31 Aralık 2013 Salı

ifade...

anlattıklarımız; kendimize
sakladıklarımızdan azdır…

taylan köken

30 Aralık 2013 Pazartesi

kelime...

kelimeler; şairleri bekler
gelip en iyilerini seçsinler diye.

taylan köken

29 Aralık 2013 Pazar

25 Aralık 2013 Çarşamba

denizin dili...

Tuzludur, denizin dili
Bakarsan
Acıdır, denizin dili
Susarsan
Mavidir, denizin dili
Dinlersen
Soğuktur, denizin dili
Seversen

taylan köken

24 Aralık 2013 Salı

23 Aralık 2013 Pazartesi

22 Aralık 2013 Pazar

21 Aralık 2013 Cumartesi

tek başına...

tek başıma kalmıştım
bu dört yol ağzında
bazen insan hangi yöne
gideceğini bilemez...

bütün içki masaları
birer sığınma evidir...

her şey tamam olmalı!
ki;
yenisine başlayabileyim...

taylan köken

20 Aralık 2013 Cuma

arada...

öylece durmak
uzunca bir süre
çevrede olup biten
sürükleyip götüren
ne varsa; örneğin
kalabalık; örneğin
yalnızlığım...

öylece durmak
uzunca bir süre
kalabalığa aldırmadan...

taylan köken

19 Aralık 2013 Perşembe

18 Aralık 2013 Çarşamba

yalnız...

yalnız kalınmış bu adada
göz yaşlarım düşer kıyıya,
nice insanın sanrılarından
oluşan denizin suyuna,
dalgalarına karışır...

hüzün; deniz...
deniz; gözyaşı...
yalnızlık; sadece...

taylan köken

17 Aralık 2013 Salı

yaz...

ramazan; çocuklukta yazın zor
suyla ağzımı çalkalıyorum!

taylan köken

16 Aralık 2013 Pazartesi

çocuk...

çocuk; gündüz gazoz kapağı ile maç yapar. sonra;
burnu çizilmiş mokasen ayakkabılarla babaya akşam teftişi.

taylan köken

14 Aralık 2013 Cumartesi

abaküs...

abaküs; tek tek boncuklarımı çekiyorum
iç hesaplaşmam, eski çağdan kalma...

taylan köken

13 Aralık 2013 Cuma

12 Aralık 2013 Perşembe

11 Aralık 2013 Çarşamba

10 Aralık 2013 Salı

9 Aralık 2013 Pazartesi

7 Aralık 2013 Cumartesi

6 Aralık 2013 Cuma

5 Aralık 2013 Perşembe

2 Aralık 2013 Pazartesi

kuşlar...

umutlarımı her sabah
kırıntı haline getirip
pencere kenarlarına
serpiyorum

kuşlar alıp götürüyor
çoğalıyorum...

taylan köken

1 Aralık 2013 Pazar

30 Kasım 2013 Cumartesi

vera veya nihilistler...

