30 Haziran 2012 Cumartesi

troya'da ölüm vardı...

BİLGE KARASU
TROYA’DA ÖLÜM VARDI / ÖYKÜ / METİS / 2006 / 145 sayfa

Bilge Karasu itinalı dili ile yazınımızın özel karakterlerinden biridir. 1963 yılında basılan ilk kitabıdır Troya’da Ölüm Vardı. Giriş ve 12 öyküden oluşan bir kitaptır. Bölümler için öykü de diyebiliriz, “nitelikli” anlatılar da…
Anlatılar iç içe geçmiş kurgusuyla da bir bütünlüğü sağlamaktadır.
Bilge Karasu, yazın adına kafa yoranlar tarafından, tüm yapıtları okunması gereken bir yazar.  

Kitaptan çok kısa alıntılarla devam edelim:

“Sevda deri dedikleri
Bir zamzalak ağacı kadadır
Zamzalak ağaçların altında
Siz yoksunuz gölgeniz vardır” S.N. Şener sf:43
*
siz kadınlar bir şeye bağlanınca kusurları mil olup gözünüze çekilse gene de görmezsiniz sf:75
*
kör gözlere gözlük zaten yaramaz sf:77

Bütün kadınlar gibi canı yanmalıydı, sevilirken bile… sf:89
*
Güvenin, öldüğü yerde başlayan yıkıntısını anam düşlerinde işledi, besledi.
Annem bana güvenmedi, biliyorum, biliyordum. Birbirimizi sevdiğimiz için. Ama ben sevdiklerime güvendim. Yanılmışım güvenirken. Güvendiğim için değil, eksik sevdiğim, sevmesini bilmediğim, sevginin kıyısında yaşayan çakıl kişileri denizin parçası sayıp saygıdan fazlasını gösterdiğim, sevgiyi onlara da sıçrattığım için yanılmışım. Bunu düşünürken bile yanlışlığa boğuluyorum. İnce hesaba kaçtığım için. Sf:104-105

Taylan Köken

29 Haziran 2012 Cuma

cehenneme övgü...

GÜNDÜZ VASSAF
CEHENNEME ÖZGÜ / ARAŞTIRMA / İLETİŞİM / 1999 / 277 sayfa

Gündelik Hayatta Totalitarizm alt başlığı ile yayınlanan kitabın arkasında; “Totalitarizmin kendini sürekli yeniden üretmesi, yalnızca baskıcı güçlerin zora dayalı yöntemleriyle değil, bireylerin de sınırlı bir özgürlüğe razı olmasıyla gerçekleşir” diyerek insanı ve onun zayıflıklarının yaratmış olduğu sorunları irdelemektedir kitabında.
Gündüz Vassaf hocamız kitabında gündelik yaşamda kabul ettiğimiz kavramları sorguluyor, her şeye yeniden bakmamız için bizi farklı bir söylemin içine sokuyor.

Kitaptan bazı notlarla devam edelim:
“İşin saçma tarafı, en saçmasını bile filozofun birinin çoktan söylemiş olması. “ Cicero
*
“Asıl açıklanması gereken, neden aç insanın çaldığı ya da sömürülen adamın grev yaptığı değil, neden aç insanların çoğunun çalmadığı ve sömürülenlerin çoğunun greve gitmediğidir.” Wilhelm Reich
*
Gece, düzen güçleri uykudadır. sf:16
*
Tüm kurumlar totaliter değil midir zaten? sf:16
*
Uyuyamayan, uykusuzluk hastalığı çeken kişiler, karanlığın getirdiği sınırsız özgürlük ve gerçeklikle baş edemeyen kişilerdir aynı zamanda. sf:21
*
“Yaşamın anlamı” gece duyumsanır ve sorgulanır. Kimse bunu öğle yemeği sırasında tartışmaz. Yaşam, gecenin konusudur. sf:22
*
Cennete giriş, başkalarının yargılarına bağlıdır. sf:27
*
Günümüzde cehennem kendilerine inananların, cennet ise paralı askerlerin mekanıdır. sf:30
*
Hepimizin önce yürümeyi, sonra yüzmeyi öğrenmesi kültürel bir kaza sayılır. sf:37
*
Dünya ve evren değişiyor, sözcükler değişmiyor. sf: 39
*
Deliler, deliliklerinin özgürlüğünü yitiriyor. sf:46
*
İyi bir general, verdiği komutlara uyulacağını önceden bilen generaldir. sf:48
*
Gerçekten denetleyemediğimiz tek şey olan düşlerimizi de ya unutur ya da bastırırız. sf:51
*
Biz gerçeğin kendisiyiz. Bırakın oyunlarını oynasınlar. İktidarların en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamaktır. sf:95
*
Çoğu zaman, ezilenler, kendilerini ezenler gibi olmaya özenirler. Bir zamanlar ezilmiş olanların, birinci sınıf ezenler olduğu görülmüştür. sf:107
*
Eskiden olduğu gibi hala yöneticilerimiz var. Farklı olan, yasallıklarını Tanrı’dan değil, bizden almaları. sf:131
*
“Hasta olduğun için değil, hayatta olduğun için öleceksin.” Lucius Seneca sf:154
*
“Çocuklar hayata ana babalarını severek başlar, zamanla onları eleştirir ve nadiren affederler.” Oscar Wilde sf:242

Taylan Köken

28 Haziran 2012 Perşembe

cennetin dibi...

GÜNDÜZ VASSAF
CENNETİN DİBİ / ARAŞTIRMA / İLETİŞİM / 1999 / 246 sayfa

Modern Zamanlarda Eğlencelik Hayat alt başlığı altında yayınlanan kitapta Gündüz Vassaf hocamız mizahi diliyle modern zamanların insan üzerinde yaratmış olduğu neticeleri gözler önüne seriyor. Cennetin Dibi’nde aslına bu cennet ya da yaratılmış olan yalancı cennet eleştiriliyor.
Bu kitap okununca gerçek hangi gerçek, kurgu hangi kurgu sorularını soracaksınız. Bu da hocanın usta kaleminden kaynaklanıyor.

