8 Haziran 2018 Cuma

şarap erdek'te bulundu...


Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi parçalar halinde yayınlanmaya devam ediyor. Önce 10 cilt transkripsiyonunu aldık, ardından Türkçe çevirisi parçalar halinde yayınlanıyor. Seyahatnamenin Cilt 5/1 kitabında şarabın bulunuşunu aktarıyor bize Çelebi. Kitaptan aynen aktarıyorum, buyurun:
   
Hicapsız (utanmaz) şarabın bulunuşunun sebebini bildirir
Yunan tarihçilerinin sözleri üzere, Cemşid bu Aydıncık diyarında doğup büyümüş zengin biri idi. Lâkin bunun bir güneş ve ay parçası kızı var idi. Cemşid onu bir an görmese duramazdı. Allah'ın hikmeti o yıldız gibi parlak kız hasta olunca nice bin tabipler ona çare aradılar, ama bir çare bulamadılar. Bir gün lânetli şeytan Cemşid'e usta hekim suretinde gelip kızın nabzına yapışıp:

"Bunun derdi ciğerdedir. Tez üzüm getirsinler" deyip

Cemşid ve şeytan üzümü sıkıp şişelere ve küplere koyup 40 gün olunca şeytan Cemşid m kızına bir kâse içki verince sanki kız uykudan uyanır ve şaraptan akıllanıp gördü ki bedenine hafiflik, eskisi gibi sağlık gelmiş. Hemen kız kalkıp doğru Cemşid'in katına gelip başından geçenleri ona bir bir anlattı.

Hemen Cemşid buyurup tabip şeytanı katına çağırıp şarap kabının ağzın açtılar, ama sanki ejderha ağzından ateşler çıkıp ağzı salyasından korkarak hekim şeytan için Cemşid için çeşnisini tuttular. Gördüler ki su ve ateş birbirleriyle zıt olup "İki zıt bir araya gelmez" iken su ve ateş bir yere gelmiş. Dışı acı ve içi tatlı bir safâ veren yapıdadır. Bu hikmetin hayranı ve bu şerbetin sarhoşu olup Cemşid’in kızına bu duhter-i rez (asma kızı, şarap) şerbetini verip içtikçe şifâ bulup sağlığına kavuşup al al yanaklar hâsıl bu Cemşid şarabından başkasında bulunmayıp ilaç için sata sata bu Aydıncık ve Erdek'de Cemşid meyhanecilik ede ede Kârûn malına malik olup tanrılık davasına başladı.

Ne kadar yaşadığı belli değildir, ama 700 yıl padişah olup ilim tartışmaları yapmak, silâh düzmek, kireç, üstübec, misk, ûd, reyhan, kalya misk, kaku çeşitleri, çadır, hamam, nefir (boru), zurna, ayna, sabun ve kiriş yapmak, halkı dört bölük edip bir bölüğü ulemâ, birini binici, birini sanat ehli ve birin çiftçi edip Istacr şehrini ve bu Aydıncık şehrini imar edip şarap içe içe aklına hafiflik gelip nikriz hastalığı derdinden tanrılık davasına kalkışmış, Şeddad bin Âd Cemşid'e galip gelip oğluyla Dahhâk-ı Mârî adlı vezirini Cemşid üzerine derya gibi asker ile gönderip Aydıncık adlı yerde dövüşerek Cemşid Ayasluk şehri kalesine kaçmıştır. Orada tuttuklarında Cemşid'i destere ile ikiyi biçip cihan halkı şerrinden emin olup Cemşid Ayasluk’da yatar. 

Sonra Ad ibn-i Şeddad şarabı yasak edip nice bin insanı katletti. Sözün kısası, şarap bu Erdek’de icat edilmiştir. 

Taylan Köken

7 Haziran 2018 Perşembe

bilmeceler...


LEONARDO DA VINCI
BİLMECELER/ANLATI/SEL/2001/51 sayfa.

Sel Yayınlarının Geceyarısı Kitapları dizisinden çıkan ilginç bir kitap daha. Türkçe çevirisi Samih Rifat tarafından yapılmış. Bilmeceler kitabının alt başlığı Kehanetler. Aslında kitaba isim için bu çok daha doğru bir tercih olurdu.

Rönesans saraylarına yalnız ressam olarak hizmet vermiyormuş Da Vinci. Aynı zamanda sarayda yapılan sanat gösterilerini hazırlayan, kompozisyonlar çizen, günümüzün deyimiyle kreatörlük yaparak da geçinen bir sanatçıdır o. O dönemin moda uygulamalarından biri de eğlence aralarına sıkıştırılan muammalar / bilmeceler’dir… Bu kısa aktarımı Samih Rifat’ın ön yazısından aktarıyorum.

Bu kitap günümüzde yüzlerce müzeye dağılmış olan Da Vinci’nin defterlerinden ve başka kaynaklarda ona atfedilerek yazılan kitaplardan derlenerek oluşturulmuştur. Sanatçının hayal dünyasını bize aksetmesi açısından ilginç örnekler vermektedir bu kitap ve o gözle incelenmelidir.
  
Kitaptan birkaç örnek aktarayım:

Güneş yuvarlağının yürek vuruşları.
Bir şey çıkacak ortaya, onu örtmek isteyecek kişiyi örtecek. Sf:13
*
Öğüt üstüne.
En gerekli olanı kimse bilmeyecek; bilinse bile yanlış bilinecek. Sf:14
*
Denizin büyük bölümü göğe kaçacak ve uzun süre geri dönmeyecek:
yani bulutlar. Sf:49
  
Taylan Köken

1 Haziran 2018 Cuma

dualar kalıcıdır...


TUNA KİREMİTÇİ
DUALAR KALICIDIR/ROMAN/DOĞAN KİTAP/2007/177 sayfa.

Dar mekânda sadece diyalogla geçen bir roman. Çok rahatlıkla iki ana oyuncu bir figüranla tiyatro eseri olarak kulllanılabilir. Bu anlamda ilave kurgularla ve oyunculukla bir tiyatro eseri olabilir ama benim ölçülerimde sıradan bir roman olarak kalacak.

Rosella ömrünün son dönemini İstanbul’da yaşayan bir Yahudi kadınıdır. Pelin isminde bir kız öğrenciyi kendisine yarenlik etmesi için tutar. Son günlerinde geçmişe giden Rosella Hanım gençliğinde, eşi Aldo ile yasak aşkı Enver Rigan ile yaşadıklarını anlatacaktır. Enver Rigan’ın tarifi Nazım Hikmet’tir. Pelin Hanım ise hayalinden uydurduğu değişik memleketlerden erkeklerle olmayan ilişkilerini uzun uzun madama aktaracaktır.
 
Rosella Hanım son nefesini vermeden önce tüm hikâyesini zor da olsa Pelin’e aktarır. Geride bırakmış olduğu mektupla da evini, kedisini ve yanında çalışan, hiç sesi çıkmayan hizmetçisi Zelda’yı ona bırakacaktır.

- Tanrılar farklı bile olsa dualar aynı Matmazel. Buda’ya edilen duayla Allah’a edilen arasında zannettiğimiz kadar büyük bir fark yok ki… Hasretler, ümitler, korkular… Benziyorlar aslında… Hatta Kudüslü bir şair “Tanrılar gelip geçer, dualarsa kalıcıdır” demiş.
- Güzel demiş.
- Bu yüzden birini mahkum etmeden evvel, dualarını dinlemek lazım bence. İnsan insanı ancak o vakit sahiden tanıyor. Sf.76

Taylan Köken