OSCAR WILDE
VERA VEYA NİHİLİSTLER / TİYATRO / BORDO-SİYAH / 2004 / 117 sayfa

Oscar Wilde’ın 26 yaşında 1880 yılında yazdığı ilk oyundur. Avrupa’nın da takip ettiği Rusya’daki değişim üzerine bir oyundur. Yazar oyunu şu sözlerle tanıtmaktadır: Sanatın sınırları içinde, insanların hürriyeti için yeri göğü çınlatan haykırışlarını ifade etmeye çalıştım, o haykırış ki günümüz Avrupa’sında İspanya’dan Rusya’ya, kuzeyden güney denizlerine kadar tahtları tehdit etmekte ve hükümetleri sallamaktadır. Ne var ki, oyun politikayı değil, tutkuları anlatan bir oyundur.
Kitap Sevil Cerit çevirisiyle yayınlanmıştır.
Kitaptan kısa birkaç not aktaralım:
Michael- İçimdeki bütün duyguları söküp atmaya; ne sevmeye, ne sevilmeye, ne merhamet etmeye, ne de merhamet beklemeye, ne evlenmeye, ne de evlendirilmeye, ta ki sonuca varana kadar; geceleyin gizlice bıçaklamaya; bardağa zehir atmaya; babayı oğluna, kocayı eşine düşman etmeye; korkusuzca bir umut beslemeden, gelecek düşüncesi olmadan acı çekmeye, yok etmeye, intikam almaya yemin ediyorum. Sf:42
*
Prens Paul- Tecrübe, insanların hatalarına verdikleri addır. Sf:62   
*
Prens Paul- Ah! Sevgili Kont, hayat, hakkında asla ciddi konuşulmayacak kadar önemli bir şeydir.
---
Prens Paul- En kötü düşmanımı kaybetmektense, en iyi dostumu kaybetmeyi yeğlerim! Bildiğiniz gibi, insanın arkadaş sahibi olması için sadece iyi huylu olması yeter; ama birinin hiç düşmanı kalmamışsa, o zaman onda bir alçaklık var demektir. Sf:67
*
 Başkan- Nihilistler dostlarını asla unutmaz, düşmanlarını da asla affetmezler. Sf:88

Taylan Köken

29 Kasım 2013 Cuma

lord arthur savile'nin suçu...

OSCAR WILDE
LORD ARTHUR SAVILE’İN SUÇU / ÖYKÜ / BORDO-SİYAH / 2004 / 119 sayfa

Oscar Wilde’ın üç uzun öyküden oluşan hikaye kitabı. Çeviri Sevil Cerit tarafından yapılmıştır.
Birinci öykü Lord Arthur Sevile’in Suçu öyküsü için aldığımız notlar şöyledir: Hayal ettiklerimiz, yaşamımızla ne kadar çakışırsa o kadar mutlu oluruz. Hislerimiz değil, olmuş olanın yaratmış olduğu duygular insanı mutlu eder…
İkinci öykü Canterville Hortlağı öyküsü için aldığımız notlar ise şöyledir: Perili bir eve taşınan diplomat ve ailesinin hayaletle birlikte yaşaması. Evin küçük kızı, perinin yüzyıllarca süren ızdırabını sonlandırıp, öbür dünyaya huzur içinde gitmesine yardım eder…
Üçüncü öykü Model Milyoner öyküsü için aldığımız not şöyledir: Gördüklerinin yarısına, işittiklerinin tamamına inanma demişler. Bu öykü tam da bu ana fikri vermektedir.
Kitaptan kısa birkaç not aktaralım:
Eğer bir kadın hatalarını çekici yapmazsa, o gerçek bir kadın sayılmaz. sf:12
*
Bir evliliğin en mükemmel temeli yanlış anlamadır. Sf:13
*
Bizler görünmez bir güç tarafından hareket ettirilen satranç taşlarından, çömlekçinin keyfine göre şeref veya utanç dolu bir hayat için biçimlendirdiği kaplardan başak bir şey değil miydik? Sf:17-18
*
Erkek ve kadınların çoğu yeterli olmadıkları rolleri oynamaya zorlanırlar. Dünya bir sahnedir, ama rol dağıtımı iyi yapılmamıştır. Sf:18
*
Kadınlar sevilmek içindir, anlaşılmak için değil. Sf:102

Taylan Köken 

28 Kasım 2013 Perşembe

çok bilen çok yanılır...