Kitaptan çok birkaç alıntı yapacağım. Ama şöyle diyebilirim ki kitabın yarısının altı çizilidir…

Akıl kendi kendinin yeridir
ve kendi başına
Cehennemi cennete
cenneti cehenneme
çevirebilir
Şeytan, John Milton
*
Zehri yaratan, panzehiri de bulmanın ustasıdır. Ben de “saf değiştirip” bu kez bir danışma şirketi açtım. Sf:37
*
“Hapishaneler yasa taşlarıyla, kerhaneler ise din tuğlalarıyla inşa edilir.” William Blake sf:46
*
Kadın niçin bekaretini teslim ettiği erkeği hiç unutmaz ve onu hayatı boyunca hayal eder, sever? Ve tersine niçin erkek ilk beraber olduğu kadını önemsemez düşündün mü hiç? Çünkü cinsel ilişkide erkek kadını mükemmelleştirirken, kendisi eksilir. Ve tabii ki erkekler kendisini eksilteni unuturken kadınlar mükemmelleştireni hatırlar. Sf:112     

Taylan Köken

27 Haziran 2012 Çarşamba

12 mart'tan sonra...

MEHMET ALİ AYBAR
12 MART’TAN SONRA / ANI / SİNAN /1973 / 484 sayfa

“Gülümseyen Sosyolozim”in mimarı olan Mehmet Ali Aybar’ın 1970 askeri darbesinden sonra mecliste yapılan konuşmalarını içermektedir. Türkiye İşçi Partisi İstanbul milletvekili iken mecliste yapmış olduğu konuşmalar şu başlıklar altında toplanmıştır:

·        Anayasa Değişiklikleri Üzerine
·        Sıkıyönetim Üzerine Konuşmalar
·        Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmemesi Üzerine Konuşmalar
·        İçtüzük Değişiklikleri Üzerine Konuşmalar
·        Çeşitli Konulardaki ki Konuşmalar

Mehmet Ali Aybar önsözde şöyle diyor: Demokratik bir yaşantıdan, demokratik eğilim ve davranışlardan söz edilebilmesi için, kimi temel doğruların bilinmesi ve demokratik bir kültür düzeyine kitlece ulaşılması gerekmektedir. Ayrıca siyasa adamlarının demokratik inanca bağlılıkları da, bu gelişmeyi sağlayan etkenler arasında bulunmaktadır. Bu oluşma bir yönü ile bir takım teorik sorunlar ortaya çıkarırken, bir yönü ile de bir takım pratik sorunlarla bizi karşı karşıya bırakır. Bundan dolayıdır ki, parlamento temel bir kural olmuş ve parlamentoya yansıyan çeşitli görüşler tekrar topluma maledilerek demokratik yaşam bir kat daha sağlamlaşmıştır.     

Taylan Köken

26 Haziran 2012 Salı

git kendini çok sevdirmeden...

TUNA KİREMİTÇİ
GİT KENDİNİ ÇOK SEVDİRMEDEN / ROMAN / DOĞAN / 2002 / 179 sayfa

Kitap Tuna Kiremitçi’nin ilk romanı. Bir ilk roman için oldukça başarılı diyebilirim. Kazada oğlunu yitiren Arda Akad Eskişehir’e anasının yanına sığınmıştır. Genç kızlık anılarına yeniden dönen Arda bir de ilk aşkı olan erkeği yıllar sonra tekrar görünce, kitap şekillenir.

Sevmek ve gitmek üzerine yazılabilen güzel yapıtlardan biri… 

Kitaptan devam edelim:

İnsan günlük tuttu mu belki de yıllarca ona elini sürmemeli. Üç gün sonra bakınca bizi derin utanca boğan satırlar, yirmi küsür yıl sonra gözümüze bir mucize gibi görünebiliyor. Yazının da kendine göre bir ömrü var demek ki.  Sf:2
*
Birbirlerimizle uğraşmaktan, başka şeye zamanımız kalmıyor. İçimize doğru o kadar çok bakıyoruz ki önümüze birisi duvar koysa göremiyoruz. Canımız yanınca da haydi başa dönülüyor. Daha beter kapanıyoruz. Sf:98

Taylan Köken

25 Haziran 2012 Pazartesi

ayvalık'ı gezerken...

AHMET YORULMAZ
AYVALIK’I GEZERKEN / GEZİ / GEYLAN / 1998 / 176 sayfa

Ahmet Yorulmaz’ın elimizde bulunan kitabı 1998 yılında 5. baskısını yapmış olan bir kitaptır. Yeni baskılarını da gördüğüm kitabın boyutları genişlemiş ve içine daha fazla resimler ilave edilmiştir. Kitap ilk baskısını 1977 yılında yapmıştır.

Ayvalığa gelen herkes için ideal bir kaynak kitaptır. Her yörede yerel araştırmacıların yapması gereken ve yöresini tarihiyle, gezilecek yerleriyle, mitolojisi, yemeğiyle ve anılarıyla yazması gerekiyor. Ahmet Yorulmaz ve kitabı bunun çok güzel bir örneği…

Tarihi ve mimarisi ile özel bir yer olan Ayvalığı tanımak isteyenler için ideal bir kitap.       

Taylan Köken

24 Haziran 2012 Pazar

bekçi...

ENİS BATUR
BEKÇİ / DENEME / OĞLAK / 2003 / 187 sayfa

EB deneme yazının “Başyazar”ıdır… Ece Ayhan onun için “Kurcalıyor” demiştir. Evet EB kurcalayan, araştıran, bırakmayan bir yazar. Hele onun biçemi benim yazın anlayışıma çok uygun bir yazar. Ömrü bol olsun…
Kitabın arkasından bir notu aktaralım: Bekçi, hem geleneksel bir Enis Batur kitabı… Hem edebiyatın adasına giden yolu imleyen işaretlerin metinleri.

