27 Nisan 2020 Pazartesi

kırmızı kahverengi defter...


NİLGÜN MARMARA       
KIRMIZI KAHVERENGİ DEFTER/GÜNLÜK/TELOS/2000/121 sayfa

Kitap Nilgün Marmara’nın hayat özeti ile başlıyor: 1958’de doğdu. 29 yıl sonra, yeryüzünü terk etmeye karar verdi.
Evet, hepsi bu kadar. İntiharı seçen birkaç yazın insanından biri. Ancak çok erken bir seçim. Bir gün geliyor ve ailesiyle büyük bir tartışma yaşıyor. Bunu günlüğün sonlarına doğru anlıyoruz. Yine günlükte ölüm ve imgesi sürekli tekrar eden bir anafor gibi. Sanki bunu yazdıkça ve düşündükçe onu içeri çekiyor. Herkesin son durağındaki son çareyken onun izleğinde en basit çözüm gibi yaşamak gibi basit…
İki defteri dört aylık bir sürede yayına hazırlıyor Gülseli İnal. Kolay olmadığını söylüyor önsözde. “Düzensizce, Nilgün’ün ruhunun rüzgarlarına göre yazılmış, çizilmiş” olan günlük bu tanıma çok uygun… Telos yayıncılık da bu kitapta ismi geçenler yüzünden eleştiriye belki saldırıya uğrayacağını düşünmüş. Sanmıyorum…
Nilgün Marmara’nın hocası, deniz feneri olan Ece Ayhan’ın kısa yazısı da üçüncü önsöz niteliğinde: Ben, Nilgün Marmara’yı İskenderiyeli, stigma’lı, çentikli bir arkadaş sayıyorum. Nasıl İsmet Özel ‘cumhuriyetle yaralı ise’ Nilgün Marmara’da ‘dünyayla yaralı’ idi.
Kitaptan devam edelim:
Kafka, insan vücudundaki karanlığı görmüştü yalnızca, ışığı, aydınlığı gözden kaçırmıştı. Sf.26
*
Kentlerin havaalanlarından çok düşalanlarına gereksinimi var. Yeni düşalanları yapılmalı, olanlar restore edilmeli ya da tümden yokedilmeli.

KIYAMET KOPARKEN BİLE FİDAN DİKİNİZ.
“Ben hakimim Masum bey!” sf.31
*
KAĞAN
“Hayat yine de üzülmeye değer!”
NİLGÜN
“Hayatın neresinden dönülse kârdır!” sf.34
*
“Öyle güzelsin ki
kuş koysunlar yoluna” sf.60
*
“Yalnız iki tür insan iyidir
Gömülmüşlerle doğmamışlar”
Çin Atasözü   sf:63
*
İklim ve polis izin verirse çingeneler çıplak gezer. Sf.74
*
Böyle bir morla alçalttım sizi! Sf.75
*
İnsan güneşle arasına bir kitap koymalıdır.
-
Ece bana “Tanrı yoksa her şey mubahtır” diyorsun sen demişti.
Oysa ben “Tanrı varolduğu için her şey mubahtır” diyorum. Sf.97
*
Bunu dilemiştim, bunu bilemiştim, bilmiştim.
En aşağılardan sürüklenmiş olanaksız bilgisiyle. Sf.105
*
Günlüğün son satırlar sayfa 121’de:

Ölürken kahkahamı ona bırakacağım.

Kış uykusundaki melek.

Taylan Köken

20 Nisan 2020 Pazartesi

100 soruda mitologya...