RECAİZADE MAHMUD EKREM
ÇOK BİLEN ÇOK YANILIR / OYUN / BORDO-SİYAH / 2004 / 115 sayfa

Recaizade Mahmud Ekrem 1916 yılında yayınlanan oyunu en başarılı oyunu olarak anılmaktadır. Konunun işlenmesi, karakterlerin canlandırılışı açısından başarılı bulunmaktadır. Oyun Recaizade’nin ölümün sonra oğlu Ercüment Ekrem tarafından Hürriyet-i Fikriyye dergisine ek olarak basımı yapılır.
Öykü Binbir Gece Masallarına öykünen Binbir Gündüz Hikayeleri’nde geçen Musullu Fazlullah Hikayesi’nden alınmıştır. Ana fikri “Kötülük eden kötülük bulur” ana fikrinden yola çıkarak Maraş Kadısı olan Azmi Efendi, Maraş kaymakamı Edip Efendi’ye oyun oynamak ister. Orada tesadüf eseri ziyaretine gelen seyyah ve fakir görünümlü Halep valisinin oğlu İhsan Bey’i Edep Efendi’nin evlenecek olan kızıyla aralara girerek evlendirmek ister. Ama birbirlerini seven gençler birbirine kimliklerini açıklarlar ve mutlu sona ulaşırlar.
Bu güldürüyü günümüz Türkçesine Kemal Bek hazırlamıştır.    

Taylan Köken 

26 Kasım 2013 Salı

bize göre ve bir seyahatin notları...

AHMET HAŞİM
BİZE GÖRE VE BİR SEYAHATİN NOTLARI / DENEME / YKY / 2004 / 157 sayfa

Nuri Sağlam ve M. Fatih Andı’nın hazırladığı ve Eleştirel Basım ad başlığıyla yayınlan kitapta Ahmet Haşim’in yazılarında biraz zorlayarak yazdığı kolayca görülmektedir. Kitap 1928 yıllarında İkdam Gazetesinde yazmış olduğu yazılar ve Paris’e yapmış olduğu iki aylık seyahatin notlarından oluşmaktadır. Bu yazılar ve notların tamamı İkdam’da yayınlanmıştır. Daha sonra bu yazıları kitap halinde basacaktır.
Bize Göre yazıları kısa notlar diyebileceğimiz, bir şairin şiir dünyası dışında, bir nesneden, bir olaydan etkilenerek yazmış olduğu yazılardır. Eleştirmenlere göre zamanının En güzel numunelerindendir. Bu yazılarındaki konular yüzünden, şair şiirleriyle ne kadar hayran kitlesi oluşturmuşsa, yazılarından dolayı bir o kadar da düşman edinmiştir.
Kitaptaki yazılar o günün diliyle yayınlanmıştır. Kitap sonunda verilen sözlüğe sık sık bakmak günümüz okurunu yazıların içeriğinden uzaklaştırabilir…

Kitaptan almış olduğumuz alıntılar şöyledir:

Aşk yabani bir hayvandır. Kanunlar haricinde, isyan ve ihtilal dağlarında yaşar. Sf:23
*
Aşık, yüz bulmayan adamdır. Sf:73
*
Bir aşk dakikasının lezzetine ebediyet verecek kudreti haiz olmayanlar, süsten medet ummakla belki çok haklıdırlar. Fakat ipekler ve boyalar, ruhun eksikliklerini bilmem ki nasıl telafi edebilir? Sf:91
*
Amerikalı denen mahluk, insana en yakın olan hayvandır. Parislinin yüzündeki neşe alametlerini seçmek kabiliyetini ondan istemek fazla insafsızlık olmaz mı? Biz, harbin en çetin senelerinde bile Paris’i tebessümsüz bırakmadık. Şimdi durup dururken neden neşesiz olalım? Eğlenmesini, gülmesini bilmeyene biz ne yapabiliriz? Sf:93-94

Taylan Köken 

25 Kasım 2013 Pazartesi

benim oğlum bina okur...

CEVDET KUDRET
BENİM OĞLUM BİNA OKUR / DENEME / VARLIK / 1983 / 118 sayfa
  
Cevdet Kudret hocanın Eğitim Üzerine Denemeler alt başlığıyla yayınladığı bu kitap, yayınlandığı dönemde Türk Eğitim Sistemindeki dönüşümü tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Cevdet Kudret zaten doğru söylediği için dokuz köyden kovulan bir yazın emekçisidir.