Kitaptan devam edelim:

Yazı zaten yol göstermez. Sf:17
*
Açık deniz hep en eski korkuyu besler. Sf:23
*
“Herkes yazıyor artık, bana kalırsa bir tek yazmadan duramayanlara yazar denilebilir.” Ali Teoman sf:26
*
Yaşlılıklarında, iki eski dost, Goethe ve Müller, her gün buluşup birkaç saat hiç konuşmaksızın birlikte geçirir, ertesi gün buluşmak üzere ayrılırlarmış. Sf:44
*
Bir Gölge Oyunu denemesinin tamamı…
*
Aylar geçti. Sızı da.
Kalan, belleğimde bir- sf:103
*
Anlamı kurcalamak ancak şüpheyle bir tutulabilir, iman sözkonusuysa kabul yeterlidir. Sf:108
*
Hikaye Dikmek – Kendi Kendinin Terzileri denemesinin tamamı…
*
“Gülmek, bir tür denge arayışıydı.” Mehmet Mümtaz Tuzcu sf:112
*
Kibir denemesinin tamamı…
*
Büyük kavga, Hayat.
Bazı insanlar, pusulamızın kuzeyi. Sf:124
*
“Her şeyi elinden geldiğince iyi yapmaya çalışmak.” Lévi-Strauss sf:129
*
Önce denemesinin tamamı…
*
Son Yüz denemesinin tamamı…
*
En yakınındaki insanın büyüsünün, sizin karşı-büyünüz olması halini ne kadar anlasanız, tam anlayamazsınız.
Sizi uçuran düş, ötekini en yüksek noktadan, kanatsız, yere çalınasıya boşluğa bırakabilir. Sf:153
*
Lüks: Siyah, Kanlı Işık denemesinin tamamı…
*
Sanı denemesinin tamamı...

Taylan Köken

23 Haziran 2012 Cumartesi

talat paşa'nın anıları...

ALPAY KABACALI
TALAT PAŞA’NIN ANILARI / ANI / İŞ B.Y. / 2000 / 185 sayfa

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önderlerinden olan Talat Paşa Osmanlı’nın son dönemlerinin politikalarında çok önemli yer alan şahsiyetlerden birisidir. 1874 yılında Edirne’de doğan Talat Paşa’nın ömrü 1921 yılında Berlin’de Ermeni Sogomon Teyleryan’ın suikastı ile sonlanmıştır.

2015 yılına geliyoruz yavaş yavaş. Ermeniler 1915 olaylarının 100.yılında muhakkak dünya çapında çok büyük olaylara ve eylemlere kalkışacaklardır. Ermeni sorunu ise Türkiye için hep bir problem olarak varlığını sürdürecektir. Tarihi gerçekler devletler tarafından politika unsuru yapıldığı sürece aydınlanamayacak ve tartışmalar kuşaklar boyunca devam edecek gibi görünüyor.

Tam da bu noktada Ermeni göçünü yapan kadrolarda olan ve yönlendiren, Ermeniler tarafından da baş sorumlulardan biri olarak gösterilen, Talat Paşa’nın anıları çok önemli olmaktadır. “Neyi, niçin yaptık” noktasında Talat Paşa bence tüm sorumluluklarının bilincinde bir siyasetçi olarak anılarını içtenlikle yazmıştır. Muhakkak pişmanlıkları vardır. Fakat bunların oluş sebeplerini de içtenlikle paylaşmaktadır.

Bir parantez Alpay Kabacalı’ya açılmalı. Bu kitap başkası tarafından ele alınsaydı sanırım bu kadar temiz(!) olmazdı… Onun tebrik etmek lazım hem duru Türkçesi için, hem de objektifliği için…

Her Türk’ün boynuna asılmak istenen ve Batı tarafından özellikle işlenen “barbar” kavramının boyutları sanırım bu kitapla barbarlığın bir ırk meselesi, din meselesi olduğu değil, bir insanlık meselesi olduğunu bize açıkça gösteriyor.

Kitapta altını çizdiğim o kadar çok satır var ki, onları buraya aktarmam imkansız. Eminim sizlerde bu kitabı okuyunca Ermeni Meselesine daha farklı bir gözle bakacaksınız. Bu kitap, önemli bir kitap. Muhakkak okunmalı…             

Taylan Köken

22 Haziran 2012 Cuma

aşk yolunda istanbul'da neler olmuş...

REŞAD EKREM KOÇU
AŞK YOLUNDA İSTANBUL’DA NELER OLMUŞ / TARİH / DOĞAN / 2003 / 151 sayfa

REK tarihi yazmaktan ziyade nasıl anlatılması gerektiği konusunda yetkin bir kişidir. Meddah tarzıyla yazmış olduğu kitaplar tarih seveni, sevmeyeni hemen sarıyor. Onun dili gerçekten güzel. Ezbere dayalı tarihi anlatımı reddeden yazar, kitapları ile makaleleri ile yazın dünyamızın nadide şahsiyetlerinden birisidir. En büyük yapıtım dediği İstanbul Ansiklopedisini ise tamamlayamamış olması ne kadar üzüntü vericidir. 
Kitap dört meddahın dört hikayesinin REK tarafından düzenlenerek anlatılmasıdır. Kitabın adını ise Ahmed Midhat Efendi’nin “İstanbul’da Neler Olmuş” kitabından esinlenerek almış ve önsözde tarih AME’nin yazdığı gibi yazılmaz benim yazdığı gibi yazılır demektedir.
Kitaptan herhangi bir bölüm aktarmayacağım. Çünkü bu kitap, okurların kütüphanesinde olması gereken bir kitap. Diğer REK kitapları gibi…  

Taylan Köken

21 Haziran 2012 Perşembe

yirmi şiir...

LA FONTAINE
YİRMİ ŞİİR / ŞİİR / OĞLAK / 1996 / 87 sayfa

Karga ile Tilki’yi kim tanımaz? La Fontaine’den başka başka fabllar… Ama La Fontaine yalnız fabl yazarı değildir. O aynı zamanda bir şairdir.
Bu kitabında toplanan 20 şiir onun şairliğinin kanıtıdır. İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Oğlak Yayınlarının ortak çalışması olan bu kitap Ahmet Soysal tarafından çevrilmiş. Kitapta çift dilli yayınlanmıştır. Komet’in desenleri de işin daha değerli olmasını sağlamış.

Kitaptan devam edelim:

Baş güzel ama beyin yok.
Nice büyük de büsttür bu şekilde! Sf:25
*
Bu dünyada yardımlaşmak gerekir.
Eğer komşun ölürse,
Sana kalır onun yükü. Sf:33
*
Kalp kolaylıkla izler aklı:
Bu kaynaktan gelmiştir
Pagan yanılgı, nice
Halklar içinde yaygın. Sf:37
*
İnsan buz kesilmiştir doğrulara,
Ama yalanlar için ateşlidir. Sf:39
*
Aşk denilen tanrı yoksun değildir sevmekten
Meşalesi yakar kendini bazen; sf:75

Taylan Köken

20 Haziran 2012 Çarşamba

yer bezinden bir köle...

