14 Mayıs 2020 Perşembe
tımarhane adası...
1 Haziran 2018 Cuma
dualar kalıcıdır...
29 Nisan 2014 Salı
eolya toprağı...
8 Şubat 2014 Cumartesi
kuşaklar...
7 Şubat 2014 Cuma
savaşın çocukları...
14 Ocak 2014 Salı
taaşşuk-u tal'at ve fitnat...
Şemseddin
Sami, Tanzimat Dönemi yazarlarındandır. 1850 doğumludur. Taaşşuk-u Talat ve Fitnat yani Talat ve Fitnat’ın aşkı Batılı
anlamda yazılan ilk roman olarak anılmaktadır. Yazar almış olduğu eğitimin
etkisiyle bu romanı o anlamda yazabilmiştir. Şemseddin Sami’nin asıl ünlü
yapıtı iki cilt halinde yayınlanan Kaamus-u
Türki adlı eseridir. Osmanlıcadaki tüm sözcükleri kapsayan bu eser
günümüzde dahi kullanılmaktadır.
Yazarın
eserlerinin tamamı irdelendiğinde o da Ahmed Mithat Efendi gibi topluma öncülük
eden, öğretmenlik yapan bir yazardır.
Yazar, Taaşşuk-u Talat ve Fitnat’ı 22 yaşında yazmış ve yazın yaşamına girmiştir. O dönemin modasına uygun olarak, Coşumcu(Romantik) akımına ait bir ürünüdür. Ayrıca roman içinde halk hikâyelerinden, mesnevilerden de örnekler bulunmaktadır.
18
yaşında yetim kalan Talat Bey, yine 1 yaşında öksüz kalan ve babasını dahi
tanımayan Fitnat’ın ilk görüşteki aşklarıdır. Bu aşk çok değişik oyunlar ve
entrikalarla şekillenecektir. Bu konulara girdiğimiz takdirde romanı okumanın
bir anlamı kalmayacaktır. Bu yüzden kalan hikâyeyi okuyucuya, merak edenlere
bırakmak gerekir.
Kitabı
günümüz Türkçesine Kemal Bek uyarlamıştır.
13 Ocak 2014 Pazartesi
acaib-i alem...
12 Ocak 2014 Pazar
zehra...
17 Kasım 2013 Pazar
cavurun karısı olmam...
4 Mayıs 2013 Cumartesi
felatun bey ve rakım efendi...
20 Şubat 2013 Çarşamba
canistan...
19 Şubat 2013 Salı
yalnızlığın özel tarihi...
Ahmet
Altan romanı için genel olarak başarılıdır denilebilir. Bu benim şahsi
düşüncem. Ahmet Altan, tarihi olayları temel alarak, oturttuğu ilişkiler
ekseninde hem kendi özel tarihini, hem de döneme not düşmektedir ve
irdelemektedir.
İttihat ve Terakki kökenli Hüsrev Bey, yüreğine sevgi yerine cinayet koyar. Birini öldürmek, onu sevmekten daha kolaydır. Hüsrev Bey nihayetinde geçte olsa aşkı bulmuştur. Nermin Hanım da aşkı arar. Bulunca da kaçar gider. Müberranım ise aşk içinde aşksızlığı yaşar. Kısaca roman mutsuz insanların arayışları üzerine kurulmuştur.
Kitaptan
kısa notlarla devam edelim:
Kendimi terk edip gitmekten korkuyorum, ben beni bırakıp gidivereceğim sanki, bence çıldırmak bu işte, kendimi bırakıp gidivermek, kalan da giden de yabancı olacak bana. Sf:12
18 Şubat 2013 Pazartesi
isyan günlerinde aşk...
Ahmet
Altan romanı için genel olarak başarılıdır denilebilir. Bu benim şahsi düşüncem
tabi. Ahmet Altan, tarihi olayları konu olarak seçip, oturttuğu bir ilişki
ekseninde hem kendi özel tarihini, hem de tarihe not düşmektedir ve
irdelemektedir.
İsyan Günlerinde Aşk 31 Mart Olaylarını incelemektedir. Yine roman kahramanlarının sırlarını, ihanetlerini, karanlık taraflarını bize aktarırken, insanın bilinmeyen yönlerine değişik pencereler açmaktadır.
Kitap, Kılıç Yarası Gibi romanının devamıdır. Aslında günümüzde yaşayan Osman’ı herkes deli sanmaktadır. Çünkü o bu devirde yaşamayan şahsiyetlerin özel hikâyelerini büyükbabası ve büyükannesi özelinde okuyucuya aktarmaktadır. Aşkı, insanı okura aktarmasını iyi beceren bir yazar Ahmet Altan. Tarihsel konulara değinse bile yazdığı kitaplar tarihsel roman olarak değerlendirilemez.
9 Şubat 2013 Cumartesi
anayurt oteli...
4 Şubat 2013 Pazartesi
sarı yazma...
3 Eylül 2012 Pazartesi
karıncayı tanırsınız...
2 Eylül 2012 Pazar
havada bulut yok...
12 Temmuz 2012 Perşembe
ölen adam...