Denemelerin adını aktarırsak hangi konulara değindiğini de aktarmış oluruz:
Medreseye Doğru,
Terazili Din Bilgisi,
Yeni Edebiyat Programları,
Don Kişot’tan Hamzaname’ye,
Dedim: Adın Nedir? Söyledi: Yök Yök,
Kim Kimin Kapısını Çalmalı?
Edebiyat mı, Fen mi?
Köy Eğitimi ve Köy Enstitüleri,

1983 yılında üniversite hayatını atıldığımız zamanlarda 12 Eylül askeri darbesinin ağır yaptırımlarını, eğitim sistemini yeniden kurgulamasını hep beraber yaşamıştık. Bugünün iktidarının temellerinin o günlerde nasıl atıldığını, cumhuriyet ilkelerinden nasıl yavaşça sapıldığının tarihi bir kanıtıdır bu kitap ve öyle değerlendirilmelidir.
Cevdet Kudret’in duru dili, doygun dili ve konuları örnekleriyle koyması onun araştırmacı kişiliğinin bir başka yapıtını ortaya çıkarmıştır.
      
Taylan Köken 

24 Kasım 2013 Pazar

requiem...

İLHAN BERK
REEQUIEM / ŞİİR / YKY / 2004 / 136 sayfa

İlhan Berk, şah şairlerimden, şah yazarlarımdan. Onun kaybı çok büyük bir eksilik oldu benim için. Yaşına rağmen ne kadar genç bir kalemdi… Sürekli araştıran, kurcalayan büyük bir yazın adamıydı…
Requiem içindeki şiirler, onun Düz Şiir denilen tarzda yazmış olduğu şiirlerdir. Requiem ölülerin ardından anma amacıyla yapılan müzikler, dualardır. İlhan Berk de şiirler yazmış. Anların, durumların şiirlerini. Çok eski zaman yazarlarından, Türkiye’nin yetkin yazın adamlarına kadar, kendi seçkisinde kendi önemine göre anmış bu kişileri. Sadece yazın insanları mı; Padişahlar, komutanlar, besteciler, ressamlar, meyveler, nesneler… Tabi onun o güzel, eşsiz üslubuyla…

Kitaptan birkaç kısa not aktaralım:

Biliyoruz uzun şiir ustasıydı Homeros
Ve uzun acının. Sf:13
*
Bir yazgıdır şairlik. Sf:16
*
“Kağıtlar, kitaplar dedi, nereye elimi atsam.
Kiminde yarım kalmış, nasılsa bitmiş bir şiir
Kiminde. Hem her şey şiirlerde değil miydi?
Bir gök şiirde ağar, bir sokak şiirlerde
Gider gelirdi.
                       Böyle yaşayıp gidiyorduk.” Sf:98
*
 Dünya dediğimiz de nedir ki?
İnsanlar, ağaçlar, kuşlar, sümüklüböcekleriyle.
Bir kitap.
Bin sayfalık sf:136
            
Taylan Köken

23 Kasım 2013 Cumartesi

isim şehir hayvan...

YILMAZ ÖZDİL
İSİM ŞEHİR HAYVAN / DENEME / DOĞAN K. / 2011 / 475 sayfa

Yılmaz Özdil’in Hürriyet Gazetesinde yazmış olduğu köşe yazılarından oluşan bir seçki kitap. Seçki olduğu için de koca kitabı elinizden bırakmadan okuyorsunuz. Bir sonraki yazıyı okumuş muydum acaba diyerekten… Yılmaz Özdil hemen hemen Hürriyet’te kalan tek muhalif gazeteci. O da giderse Hürriyet’in okur sayısı bir hayli düşer kanaatindeyiz.
Kitap Söz Büyüğün… bölümüyle başlıyor. Yılmaz Özdil hakkında arkadaşlarının, meslektaşlarının yazmış olduğu yazılar. Her biri bu değerli insana yazılmış inciler…
Sonra Atatürk! Onun hakkında yazan, en güzel yazan ve günümüz siyasilerine her biri ders niteliğindeki yazılar. Anlayan zaten okuyor da, anlamayana anlayanlar anlatamıyor işte… Zaten en büyük problemimiz bu değil mi? Anlamayana anlatamamak…
Yılmaz Özdil günümüzün Hiciv Gurusudur. Tüm anlamayanlara, bıkmadan yazmaya devam ediyor.           
Taylan Köken 

22 Kasım 2013 Cuma

küçük hanım'dan 'rubu asırlık adam'a...