HÜSEYİN PEKER
YER BEZİNDEN BİR KÖLE / ŞİİR / OM / 2000 / 84 sayfa

1946 İzmir doğumlu şair değişik dergilerde yayınladığı şiirlerle tanınmaya başlamıştır. 1997 yılında İnsan Arkadaşınındır şiir kitabını yayınlamıştır. 2000 yılında yayınlanan Yer Bezinden Bir Köle şiir kitabıyla Ceyhun Atıf Kansu ödülünü kazanmıştır. 2007 yılında ise Tek Vuruş kitabıyla Necatigil Şiir Ödülünü kazanmıştır.
Bu kitabında şairin şiire, eleştiriye ve yaşama dair şiirleri bulunmakta.

Kitaptan sadece “Kurutulmuş Yapraklar, Şairler ve Çiçekler” şiirinin başını alacağım:

Ben, sayfaları arasında sarı yapraklar, şairler, kurutulmuş çiçekler
Barındıran bir sanat dergisiyim; okumayı bırakmış bir öykücünün kitaplığında
Güneşi bekleyen; hani o titreyip, nasıl batacağını unutmuş gölgeli güneşi
Yağmuru izleyen; bir gün yağar, canlanır şairlerim, kuru yapraklarım diyen
Ben şafak delisiyim, o dergideki kurumuş şairlerden birisiyim sf:31

Taylan Köken

19 Haziran 2012 Salı

çocuklar, gençlik ve eğitim üzerine...

WALTER BENJAMIN
ÇOCUKLAR, GENÇLİK VE EĞİTİM ÜZERİNE / ARAŞTIRMA / DOST / 2001 / 125 sayfa

Pedagoji üzerine (belki bilmeden) yazılar yazan, gençlik hareketleri, burjuva ve proleter çocuk eğitimi, oyun ve oyuncak konuları, gençlik ve deneyimli kişilerin zıtlıkları üzerine yayınlamış olduğu makalelerden bazılarının kitaplaştırılmasıdır yapıt.

Benjamin Alman kültürünün yetiştirmiş olduğu önemli bir eleştirmen, düşünür ve estetik kuramcısıdır. Çocukluk ve çocuklukta yaşananların yaşama nasıl bir izdüşümü ile yansıyacağı üzerine kafa yormuştur.
Kitabı Mustafa Tüzel çevirmiş. Çevrinin zorluğundan mı, metinin zorluğundan mı kaynaklanıyor bilmiyorum ama ilk birkaç metinin ne demek istediği gerçekten zor anlaşılıyor. Bu metinleri geçince dil sadeleşiyor. Bu ilk metinler yazarında ilk dönem çalışmaları aynı zamanda… Kitap yıllar geçtikçe daha anlaşılır ve hatta okunabilir hale geliyor. 

Kitaptan devam edelim:

Ahlaksal bir topluluğun gündelik yaşamı dinselliğin damgasını taşır. sf:12
*
“Araştırmacı için yanılgı hakikat yolunda yeni bir yardımdır sadece.” Spinoza sf:18
*
Vitrinlerden birinde, çok sayıda eski ürünün arasında modern çağı temsil eden, cilalı ahşap figürlerin nazenin silüeti oyuncak endüstrisinin lehine değil; çocuğun oyuncak olarak neyi istediğinden çok, yetişkinlerin oyuncak deyince neyi düşünmekten hoşlandıklarını gösteriyorlar. sf:62
*  
Çocuklar dünyaya uzak ve küstahtırlar. sf:63
*
Bu dünyayı bir fantezi alanında, arı bir çocukluğun ya da sanatın periler ülkesinde kurmak olanaksızdır. Oyuncak, yetişkinlerin gereçlerinin taklidi olmadığında bile, ortak bir mülkün paylaşımından çok, yetişkinin çocukla paylaşımıdır. sf:70
*
Çok eskilerden beri çıngırak kötü ruhları kovmak için yeni doğanların eline tutuşturulan bir gereçtir. sf:71
*
“Kimi şeyler iki kez yaşanabilseydi, her şey çok iyi düzeltilirdi.” Goethe sf:74
*
Kim bilir kaç kişinin, ona tüm dünyayı çağrıştıran eski bir oyuncak kutusu vardır? sf:74
*
Pullar büyük devletlerin çocuk odasında takdim ettikleri kartvizitlerdir. sf:80
*
Tarihin çöplerinden, tarih yapmak. sf:103
*
“Masal, çocuğun kendisini kahramanla özdeşleştirmesini sağlar. Bu özdeşleştirme gereksinimi, çocuğun büyükler dünyası karşısında duyumsadığı zayıflığa karşılık düşer.” Freud sf:111-112

Taylan Köken

18 Haziran 2012 Pazartesi

iyi uykular sayın seyirciler...

UĞUR DÜNDAR
İYİ UYKULAR SAYIN SEYİRCİLER / ANI / BİLGİ / 2012 / 216 sayfa

Malumunuzdur, yılların gazetecisi, televizyoncusu Star TV satılınca işsiz kaldı. İyi ki kalmış aslında. Yoksa bu kitap belki hiç olmayacaktı. Madem boşum, bari şu anılarımı bir toplayayım demiş Sayın Dündar ve çok iyi yapmış.
Biz hem nasıl işsiz kaldığının ayrıntılarını, hem günümüz medyasının içler acısı durumunu, hem de aslında yarın hangi yolda devam etmek gerektiğinin ipuçlarını öğreniyoruz bu kitaptan. Gerçekleri, yalnız gerçekleri öğrendiğimiz haberlerinin yanı sıra, bazı özel durumlar, birebir ilişkileri de kitabına almış Uğur Dündar, ama yine kimseyi kırmıyor satırlarında, sadece kırılganlıklarını tarihe bir dipnot olarak düşüyor.
Bu kitaptan alıntı yok. Zaten Nisan 2012’de basılan kitap Mayıs 2012 ‘de 17. baskısına ulaşmış. Ben bu kitapta Uğur Dündar’ın Sözcü Gazetesine gideceği varsayımını yaparken zaten orayla anlaşmaya vardı ve gazetecilik görevine başladı. Ama onun asıl başarısı yıllarca, zevkle izlediğimiz Arena Programı.
Gün gelir reyting derdine düşen bir patronu da, iktidar korkusundan kurtarıp programını yayınlamaya razı edersin belki…        

Taylan Köken

17 Haziran 2012 Pazar

haramzade...

