaşamı şehrin sokaklarına monte eden bir tasarım sanatçısı...
sitesini herkese tavsiye ederim...
www.davideluciano.com

taylan köken

14 Mayıs 2014 Çarşamba

yani clarke...

yani clarke çok iyi bir fotoğraf sanatçısı.
çalışmaları, www.yaniclarke.com adresinde

taylan köken

12 Mayıs 2014 Pazartesi

kelly blevins...

harika çizimleri olan bir sanatçının kişisel sitesinin adresi:
www.kblevins.com


Taylan Köken

11 Mayıs 2014 Pazar

diana marshall...

diana masrhall isimli bir ressamın çalışmalarını yayınladığı kişisel bloğu: www.paintingthedayaway.blogspot.com

Taylan Köken

10 Mayıs 2014 Cumartesi

TNTema...

Film afişleri, İllustration üzerine çalışmaların olduğu bir blog. Muhakkak ilgileneni vardır... www.tntema.blogspot.com 

Taylan Köken

9 Mayıs 2014 Cuma

illink...

www.illink-illustration.blogspot.com.tr adresinde Darnell Johnson'un eskiz çalışmaları ve sanatından ayrıntılara rast gelirsiniz... Benden tavsiye... Bir de bu bloğu küçümsemeyin sol kolda yetenekli bir çok başka ressamın adresine ulaşabilirsiniz...

Taylan Köken

8 Mayıs 2014 Perşembe

dee sanchez...

Dee Sanchez bir ressam. Kişisel bloğunda sanatından bir kaç ayrıntıyı paylaşıyor... Meraklısına adresi vermek istedim... www.deesanchez.blogspot.com /  www.deesanchezpaints.com

Taylan Köken

7 Mayıs 2014 Çarşamba

karabatak...

karabatak 2011 yılında Karaköy'de açılan bir cafe-bar... konsepti güzel, özellikle yabancı müşterilerin uğrak yerlerinden biri. bizi yine internet sitesi ilgilendiriyor... www.karabatak.com 

Taylan Köken

6 Mayıs 2014 Salı

mama shelter...

Beyoğlu'nda ve Fransa'nın bir kaç şehrinde hizmet veren bir butik otel... Ben size görsel açıdan güzel hazırlanmış internet sitesini tavsiye edeceğim, otelin şusu busu beni ırgalamıyor... www.mamashelter.com

Taylan Köken

5 Mayıs 2014 Pazartesi

nurs-et...

2010 yılında Nusret Gökçe ve Mithat Erdem tarafından Etiler'de kurulan lokanta daha doğrusu steakhouse'un internet adresini paylaşmak istedim. Gidemesek de görsel olarak hazırlanmış iyi bir site...
www.nusr-etsteakhouse.com 

Taylan Köken

4 Mayıs 2014 Pazar

alman vakıfları...