LEYLA NEYZİ
‘KÜÇÜK HANIM’DAN ‘RUBU ASIRLIK ADAM’A / MEKTUP / SEL / 1999 / 126 sayfa

Nezihe Neyzi’nin torunu Leyla Neyzi’nin hazırlamış olduğu bu kitabın alt başlığı Nezihe Neyzi’den Oğlu Nezih Neyzi’ye Mektuplar 1947-1948’dir.
Nezihe Neyzi ve Mehmet Ali Ayni Bey’in küçük oğluları olan Nezih Neyzi’yi okuması için ABD’ne gönderirler. Burada kaldığı sürece anne ve oğlu düzenli olarak yazışırlar. Oğlunun göndermiş olduğu mektuplar ortada yoktur, fakat annesinin mektuplarının hepsini saklayan Nezih Neyzi bugün bu kitabın yayınlanmasını sağlamıştır.
Dönemin İstabul Kızıltoprak’da yaşayan bir ailenin yaşamı, Osmanlı-Cumhuriyet ekseninde arada kalmış olan bir hayatın kısa izdüşümüdür bu kitabın konusu.
Nezihe Neyzi aile yaşamını, İstanbul yaşamını, toplumsal bakışı, hayallerini mektuplarına yansıtmıştır. Bazı satır aralarında büyük ekonomik buhran yıllarından çıkan ABD Devletinin durumunu da gözlemliye biliyoruz.
Eski aile resimleriyle de desteklenen kitap özel tarihlere meraklı kişilerin dikkatini çekebilir.
  
Taylan Köken 

21 Kasım 2013 Perşembe

terelelli pictures...

CAN BARSLAN
TERELELLİ PICTURES / KARİKATÜR / PARANTEZ / 1996 / 127 sayfa

Can Barslan Absürt karikatürün ilklerindendir. Terelelli Pictures bu kaikatürlerini topladığı ilk kitabı. Leman ve Lemanyak’da çizmiştir. Oğuz Aral’ı saygı ile anar. Dedektif Sanlı, Tabudeviren ve Hain Evlat Ökkeş yaratmış olduğu dizilerdendir. Ayrıca televizyonda yayınlanan komedi dizelerinin bazılarına senarist olarak katkı sağlamaktadır.
Kitabının başında yazmış olduğu bir diyalog karikatürünün felsefesini açıklaması açısından dikkat çekici:
Kimi zaman, birileri bana diyor ki;
-“Ya çizdiğin şeyler ne kadar saçma oluyor”
Ben de…
-“Teşekkür ederim…” diyorum. Üsteliyor,
-“Ama hiç bir şey anlamıyorum… Ne anlatmak istiyorsun?”
-“Bir şey anlatmak istediğimi nerden biliyorsun be adam… Niye birilerine bir şey anlatayım?”
Çayını yudumluyor;
-“Ama böyle olmaz ki canım kardeşim. İnsanlara bir mesajın olmalı, anlatacak bir şeyi olmayan insanlar saçmalarlar…”   

Taylan Köken 

20 Kasım 2013 Çarşamba

dosya...

YALÇIN ÇETİN
DOSYA / KARİKATÜR / KOZA / 1977 / 128 sayfa

1934 İstanbul doğumlu olan Yalçın Çetin 1977 yılında vefat etmiştir. Karikatürleri birçok dergi ve gazetede yayınlanmıştır. Dünyanın En İyi Yüz Modern Karikatürcüsü’nden biri olarak seçilmiştir.
Kitapta Yalçın Çetin’in karikatürlerinden bir seçki yapılmış ve eski yıllardan yeni yıllara göre tasniflenmiştir. Kitabın önsözünü ise Çetin Altan yazmıştır.