UĞUR DÜNDAR/HALUK ŞAHİN
HARAMZADE / ANLATI / AD / 1995 / 223 sayfa

Alt başlık: Arena, Halil Bezmen’in Hazinesinin Peşinde: Belgeli Bir Araştırma Gazetecilik Serüveni.
Kitabı okuduğumuzda bu serüveni aynı bir dizi belgesel veya haber programı gibi sade, akıcı, fakat bir o kadarda sürükleyici tadıyla hemen bitiriveriyorsunuz. Bu haberin bir aşamasında Haluk Şahin ile birlikte hareket ettiğinden olsa gerek kitabı da onunla birlikte yazmış veya onu kitaba ortak etmiş.

Kitabın baş kahramanı; Halil Bezmen. Mağdurlar; Türk Halkı ve şirket çalışanları… Kitabın trajedisi; yıllarca çalışarak isim ve servet yapan ve hayırsız bir evlat yüzünden sıfırlayan aile efradı…

Bu kitabı bulup okursanız, iş hayatında neler yapılmaz bunları da öğrenebilirsiniz…

Not: Halil Bezmen ne yapıyor dedim kendi kendime ve Google’da araştırdığımda YouTube’da yayınlanan iki videosunu gördüm. İzledim. Cemil Barlas ve Nail Keçili ile birlikte Pazartesi Sohbetleri diye iki bölümlük video çekilmiş. Kanaatim Halil Bezmen’in yaşananlardan hiçbir ders çıkarmadığıdır… O havası, olaylara ben merkezci yaklaşımı tüm bunları hak ettiğinin de delili. Ama önce kitap, sonra video!       

Taylan Köken

16 Haziran 2012 Cumartesi

babalar en aptalca şeyleri söyler...

BRUCE LANSKY – K.L. JONES
BABALAR EN APTALCA ŞEYLERİ SÖYLER / ANLATI / PAPİRÜS / 1996 / 96 sayfa

Kitabın arkasından aktaralım: İşte her şeyi bildiğini düşünen babalar ve çocuklarına bunu kanıtlamak zorunda kalan aileler için mükemmel bir armağan kitabı.
·        Patron benim, benim dediğim olur.
·        Niçin? Çünkü ben öyle istiyorum.
·        Bana sorma annene sor.
·        Niçin harçlık istiyorsun?
·        Ben senin yaşındayken harçlığımı kendim kazanırdım.
·        Seni beklemiyorum, gazete okuyorum.

Ve bunun benzerleri bir çok anlamlı(?) anlamsız sözler söylerler babalar. Kimden mi biliyorum, ben de babayım çünkü.

Bence Babalar Günü için kitap düşünenler için ilginç bir seçim, tabi bulabilirseniz. Bir de kitabın sonunda kendi babanızın resmini yapıştırabileceğiniz bir sayfa ve ardından babanızın “abes sözleri” bölümü var…

Taylan Köken 

15 Haziran 2012 Cuma

istiridye çocuğun hüzünlü ölümü...

TIM BURTON
İSTİRİDYE ÇOCUĞUN HÜZÜNLÜ ÖLÜMÜ / ÖYKÜ / OM / 1999 / 126 sayfa

Tim Burton 1958 yılında Kaliforniya’da doğan Amerikalı film yönetmenidir. Yazmaya ve film çekmeye devam ediyor.
Çeviri Tarık Günersel’e ait.
Resimler ilgi çekici. Kitabı bu resimler de kurtarmıyor diyebilirim. Grafikler Hüseyin Vatan’a ait.

Taylan Köken

14 Haziran 2012 Perşembe

makriköy'e dönüş...

SELÇUK EREZ
MAKRİKÖY’E DÖNÜŞ / ROMAN / DOĞAN / 2003 / 185 sayfa

Selçuk Erez İsmail Hakkı Paşa’nın ve Hatice İhsan Hanımın yaşamını, anılarını kendi kurgulaması ile yarattığı bir anı roman türü “Makriköy’e dönüş”. Bakırköy’lü olduğumdan dolayı çıkar çıkmaz almış ve bir solukta okumuştum. Satırlarda eski Bakırköy’ü aradığımı itiraf etmeliyim ve bulamadığımı da…

Taylan Köken

13 Haziran 2012 Çarşamba

büyük iskender...

PLUTARKHOS
BÜYÜK İSKENDER / ARAŞTIRMA / RADO / 1980 / 170 sayfa
Makedon Kral Büyük İskender tarihin en önemli şahsiyetlerinden biridir. Adı değişik efsanelerle anılan hem Batıyı hem de Doğuyu etkileyen ve kısa yaşamında dünyayı ele geçirmiş ve büyük bir imparatorluk kurarak erken yaşta vefat etmiştir.
Onun büyüklüğü yalnızca savaş zekası ve hırsı değildir, en az kendisi kadar değerli olan yanındaki komutanları, danışmanları ve dönemin bilim adamlarını hep yanında toplamış ve onların görüşlerine saygı duymuştur. 20 yaşında tahta oturan İskender büyük bir hızla ve kararlılıkla Anadolu’ya girer, dönemin en büyük devletlerini teker teker dize getirerek Afrika, Mısır, Asya ve Hindistan’a kadar olan toprakları 13 yıl gibi bir sürede ele geçirir ve 33 yaşında Asya seferinden dönerken Babil’de vefat eder.
MS.46-120 yıllarında yaşamış olan Plutarkhos Büyük İskender’in hayatı da olmak üzere 23 kişinin yaşamını anlattığı bir seri kitap yazmıştır. Kitabı Türkçeye Vahdet Gültekin çevirmiştir.
Kitap dönemin anlatımına göre daha çok efsanevi bir hava yazılmıştır. Günlük yaşamla ilgili fikirlerde vermesi ve özellikle İskender’in kişiliğine ve ruh yapısından örnekler sergilemesi dikkat çekici.