ÖLEN ADAM / ROMAN / CAN / 2010 / 78 sayfa
DHL’in yazmış olduğu değişik kitaplardan biri. Ölen Adam İsa’dır. Hıristiyan inancına göre öldükten sonra Tanrının yanına aldığı İsa, Mesih olarak geri dönecek ve insanlığı kurtaracaktır…
DHL metninde ise İsa ölmemiş ve mezarından kaçarak önce fakir bir ailenin yanına yerleşmiş ve orada yaralarını sağalttıktan sonra, kitabın ikinci bölümünde ise bir İsis tapınağının rahibesi ile birlikte olur ve hatta rahibenin hamile kalmasına rağmen burada da rahat bırakılmadığından dolayı meçhule doğru giderek ortadan kaybolur…
Kitapta Hıristiyanların bakış açısı “bir şekilde” sorgulanır. İsa yani Ölen Adam öncelikle bir insandır. Bu bakış açısı ile yazılmıştır kitap…
Kitabın çevirisi çok sade bir dille Bilge Karasu tarafından yapılmıştır ve bu çeviri kendisine 1963 yılı TDK Çeviri Ödülü’nü getirmiştir.
Son olarak DHL sevdiğim bir yazardır. Bu kitabını da tavsiye edebilirim.
Taylan Köken
4 Temmuz 2012 Çarşamba
4.900.- TL
4.900.- TL / ROMAN / DOĞAN / 2001 / 285 sayfa
Frédéric Beigbeder’i “Aşkın
Ömrü Üç Yıldır” kitabıyla tanıdım ve diğer kitaplarını da peş peşe temin
ettim. Asıl mesleği reklam yazarlığı olan FB, bu kitabının adını da bir fiyat
etiketi olan 4.900.- TL olarak vermiştir.
İlk adı 3.900.- TL olan kitap, şu an 4.900.- TL’sı adıyla
da fiyat değişikliği nedeniyle adı değişen ilk kitap. Gerçi ben 2000 yılında
basılan kitabı 2002 yılında 925.000.-TL’sına almışım… Bu da başka bir metafor
olmalı…
Kitabı, Rena Akman çevirmiş.
Kitaptan devam edelim:
“Aşılanıyor bizlere,
Büyük acılar veren arzular.” Alain Souchon
*
“Kapitalizm komünizmi yendi.
Şimdi de kendini yiyor.” Charles Bukowski
*
Yaşasın büyümeyi tırmandıran fabrikaları çalıştıran büyüme!
Aman sakın düşünmek için durmayalım!
Sf:25
*
Her yazar ihbarcıdır. Edebiyat muhbirliktir. Sf:29
*
Tüketmek ile yok etmek arasında büyük bir fark
yoktur. Sf:32
*
“Kitlelerin sempatisini kazanmak istiyorsanız, onlara en
budalaca şeyleri söylemelisiniz.” Adolf Hitler sf:37
*
Bir kız, birlikte olduğu adama çocuk beklediğini
söylediğinde, adam kendine DERHAL “Bu kızla devam ediyor muyum?” diye sorar,
“Bu çocuğu istiyor muyum?” diye değil. Sf:72
*
Reklamın görevi, halkı, durum öyle olmadığında öyle
olduğuna inandırmak. Sf:87
*
Bir şey söylemiyorsam, iyiye işarettir: gözüm yemiyor
demektir. Gözüm yemiyorsa, iyiye işarettir: kafam karışık demektir. Kafam
karışıksa, iyiye işarettir: aşık oluyorum demektir. Ve aşık oluyorsam, kötüye
işarettir. Sf:156
*
İnsan uyanıkken nasıl uyanabilir? Sf:170
*
“Herkesin suçlu olduğu kilitlenmiş bir toplumda, tek suç
kendini yakalatmaktır. Hırsızlar dünyasında, bir tek kesin suç vardır, o da aptallıktır.” Hunter S. Thompson sf:211
*
Mutluluk mutsuzluğun yenilgisidir.
Mutluluk insanı mutsuz yapmaz. Sf:264
*
Ölümden korktuğumu sanırdım, meğer hayattan
korkuyormuşum. Sf:273
26 Haziran 2012 Salı
git kendini çok sevdirmeden...
GİT KENDİNİ ÇOK SEVDİRMEDEN / ROMAN / DOĞAN / 2002 / 179 sayfa
Kitap Tuna Kiremitçi’nin ilk romanı. Bir ilk roman için oldukça başarılı diyebilirim. Kazada oğlunu yitiren Arda Akad, Eskişehir’e anasının yanına sığınmıştır. Genç kızlık anılarına yeniden dönen Arda, bir de ilk aşkı olan erkeği yıllar sonra tekrar görünce, kitap şekillenir.
Sevmek ve gitmek üzerine yazılabilen güzel yapıtlardan biri…
Kitaptan devam edelim:
İnsan günlük tuttu mu belki de yıllarca ona elini sürmemeli. Üç gün sonra bakınca bizi derin utanca boğan satırlar, yirmi küsür yıl sonra gözümüze bir mucize gibi görünebiliyor. Yazının da kendine göre bir ömrü var demek ki. Sf:2
*
Birbirlerimizle uğraşmaktan, başka şeye zamanımız kalmıyor. İçimize doğru o kadar çok bakıyoruz ki önümüze birisi duvar koysa göremiyoruz. Canımız yanınca da haydi başa dönülüyor. Daha beter kapanıyoruz. Sf:98
Taylan Köken