NECİP HABLEMİTOĞLU
ALMAN VAKIFLARI / ARAŞTIRMA / POZİTİF / 294 sayfa

Dr. Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde kafasına ve boynuna sıkılan iki kurşunla öldürülür. Öldürülmeden önce Türkiye’de Alman Vakıfları adına açılan mahkemeye müdahil kişi olarak katılacaktı. Necip Hablemitoğlu cinayetinin ardından Alman Hükümetinin baskısıyla mahkemeler düşer ve bir daha da açılmaz…
Alman Vakıfları –Bergama Dosyası Türkiye’nin emperyalizm karşısında veremediği mücadelenin kitabıdır. ABD ve İngiltere’yi biliyorduk, Almanya’nın bu konularda ne kadar ileri gittiğini, gidebildiğini bu kitapta görmekteyiz.
Mesele Bergama’da altın çıkarılması değildir. Mesele Türkiye’ye ait olan madeni değerlerin mümkünse çıkarılmaması, çıkarılacaksa da Almanlar tarafından çıkarılmasıdır. Çıkarılırsa en azından diğer yerlerde çıkarılmamalıdır. “Çıkarırsan bak ben sana neler yaparım” sopasını, baskısını Türkiye üzerinde göstermektir. Emperyalizm hiçbir şekilde Türkiye’nin ekonomik olarak güçlü olmasını istemiyor. Türkiye’nin enerjiye ihtiyacı var, dışarı bağımlı olmamasına ihtiyacı var. Çözüm kendi değerlerimizde: Turizm, toprak ve bizi dışarı bağımlı kılan her türlü madenlerdir. Madenlerimizi çıkartmamak için ellerinden ne geliyorsa onu yapıyorlar.
Alman Vakıfları sivil toplum kuruluşları gibi görünüp, resmi politikalarında insanlığa hizmet eder gibi görünürken, aslında sadece Alman emperyalizmine hizmet etmektedir. Alman politikalarını ve çıkarlarını her platformda korumak olan bu vakıflar, yeri geldiğinde her türlü iki yüzlü siyaseti izleyecektir.
Necip Hablemitoğlu Bergama dosyasını açtığı zaman ve araştırmaya başladığı zaman bu kadar organize bir güçle uğraşacağını, bağlantıların bu kadar derinlere gidebileceğini her halde düşünememişti ve hatta bunun hayatına mal olacağını hesaba katamamıştı.
Bu kitabı okuyuncaya kadar ben de genel olarak çevreci bir yaklaşım gösteriyordum. Ama bu kitapla birlikte bir vatanseverin hem çevresine saygılı, hem de milli çıkarları için ülkesini düşünen ve kalkınmasını sağlayacak her türlü hamleyi bilinçli olarak yapabileceğini öğrendim. Her insan onurlu yaşama hakkına sahiptir. Her insan kendine bırakılan değerleri en iyi şekilde kullanıp, geleceği taşımak zorundadır. Her insan kendisine yapılmasını istemediği şeyleri başkalarına yapmamalıdır. İşte tüm bunları bu değerli kitapta bulabilirsiniz.
Bu kitap bize bir de aklı olmadan fikri olanların, sadece kendi çıkarları için, doğruyu nasıl çarpıttıklarını, yabancı ülkelerin çıkarları için, kendi değerlerini nasıl ayaklar altına aldığını göstermektedir.
Kitaptan sadece “Almanya’nın Resmi Çevre Politikası ve Çelişkileri” adlı başlıktan bazı kısa alıntıları buraya aktaracağım.
Almanya ülkesinde altın üretimi yapmayan bir ülkedir. Ama dünyada altın ticaretinin yarısını elinde bulundurmaktadır. İkinci Dünya Savaşında işgal ettiği ülkelerden toplamış olduğu altınların üzerinde oturmakta ve bu zenginlikle dünyanın önde gelen emperyalist ülkelerden biri olmaya devam etmektedir. Türkiye’de “Siyanürle Altın Üretimine Hayır” kampanyaları düzenleyen Almanya dünyada kullanılan siyanürün üçte birini üretmektedir. Alman firması Degussa’dır, ABD firması DuPont’dur, İngilizlerin firması ise ICI’dır. Türkiye’de siyanüre hayır kampanyaları düzenleyen Alman Vakıfları kendi ülkelerindeki üretimden hiç bahsetmezler…Çünkü önemli olan çevreyi korumak değil, Almanya’nın menfaatlerini korumaktır…
Bu Alman vakıfları az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tüm sorunlarına müdahil olurken, yine dünyada yasak olan kimyasal silahların en önemli üreticilerindendir.
Yine resmi söylemde Nükleer Santrallere karşı gibi gözüken Almanya kendi ülkesindeki santralleri kapatmaz, kapatmadığı gibi ulusal firmalarıyla başka ülkelere santral yapmaya devam etmektedir. Kendi ülkeleri kirlenmesin diye Nükleer Atıklarını başka ülkelere kimi zaman kaçak yolla, kimi zaman da resmi yolla satmaktadır.
Son olarak Türkiye’de altın üretimine karşı çıkan Almanlar diğer başka ülkelerde hükümetleri vasıtasıyla altın üretimine destek vermektedir. Sanırım Türkiye’deki problem altını Eurogold firmasının üretmesidir.
Bu kitap rahmetlinin niçin öldürüldüğünün kitabıdır bence… Türkiye’yi düşünen, ülke menfaatlerinin nasıl çarpıtıldığını görmek isteyenlere bu kitabı tavsiye ederim…

Kitaptan tek bir alıntı yapacağım, sanırım bu alıntı meselenin de özü olacaktır:
Kısaca, anti-emperyalizm adına, tam bağımsızlık adına, farkına varmadan Alman emperyalizmini savunur duruma düşmek, hayli aşağılayıcı ve yüz kızartıcı bir sonuçtur. Emperyalizmin iyisi ya da kötüsü yoktur; ABD kötü, Almanya iyidir, demek yanılgıların en kötüsüdür…sf:135 
                        
Taylan Köken

3 Mayıs 2014 Cumartesi

kurmacasız bir yaşam...