Kitaptan devam edelim:

En sevdiği kitaplardan biri İliada idi.
İskender bu kitabı, kılıcı ile birlikte, hep yastığının altında bulundurmuştur. sf:21
*
Genç prens başlangıçta öğretmeni Aristoteles’i pek sever, hatta babası kadar sevdiğini söylerdi. “Biri bana hayat verdi, öbürü de yaşamak sanatını öğretti” derdi. sf:22
*
Kendisinin ölümlü bir varlık olduğunu özellikle şu iki şeyden anladığını söylerdi: Uyumak ihtiyacı, aşk ihtiyacı. sf:51
*
Hareket halinde bulunduğu zamanlar yoluna gitmekten onu ne şarap alıkoyabilirdi, ne uyku, ne oyun, ne kadın: hiçbir şey. sf:52

Taylan Köken

12 Haziran 2012 Salı

bir ırmakla düello ediyorum...

ÖZKAN MERT
BİR IRMAKLA DÜELLO EDİYORUM / ŞİİR / OĞLAK / 1995 / 95 sayfa

Özkan Mert’in kendine has ve güzel şiiri bu kitaba da damgasını vurmuş. Kitap bütün olarak da güzel. Şiiri ve Özkan Mert’i sevenlere tavsiye ederim.

Kitaptan devam edelim:

Öpüştüğüm güzelin
adını soruyorsanız: Mayıs
Geceleyin yıldızlarla flört eden
gül’leri ben yetiştirdim sf:17
*
Tanrı öpecek hepinizi bir gün sf:19
*
C, Cemal Süreya değilse, kimdir? sf:20
*
Ah! Günbatımı
bir komplodur zaten
Aşk’sa kaybolmaktır haya’a
Biliyor musun sen de ne yap? Git? Sf:21
*
Yaşadığım her gün
ağlayacağım senin için… sf:25
*
Ne kadar çok şey bilirsem
söyleyeceğim şeyler o kadar azalıyor sf:41
*
En güzel kavgayı barlarda Kürşat çıkarır
elindeki rakı bardağını
bir çivi gibi saplıyarak geceye sf:43
*
Herkes bir şeyi sever:
Bay İsa çivileri severdi
Bay Muhammet ise zevcelerini sf:45
*
Aşık değilseniz
Deniz öpmez ki sizi sf:50
*
Havva anamız elmayı değil
Yılanı ısırsaydı ne olurdu? sf:60
*
-Aşk hepimizin Venediği sf:75

Taylan Köken

11 Haziran 2012 Pazartesi

sen sen sen...

ÖZDEMİR ASAF
SEN SEN SEN / ŞİİR / İŞ BANK./ 2003 / 71 sayfa

Özdemir Asaf şiirlerinden çok aforizmalarıyla ünlüdür. Boysa bu bilge bakış açısı şiirlerinde de çok rahatlıkla görülmektedir. Şiirini minimalize ederek yazan şair, düşünceye dayalı kalmayı başarmış özel bir dilde ustalaşmıştır.

Asaf’ı kim tanımaz ki! Onun yazdığı tüm yapıtlar, edebiyat okuruyum diyen kim varsa, onlar tarafından okunmalıdır.    

Kitaptan sadece iki ufak şiirini aktaracağım:

KIVILCIM

Ama ben en çok şeyi
En kısa zamanda sana söyledim…
Yalnız sana. sf:41
*
SAYGI

Sana güzel deyorlar,
Sakın olma. sf:45

Taylan Köken

10 Haziran 2012 Pazar

kabareden emekli bir 'kızkardeş'...

LİNA SALAMANDRE
KABAREDEN EMEKLİ BİR “KIZKARDEŞ” / ŞİİR / OĞLAK / 1995 / 92 sayfa

Lina Salamandre “Dişi Bir Serzeniş”. 1891 yılında Rus diplomat ile Fransız bir anadan doğuyor. Rusya’da iyi bir eğitim alıyor. Rusçayı, Fransızcayı, İngilizceyi ve anadilim dediği piyano çalmasını öğreniyor. Annesi birlikte gittiği Fransa’da şiir yazmaya başlıyor. 47 yaşında ölen Lina’nın bilinen tek kitabı ise çok sevdiği büyük aşkı Ruth Huntley’e adadığı 32 sayfalık 20 şiirden oluşan “Smallness”.

Kitap bu şiirlerden, Lina’nın Ruth’a yazdığı birkaç mektuptan ve Ruth’un Lina için yazdığı bir “sonsöz”den ibaret…

Kitabı bence okunası yapan ise Haydar Ergülen’in çevirisi… Güzel bir kitap. Bu kitabın kıyada köşede kalması ise ayrı bir soru işareti. Mutlaka okunması gerekli…

Kitaptan devam edelim:

‘Sondan Başlamak’la ilgili yazdıklarını okuyalım: “Üçüncüsü: Hazırlık… Arada, bir sessizlik bırakmak. İkincisi: Yakalamak… Bütün yolları açmak. Birincisi: Duymak…Bir ihtiyacı anlamaya çalışmak. Sf:12
*
ah, kollarım yeter seni yarın yine
cennetin eşiğinde melek gibi sarmaya.. sf:18
*
mavi tango mavi alkol mavi caz
ben de mavi olaydım öfke yerine! Sf:20
*
bende bir mektubunuz eskiyor, büyüsün gönderirim sf:21
*
dünyada herkese bir rüzgar eser sf:23
*
içim dışım sessizlik
senin gövden üst üste
konuşmuyor, sevişmiyor
çünkü kimse, çünkü kimse sf:26
*
herkesin cehennemi aşk kılığında sf:27
*
keşke ellerini tanımasaydım
keşke seni bu kadar anlamasaydım sf:30
*
uzun bir boşluğum vardı, can çekişen
bir çiçeğin ölümüne ekledim.
---
kadındım, omzumda bir ünlem vardı sf:32
*
bazıları hayatlarını
daha çok şaşırmak için harcıyorlar sf:34
*
yüzün üşüyünce, ağlarsın! hemen geçer
---
sevgilinin boşluğu değerlidir, bırakmaz sana… sf:36
*
‘Bir nehirde iki ada yıkanmaz!’ sf:42
*
ben aldandıkça inanırım sf:48
*
gidebileceğim tek yer senin uzaklığın sf:51
*
tanrım, son perdede yüzümüzü maskelerden koru!
---
kendisini seyretmekten yorulunca ölürmüş bir oyuncu sf:52-53
*
“Sen, Büyüye Dokunmak Gibisin.” Sf:69
*
Seni bana çok özlet,
ama sakın unutturma! Sf:70
*
Yalan: ‘hayalgücü fazla olan insanların dünyaya katlanma çabası’ sf:79
*
İki insanın da birbirini sevdiği bir ilişki ‘aşk’ değil, olsa olsa bir ‘çatışma’dır. Sf:83
*
Ve meleklerden uzak dur, meleğim, Lina… sf:92

Taylan Köken

9 Haziran 2012 Cumartesi

ıstıraplar ansiklopedisi...