Taylan Köken 

19 Kasım 2013 Salı

ateşe tapmayanlar...

Y.SAMİ YILMAZ
ATEŞE TAPMAYANLAR “ZERDÜŞTİLER” / ARAŞTIRMA / ELMA / 2004 / 192 sayfa

Zerdüştiler bütün dünyada ve ülkemizde Ateşe Tapanlar olarak anılmaktadır. Sami Yılmaz bu kitabında Zerdüştilerin tüm dini yapısını, uygulamalarını tüm ayrıntılarıyla ortaya koyarken, bu dinin asla ateşe tapmadığını da delilleriyle ortaya koymaktadır. Zerdüştiler benim ilgimi ise Friedrich Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabıyla çekmiştir.
Zerdüştileri merak ettiğimde hep basmakalıp düşünce kalıplarıyla karşılaştım. Bu düşünce biçimiyse Tek Tanrılı dinlerin diğer tüm dinleri küçüksemesi, aşağılaması ve baskı altına almasıyla oluşan yüzlerce yıllık dogmalardır. Tabi Zerdüşt Dini de bundan nasibini alacaktır.
Zerdüşt, Zarathustra (Avesta Dili), Zartoşt (Farsça), Zerdeşt (Kürtçe) Zerdüştilik Dininin kurucusudur. Antik İran’da doğan bu dinin kitabı Avesta’tadır. Bu kitap kutsal Gatalar olarak günümüze gelmiştir. Ve Asya’nın bazı bölgelerinde ibadetlerine devam etmektedirler.
Zerdüşt MÖ.628’de Rey’de doğup, MÖ.551 yılında Tahran yakınlarında ölmüştür. Zerdüştilikte Tek Tanrılık vardır ve bu tek tanrının adı Ahura Mazda’dır. Zerdüşt de diğer peygamberler gibi dağa çıkar. İyilik ve kötülüğün anlamını üzerine düşünebilmek için. Sabalan Dağı’ndaki bu inzivanın üçüncü gününde gök gürültüsünü andıran bir ses ve büyük bir ışık kümesi içinden Ahura Mazda bir insan suretiyle Zerdüşt’e görünür ve onun seçilmiş kişi olduğunu söyler. Ve şöyle devam eder: “Sesim sana gece gündüz demeden sürekli şekilde hitap edecek ve böylece sana hayattar kelamı yazdıracaktır.”
Zerdüşt Dini, Tek Tanrılı dinlerin hikayelerini çağrıştıran ve benzer olayları diğer dinlerde de gördüğümüz uygulamalarla varlığını genişletmeğe başlar.
Biz bu kısa bilgilerle konuyu kapatalım. Bu dinin nasıl doğduğu, nasıl yayıldığı, dini hangi ritüellerin uygulandığını ise bu eşsiz kitaba bırakalım. Kitapta dini uygulamalar tüm ayrıntılarıyla verilirken, günümüz Tek Tanrılı dinleriyle ne kadar benzeşimler içinde olduğu dikkatinizi çekecektir. Şöyle bir varsayım herhalde yanlış olamayacaktır: Zerdüşt de Allah’ın bir peygamberiydi ve yaşamıyla, öğretileriyle insanlığa “ateşiyle” ışık tutmaktaydı… Bu insanlık ve baskın Tek Tanrılı diğer dinleri zaman içinde benimseyerek bu ateşi söndürmeye çalışmıştır… Ama hala bir yerlerde insanlığa alternatif umut ışığı olarak varlığını sürdürmeyi başarıyor…
Bu kitabı araştırmaya meraklı, farklılıklara dogmalardan uzak yaklaşabilenler tavsiye ederim. Kitap görsel yönü ve baskısıyla da bir hayli kalitelidir. Konularına göre, yazılar arasına serpiştirilmiş resimler bir hayli fazla…

Bu kitaptan dikkat çekici birkaç not ise şöyledir.

Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar, iddialarınızın anlamı ne olursa olsun, sizler kendi manevi varlık aleminiz içinde, Zerdüşt’ün yolunu şaşırmış çocuklarından başka bir şey değilsiniz. Sf: 7 (Önsöz’den)
*
Demeyin ki; onlar ateşe tapanlardır, onlar ancak Allah’a; tek ve kutsal olana tapanlardır. Firdevsi sf:9
*
Güç, doğru değildir; doğru, güç’tür.
*
Ateş, fiziksel olarak saf ve temiz olmayanı yakıp yok etmekle kalmaz, ruhsal anlamda temiz olmayanı ve tüm günahları da ortadan kaldırır. Ahura Mazda’nın ateşi, Aşa’dan dolayı öyle kudretlidir ki; doğru olana mutluluk, günahkar olana da büyük zarar verir. Yansa 43,4 sf:48
Bu Cennet ve Cehennem kavramlarının bu dünyadaki izahından başka ne olabilir ki?

Taylan Köken 

18 Kasım 2013 Pazartesi

aksaray'da metfun bulunan zatların kabri şerifleri ve türbeleri...

ŞAHİN BAŞER
AKSARAY’DA METFUN BULUNAN ZATLARIN KABRİ ŞERİFLERİ VE TÜRBELERİ /
ARAŞTIRMA / KENDİ BASIMI / 1995 / 97 sayfa

1996 yılında işim dolayısıyla Mercedes Benz fabrikasında yapmış olduğumuz çalışmalar için Aksaray’da 1 ay kadar kalmıştım. Çalışmadığımız bir Pazar günü Aksaray mezarlığında medfun bulunan Şeyh Hamid-i Veli’nin türbesini ziyaretim esnasında edinmiştim bu değerli kitabı.

Şahin Başer yalnız bu değerli kitabı yazmamıştır. Ayrıca birkaç arkadaşıyla birlikte kurmuş olduğu grupla bu türbelerin restorasyonu işlerini de gönüllü olarak yapmaktadır. Böyle hayırsever ve manevi değerlerine sahip olan kişilerin yapmış olduğu çalışmalar çok önemlidir. Devlet ve yerel yetkililer bu tür işlerde daima devekuşu misali kafalarını kuma gömerek bu kültürel değerlerimizi görmemeyi kabullenirler. Oysa bu çalışmalar, çok ufak bütçelerle, belediyelerin sağlayacağı imkanlarla çok çabuk kotarılabilir. Tabii bu çalışmaları yaparken var olanı korumak ve tarihi değerleri olan türbeleri yok etmeden bu işleri yapmalılar.

Sayın Şahin Başer bu kitabında sadece Aksaray merkezindeki türbelerden ve zatlardan bahsetmektedir. Belki merkezin dışındaki türbeleri de araştırmıştır. Bu kitabındaki titiz çalışması, tüm Aksaray ili için devam etmiştir.
Sosyodenemeler Bloğumuzda Aksaray İlinin ziyaret yerlerini maddeler halinde yayınlarken bu değerli kitaptan birçok maddede yararlandığımızı belirtmek isterim. Aksaray İli merkezinde bulunan dini zatlarımız Anadolu İslâmiyet’ine yön veren önemli şahıslardır. Bu kişiler hakkındaki derli toplu bilgiler bu kitaptadır.

Taylan Köken

17 Kasım 2013 Pazar

cavurun karısı olmam...