VÜS’AT O. BENER
KURMACASIZ BİR YAŞAM / ANLATI / YKY / 2014 /159 sayfa

İki kardeş yazar Vüs’at Bener ile Erhan Bener kayıt altına alınan bir söyleşi yapıyor. Kitabın alt başlığı: Kardeşi Erhan Bener’le Söyleşi.
Söyleşi Tarih Vakfı’nın “Sözlü Tarih Projesi” kapsamında 1995 yılında yapılan söyleşinin kitaplaştırılmış halidir. Yazarın yaşamıyla birlikte, yakın tarihimizden olayların da anlatıldığı, edebiyatımıza ilişkin değerlendirilmelerin yapıldığı harika bir kitap. Sevdiğim iki yazarın biraz da özelini anlattığı bu söyleşiyi hemen severek okudum ve bitirdim.
Bilge Bener Bölükbaşı ağabeylerinin sohbetini kitaplaştırılması sürecinde çok faydaları olmuştur. Yanlışları düzeltmiş, anlatımın akıcılığını sağlamış ve sözün yazıya aktarılmasını sağlamıştır.
Kitabın sonunda Bener’lerin soyağacı, fotoğrafları ve dizin eki bulunmaktadır.
Vüs’at beyin hayatının kilometre taşlarını merak edenlere bu kitabı tavsiye ederim.
                        
Taylan Köken 

2 Mayıs 2014 Cuma

rüştü onur...

SALÂH BİRSEL
RÜŞTÜ ONUR / ŞİİR / SEL / 2012 / 125 sayfa

Her şey Kelebeğin Rüyası filmini seyretmemle başladı. Yılmaz Erdoğan’ın yazıp, yönettiği ve oynadığı bu filmin ertesi günü kitabın siparişini verdim elime ulaşır ulaşmaz da aynı gün kitabı bitirdim.
Rüştü Onur henüz 22 yaşında vefat etmiş hiçbir kitabı yayınlanmamış, ama yayınlanmış olan birkaç şiiri ile gelecek vadeden bir şair olarak anılmıştır.
Verem denilen illete, Zonguldak’ta olsa olsa bakımsızlıktan ve kötü yaşam koşullarından yakalanarak arkadaşı ile birlikte genç yaşta aramızdan ayrılmıştır. Filmi izlerken ve kitabı okurken insanın içi acıyor gerçekten ve ne kadar yazık diye düşünüyorsunuz… Kim bilir kimler o yıllarda aynı koşullardan hayata gözlerini yumuyordu?
Salah Birsel öleli uzun yıllar oldu. Bu yüzden yeni kitapları çıkmadığından elimde olan ciddi külliyata yeni bir kitap eklemiyordum. Bu filmle birlikte ilk baskısı Yeditepe Yayınları tarafından 1956 yılında yapılan kitap, filmin başarısı üzerine 2012 yılında Rüştü Onur’un birkaç yazısı da ilave edilerek tekrar basılmıştır. Ben bu kitabı kitap listelerimde Şiir bölümüne koydum. Oysa kitap yalnız şiirlerden oluşmuyor. Mektupları, Ardından Yazılanlar ve Yeni Zonguldak Gazetesi’ndeki Yazılardan oluşmaktadır. Rüştü Onur bir şair olarak yaşadı ve öldü. Hiç kitabı basılmadı… Bu yüzden onun bu kitabı bir şiir kitabıdır benim gözümde…
Salah Bey bu kitapla eski bir dosta hak etti saygıyı, ilgiyi göstermiş ve ona olan borcunu ödemiştir.
Kitaptan şunları aktaracağım:

Halkevi kütüphanesi yeni gelen her şeyi önce bana haber veriyor. Ben sansür gibiyim. Yeni gelen her kitap, mecmua, gazete önce benden geçiyor.
-
Kastamonu’da hocamız Abdülbaki Gölpınarlı idi. Sf:75
Rüştü Onur’un şairliği ve açlığının sebebi hocasındanmış. Gölpınarlı gerçek bir araştırmacı ve değerli bir bilim adamadır.
*
Gel denilinceye kadar Amele Birliği Hastanesine Bunu ben değil doktorlar istiyor. Muzaffer Tayyip ile yan yana yatacağız. Zavallı çocuk bir aydır yatıyor. Beni görünce kim bilir ne kadar sevinecek. Bahtsız iki şair yarın aynı koğuşta yan yana ölümü düşünecekler. Salah her şeyden nefret ediyorum. Biz hastayız. Bakılmak lazım, hani para, hani sanatoryum, hani şefkat? Altı aydır sıra bekliyorum. Ağır hasta olsaydık, sanatoryum emri, biz toprağa döndükten sonra gelecekti. Hayat bu. Tuttuğum her kapının kulpu elimde kaldı. Güvendiğim bütün dağlara kar yağdı. Ve ben bütün şiirlerimi mahrumiyet içinde yazdığım halde onlarda neden saadet kokuyor? Saadeti ömrümde bir kez tatmamış adam değilim. Ve bütün insanlara haykırıyorum: Ben sizi düşünüyorum. Sizin beni düşünmediğinizi bildiğim halde. Ne yazayım kardeşim? Ben zaten yazılmış bir mektubum ki bütün postalar bırakacak bir yer bulamadılar. Sf:83
*
Bugün çok sevdiğim dünyaya doyamayacağım gibi geliyor bana. Daha koklamdığım çiçekler var, tadamadığım meyveler, havasını teneffüs edemediğim, insanlarıyla omuz omuza gezemediğim şehirler. Ve nihayet yazamadığım şiirler. Ben ölecek adam değilim Salah. Sf:85
*  

Nedamet

Tanrım açamadık içimizi
Artık buluşmak mahşere kaldı.

Ne yelken ne gemi var limanda
Kaçmak bir uzun sefere kaldı.

Mercan bir sahildeymiş gemiler
Bulmak kasvetli günlere kaldı. Sf:28
*
Denize Serenad

Neyim varsa
Sana bırakmalıyım deniz
Sende geçmeli mevsimlerim
Sende çiçek açmalı ağaçlarım

Sende yaşamalıyım deniz,
Asi ve hür
Sende ölmeliyim
Bulutlara bakarak. Tsf:38
*
İtiraf

Ben,
Gülebilmeniz için ağlıyan
Ağlayabilmeniz için gülen adam.
Ben bir târik-i dünya
Hallac-ı Mansur’dan sonra
Benim derim yüzülecek
Zonguldak’ta
Ve gözlerime mil çekilecek.

Ben bir târik-i dünya
Ne ev ne bark
Ne çoluk çocuk sahibi.
Bütün malı mülküm
Ellerim ayaklarım
Ve gözlerim.
Kupkuru bir kuyudayım ki
Yusuf’u özlerim. Sf:64
*
Hülâsa         
        
                    Cahit Sıtkı Tarancı’ya

Ben ölsem be anacağım
Nem var ki sana kalacak.
Ceketimi kasap alacak,
Pardösümü bakkal
Borcuma mahsuben…
Ya aşklarım
Ya şiirlerim n’olacak
Ya sen ele güne karşı
Nasıl bakacaksın insan yüzüne.
Hulâsa anacığım
Ne ambarda darım
Ne evde karım var.
Çıplak doğurdun beni
Çıplak gideceğim… sf:69
    
Taylan Köken

1 Mayıs 2014 Perşembe

tilki...

ENİS BATUR
TİLKİ / DENEME / NOTOS / 2011 / 96 sayfa

Tilki, Enis Batur’un küçük boyutlu bir kitabıdır. 2010-2011 yıllarında Paris’te yazılmış bir kitap. Kitaptaki bütün denemelerle alakalı bir fotoğraf varken, kitaba adını veren Tilki denemesinin bir fotoğrafı yoktur. Bir, hatta birçok fotoğrafı anlattığı tilki denemesinde kendi yaşamından özel bir kişiyi anlatmaktadır. Günlüklerinde dahi bundan kaçınan bir yazar Enis Batur. Muhakkak izleğinde çevresindeki her insanın bir etkisi vardır; tanıdığı, (kimini sadece okuduğu eserlerden) tanımadığı kişiler hayatının bir yerlerine dokunup geçmiştir. Ama özel olanı yazmaktan imtina etmiştir.
Çabuk okunabilecek bir kitap olarak tavsiye edebilirim Tilki’yi. Benim en çok ilgimi çeken Fotoğraf ise; Atatürk’ün çektirmiş olduğu “Enikli Fotoğraf”tır. Atatürk’ü böyle doğal haliyle çekilmiş çok az fotoğrafı olması da üzücüdür. Benim evimde ve eskiden işyerinde taşıdığım salıncakta sallanan Atatürk Fotoğrafını çok severim… Savarona Yatında çekilen fotoğrafta salıncakta sallanan Atatürk’ün yüzündeki çocukça ifade hep hoşuma gitmiştir.          
              
Taylan Köken