HULKİ AKTUNÇ
ISTIRAPLAR ANSİKLOPEDİSİ / ŞİİR / OĞLAK / 1994 / 135 sayfa

Kitap içinde şairin “manifestosu” olarak adlandırılan kitap, onun şiir anlayışını yansıtması bakımından kayda değerdir.
Aktunç kelimelerini özenle seçer… Bunu tüm kitaplarında ve tüm türlerinde göreceksiniz. Yakın zamanda yitirdiğimiz yazın emekçisi sevdiğim yazarlardandır.
Kitap 10 bölümden oluşuyor. Kan---Şiiri ve Makame---Beni bölümleri daha önce “Islıkla Tarihçe” ve “Adresim Aynalar” kitaplarında yayınlanmış. Bir bütünü oluşturması açısından bu bölümler kitapta yer almıştır.

Kitaptan devam edelim:

Kapital’i Carlo Cafer özetinden okuduk, diyor
Bir uykunun düş vermesi bilirsin yıllar alır
-Anlatırlar, Stalin bir penaltıyı atamamıştır sf:19
*
Arzuhalci miydim romancı mı bilemedim yıllarca
Sakalıma bakılırsa düşler dengesizi bir çehre
Cübbeme bakarsınız savrulup uçar akşam kuşlarla sf:69
*
Aylar ve burçlar ve gacolar imparatorluğunda
Aşk bedeli çoktan dönmüştür başka bedellere
Kalbin mi? Yırtık sayfalardan birinde hala sf:71
*
Terörden korkan bir terör var bu ülkede.  sf:72
*
Unutulanlar anımsanandan çok.
Yitirilenler kotarılandan çok.
Susturulanlar benimsenenden çok. sf: 87-88
*
Uzun bir yalnızlık ağır kalabalıktır. Sf:113
*
Aşk ne de sessiz akşam sağır olduğunda. sf:115
*
Ya ben düşlerimden niye kovuldum? Sf:122

Taylan Köken

8 Haziran 2012 Cuma

kulak...

ENİS BATUR
KULAK / DENEME / SEL / 2009 / 70 sayfa

Enis Batur’un Sel Yayıncılığın Geceyarısı Kitapları serisinden bir başka kitabı “Kulak”…

Kulağı ilginç kılan bir ayrıntı ise yazarın kendi kendisiyle röportaj yapması… Hatta röportaja bir başka arkadaşını, bilirkişi olarak katması…

Kitap “Hayatı Dinlemeye Dair”, “Herşeyi Duymaya Dair”, “Laylay Lom’u İşitmeye Dair” ve “Çın bir post-scriptum” bölümlerinden oluşuyor.

Kitaptan devam edelim:

Kulak ve Ağız biribirilerine sıkısıkıya bağlılar zaten. Sf:12
*
“İnsan, dilinden çok kulaklarından yararlanmalı.” Seneca sf:13
*
“Keşişlere hiç durmadan konuşarak ölme cezası uygulanırmış.” Bilge Karasu sf:13
*
“Her şey iki tanedir, dil bir tane.” Xenocratos sf:13
*
“İnsanın koşulu, burada olmasıdır.” Heidegger sf:38
*
Dinlemek için işitmek gerek, işitmek için anlamak gerek. sf:63

Taylan Köken

7 Haziran 2012 Perşembe

hayalet...

ENİS BATUR
HAYALET / DENEME / NORGUNK / 2011 / 47 sayfa

Kitabın alt başlığı: Büyükada Yetimhanesi ve Alexandre Vallaury İçin Bir Fotoroman Denemesi.
EB bu kısa deneme kitabında daha önceki kitaplarında bahsettiği Rum Yetimhanesi hakkında daha fazla ayrıntıya giriyor. 25 parçadan oluşan kitabında bir otel olarak düşünülen ve yapılan, fakat daha sonra sebebi bilinmeyen bir sebeple devrin padişahı tarafından otel olarak işletilmesine izin verilmeyen bina, Rum Eleni Zarifi tarafından satın alınır. Sonra da Rum Ortodoks Kilise’sine bağışlanır ve yetimhane sıfatıyla varlığını sürdürür. Dünyanın inşa edilen en büyük çok katlı ahşap bina olarak anılmaktadır. EB Japonya’da başka bir binadan bahsetmektedir.

Kitaptan devam edelim:
İnsan, önce kendinden saklanır. Sf:11
*
“İki kişi bir odada yaşamaya başladıkları an aralarında iktidar ilişkisi doğar” sf:13
*
Oda, en çok gece demektir. Sf:15
*
Mimar, önce düşlediklerinin ortalaması-
sonra yapabildiklerinin. Sf:17
*
Nida, ünlem, çığlık hücreleri birikmiş bütün köşelerimde. Sf:19
*
Donuyor o an her şey. sf:28   

Taylan Köken

6 Haziran 2012 Çarşamba

hakaret kitabı...

EMİNE GÜRSOY NASKALİ-HİLAL OYTUN ALTUN
HAKARET KİTABI / ARAŞTIRMA / KİTABEVİ / 2010 / 141 sayfa

Emine Gürsoy Naskali ve Hilal Oytun Altun editörlüğünde oluşturulan aşağıda yazarları ile birlikte anacağımız makalelerden oluşan bir kitap. Kitap bir bütün olarak Hakaret kavramını toparlıyor diyebiliriz.

Bu kitabı alma sebebim ise bir başbakanımızın sürekli olarak her şeye ve herkese kızarak, hatta kızma boyutunu da aşarak hakaret etmesidir. Neden iktidar olan kişi muhalefet gibi davranmakta ve konuları çözmek yerine, her başarısızlığında herkese (yurtdışı kişilerde var) ama herkese “saydırmak”tadır… Bu ‘alt kültür’ (en hafif tabir bu) bizi çevrelemişken, sebep-sonuç ilişkisini bu kitapla anlamlandırabildim diyebilirim.
Okunmasını, merak edenlere ve özellikle kitap kurtlarına tavsiye ederim.