İBRAHİM KİRAZ
CAVURUN KARISI OLMAM / ROMAN / KENDİ BASIM / 2005 / 222 sayfa

Kaynak kişilerden yapılan araştırmalarla gerçek insan dramları, hazin ve ibret verici bir yaşam, bir ülkenin kurtuluş savaşı verirken yaşamış oldukları, düşman askerlerinin insanlık dışı tutumları, Nazillili Ayşe’nin bir dönemde yaşamış oldukları ve onun özelinde o dönemde Anadolu Kadının ibret verici ıstıraplarının romanıdır, Cavurun Karısı Olmam…
Ayşe’nin yaşamında yapmış olduğu evliliklerde, Kurtuluş Savaşından sonra ülkemizi terk etmek zorunda kalan Yunan işgal kuvvetlerinden olan bir komutanın kapatması olarak Yunanistan’a götürülmesi, hiç sevmediği hatta nefret ettiği bu komutandan üç çocuk yapması ve onları geride bırakarak(!) kendi ülkesine dönmesinin hikayesidir roman.
Akıcı ve hızla, nerdeyse bir nefeste okunan bu romanın öyle etkileyici sahneleri var ki; hangisinden bahsetmek gerektiğini bilmiyorum. Romanın en etkileyici bölümünü ise okuyuculara bırakmak gerektiğini düşünüyorum.
Nazilli’nin özelinde bir bölgenin savaşı, Ayşe’nin özelinde bu önemli devirde Anadolu Kadının yaşamış olduğu sorunları sade bir dille aktaran harika bir kitap. Kitap ayrıca görsel malzemelerle de desteklenmiş.

Taylan Köken

16 Kasım 2013 Cumartesi

on bir futbol öyküsü...

CAMILO JOSE CELA
ON BİR FUTBOL ÖYKÜSÜ / ÖYKÜ / CAN / 1994 /92 sayfa

1989 Nobel Ödülü sahibi İspanyol yazar Cervantes’den sonra İspanya’nın yetiştirmiş olduğu en önemli yazın adamı olarak anılmaktadır. 100’ü geçkin kitap yayınlayan yazarın futbol hakkında yayınlamış olduğu onbir öyküden oluşan bir kitap.
Kitaptan almış olduğumuz alıntılar şöyledir:
Gerçekten genç olan kişi ömür boyu genç kalır. Picasso sf:11
*
Serbest mübadele kuramsal bir ilke değil, bir uzlaşmadır. Disraeli sf:15
*
Bilinen tüm zengin olma yöntemleri arasında en hızlı olanı ticarettir. Panchatantra sf:21
*
Benim için gözüpek olan
Başka erdemler de sahiptir,
Çünkü cesaret ruha vergidir
Çeviklik de vücuda. Sf:22
*
Bu öyküden sonra kimse bana hayvanların akıllı olmadıklarını söylemesin! La Fontaine sf:27
*
Serseriler talih getiren zara Tarafé ya da Juan Tarafé derler. Zarlarda yapılacak en iyi şey, bilindiği gibi, zar atmamak ( ve böylece bir başka kötülükten sakınmaktır) sf:35
*
Çok mektup yazmak, az mektup yazmak kadar kaybettirir. Cervantes sf:49
*
Gerçeğe çok aşığım, ama kurban olmaya asla. Voltaire sf:69
*
Bilgeler ölürler, ancak aptallar geberirler. Baltasar Gracian sf:77
*
Ölüm yaşlıları evlerinin kapısında bekler. Gençleriyse pusuda. San Bernardo sf:83

Taylan Köken

15 Kasım 2013 Cuma

ana baba...

zaman; gelip geçince,
babam olursun, anam gibi kokarsın...

taylan köken

13 Kasım 2013 Çarşamba

an be an...

fotoğraf; yaşanmış bir anın
bir daha yaşanamayacağının tespiti

taylan köken

12 Kasım 2013 Salı

ölüm...

ölüm; bazı insanların yüzünde
derin gölgelerde ipucu vermiş.

taylan köken

11 Kasım 2013 Pazartesi

nefret...

nefret; yazma eyleminde yazılanların beğenilmeyenleri,
aslında yazmak zorunda kaldığım iz düşümler...

taylan köken

10 Kasım 2013 Pazar

yazım...

yapıt; biriktirilen
kalem; biriktirme aleti
kağıt; biriktirme düzlemi
yazma; biriktirme eylemi
yazıt; biriktirme ediminde
damıtılmış düşünceler...

taylan köken