Bölümler ise şöyle:
* Giriş- Emine Gürsoy Naskali
HAKARET ÇEŞİTLEMESİ* Hakaret Çeşitlemesi – Hakaret Anlamı Olmayan Kelimelerin Hakaret Amaçlı Kullanımı – Hilal Oytun Altun
*  Türkmen Türkçesinde Hayvan Adlarının Olumsuz Anlamda Kullanımları – Selcan Sağlık Şahin
* Sihâm-ı Kazâ’da Hakaret Unsuru Olarak Hayvanlar – Abdullah Eren
* Kazakça Sövgüler – Mesut Altun        

MAHKEMELİK HAKARET
* 17.Yüzyılda Mardin Kadı Mahkemesine Yansıyan Küfür Davaları – Mehmet Salih Erkek

MEYDANA YANSIYAN HAKARET
* Mizah Dergilerinde ve İnternette Küfürlü Sözlerin Yazımları – Aysel Güneş
* Şehir Yüzeylerindeki ‘Kötü’ Sözler – Aytanga Dener / İpek Özmen
* Ortaoyunu ve Karagöz Metinlerinde Kullanılan İlençler, Sitem Sözleri, Aşağılamalar – Çiğdem Kılıç

Kitaptan sadece Küfür’ün çeşitlerinden ve sebeplerinden bir kısmı aktaracağım, onun dışında başka bir yer almaya gerek duymuyorum:

İnsanların küfrederken hedef aldıkları varlıkları üç temel grup altında toplayabiliriz:
1-Kişinin kutsal değerlerine karşı yapılan küfür
2-Kişinin mahremiyetine karşı yapılan küfür
3-Doğrudan kişiye veya kişiliğine karşı yapılan küfür

İnsanların neden küfrettikleri açıklanmasa da bazı bilim adamlarınca onları bu davranışa iten temel sebep doğalarında var olan şiddet duygusudur. Küfretmek, küfreden kişinin zayıflığı olarak görülmektedir. Çünkü kişi kendisinden daha büyük güçlere karşı korunma içgüdüsüyle fiziksel bir tepki vermediği durumlarda sözlü olarak o kişiye zarar verme yolunu tercih etmektedir, daha doğru bir ifade ile psikolojik olarak karşısındakine şiddet uygulamış olmaktadır. Hem de bu psikolojik şiddet içeren sözler kişinin en saygı duyduğu varlıkları üzerine yapılır ki böylelikle fiziksel şiddetten daha fazla etkili olur. Netice olarak şiddetin temelinde can yakma düşüncesi vardır. sf:78

Taylan Köken

5 Haziran 2012 Salı

bu kitapta sen nerdesin?

EGEMEN BERKÖZ
BU KİTAPTA SEN NERDESİN? / ŞİİR / OĞLAK / 1995 / 89 sayfa

Egemen Berköz’ün şiir kitapları Oğlak yayınları tarafından komple yayınlanmıştı. Bu şiir kitaplarının sonuncusu Bu Kitapta Sen Nerdesin? kitabıdır.

Reklam sektöründe metin yazarı olarak çalışan Berköz’ün şiirleri askerliğini öğretmen olarak yaptığı dönemden. Sonra bu şiirlerinden seçki olarak iki şiir kitabı daha çıkmıştır.
Şiiri, benim anlayışıma göre etkileyici değil. Ama bu son kitabında diğer iki kitabına göre daha derli toplu şiirler bulunmakta.

Kitaptan devam edelim:
sonra
bana sesler getirdi karanlık sf:20
*
bir kedim bile yok üstelik bir kedim bile
yalnızlığım bile tamam değil sf:22
*
her şiiriyle kendini yalanlayan ben sf:35
*
Güneşten korurken kendini
gölgeye çarpılma. sf:45
*
Gün gelir ölüm de anı olur sf:89

Taylan Köken

4 Haziran 2012 Pazartesi

yalnızlıklar! yalnızlıklar!

EGEMEN BERKÖZ
YALNIZLIKLAR! YALNIZLIKLAR! / ŞİİR / OĞLAK / 1995 / 150 sayfa

Egemen Berköz’ün şiir kitapları Oğlak yayınları tarafından komple yayınlanmıştı. Bu şiir kitaplarının ikincisi Yalnızlıklar! Yalnızlıklar! kitabıdır.
Reklam sektöründe metin yazarı olarak çalışan Berköz’ün şiirleri askerliğini öğretmen olarak yaptığı dönemden. Sonra bu şiirlerinden seçki olarak iki şiir kitabı daha çıkmıştır.
Şiiri, benim anlayışıma göre etkileyici değil.

Kitaptan devam edelim:

kapanır mı direnmeyle yaram sf:43
*
yıkıntılar yıkıntılardan geçip
bugüne geldim sf:73
*
yeniden başlamak her şeye
dağa denize sessiz geceye sf:106
*
Şiir yazmazsam yaşamak kolay sf: 113
*
dizelerde bir susuzluk
ben aşık olalı beri sf:124

Taylan Köken

3 Haziran 2012 Pazar

çin askeri ah devran...

EGEMEN BERKÖZ
ÇİN ASKERİ AH DEVRAN / ŞİİR / OĞLAK / 1995 / 71 sayfa

Egemen Berköz’ün şiir kitapları Oğlak yayınları tarafından komple yayınlanmıştı. Bu şiir kitaplarının ilki Çin Askeri Ah Devran kitabıdır.
Reklam sektöründe metin yazarı olarak çalışan Berköz’ün şiirleri askerliğini öğretmen olarak yaptığı dönemden. Sonra bu şiirlerinden seçki olarak iki şiir kitabı daha çıkmıştır.
Şiiri, benim anlayışıma göre etkileyici değil.

Kitaptan devam edelim:

Kadın benim tek ıssızlığım sf:9
*
Ve deniz, denizi maviye boyamışlar sf:22
*
Bir kuştan dalga dalga uç sf:50

Taylan Köken

2 Haziran 2012 Cumartesi

gölge...

bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluyorsa, 
orada güneş batıyor demektir... çin atasözü

taylan köken

1 Haziran 2012 Cuma