BEHÇET NECATİGİL       
YÜZ SORUDA MİTOLOGYA/ARAŞTIRMA/K KİTAPLIĞI/2002/183 sayfa

Şair Behçet Necatigil TRT’li yıllarda televizyona çıkar bu topluma şiiri sevdirmeye çalışırdı. Dura, aksaya tane tane kâh şiirler okur kâh şiirin konusunu uygun sohbetler açardı. Şair bu kitabındaysa klasik bir seri olan “100 soruda” serisiyle, yüz soruya verilen cevaplarla, mitolojiyi anlatıyor.
Başlangıçta sorulan soruma vermiş olduğu cevapla Türk Mitolojisine girmeyeceğini ifade ediyor. Bu tespitle şair Grek-Roma Mitolojisini aktarmıştır kitabında. Şairin kaynakçasını incelediğimizde Mitoloji konusunda birçok çalışmayı tarayarak bu kitabı oluşturduğu görülmektedir.
Son not olarak 2000 yılların başında kurulan Koç kitaplığı klasik ve önemli yayınları kaliteli bir anlayışla okurlara sunmaya başladıktan çok kısa bir süre sonra yayın hayatını sonlandırmıştır. Daha sonra Yapı Kredi Bankasını ve dolayısıyla her şeyiyle oturmuş olan Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ı bünyesine katınca Koç Kitaplığı kapanmıştır.
Bonus: Sunuş kısmını başka bir şair Hilmi Yavuz yazmış…

Taylan Köken

17 Nisan 2020 Cuma

alfabe...

HULUSİ ÖZOKLAV          
ALFABE / ŞİİR / OĞLAK / 2000 / 85 sayfa

Hulusi Özoklav’ın ilk son kitabıdır Alfabe. Naif, basit yazılmış. İster içine girebilirsiniz, ister ne bu diyebilirsiniz; seçim sizin… Hulusi Özoklav ve şiiri hakkında Radikal Kitap ekinde Şavkar Altınel’in kaleme aldığı bir güzelleme var. Şöyle ki:

            Gelecek hafta Hulusi Özoklav'ın ölümünün üstünden on beş yıl geçmiş olacak. Sağlığında Türkiye'de tek bir şiir yayımlayan, ölümünden sonra da tek bir kitabı çıkan Özoklav'ı edebiyatseverler çoktan unutmuş ya da işin başından hiç tanımamış olabilirler. Bu nedenle, gerçekte şiirle uzun ve köklü bir ilişkisinin olduğunu, Boğaziçi Üniversitesi'nin Matematik Bölümünü bitirdikten sonra ABD'ye giderek Michigan Üniversitesi'nde yalnız matematik değil şiir alanında da lisan üstü öğrenim gördüğünü, aynı üniversitede şiir dersleri verdiğini, dergilerde İngilizce şiirler yayımladığını ve bu dildeki şiirlerini Shades of Brown (Kahverenginin Tonları) adıyla bir araya getirdiğini belirtmek gerekebilir. Belki belirtilmesi gereken başka bir gerçek de ikimiz de çocukken tanıştığımız Özoklav'la ölümüne kadar neredeyse otuz yıl yakın arkadaş kaldığımız. Ama kendisini şair olarak önemsememin arkadaşlığımızdan kaynaklandığını sanmıyorum. Aradan nesnel olmama izin verecek kadar uzun bir zaman geçtikten sonra Özoklav'ın yazdıkları ve özellikle de Türkçedeki tek kitabı Alfabe bana hâlâ çarpıcı geliyor.
            Alfabe, adından da anlaşılacağı gibi, bir yanıyla okumak ve yazmakla ilgili bir kitap. Son çeyrek yüzyıl içinde bu konularda dünyada çok şey yazıldı ve bunların neredeyse tümü Türkiye'ye de ithal edildi. Dünyanın yazılarak oluşturulduğunu, 'gerçeklik' dediğimiz şeye baktığımızda aslında onun hakkında okuduklarımızı algıladığımızı, kendimiz yazmaya oturduğumuzda da metinlerarası ilişkilere girip okuduklarımızı bir şekilde yeniden ürettiğimizi vb. hepimiz öğrendik.
Ya da en azından bu, benim gibi, hâlâ harflerin, kelimelerin, ağzımızdan çıkan sözlerin ötesinde bir dünya olduğuna ve edebiyatın, kendi kendisiyle değil, ancak bu dünyayla bir karşılaşma içerirse bir değer ve öneminin olabileceğine inandıkları için öğretmenlerinin anlattıklarına kulak asmadan sınıfın arkasında pişpirik oynamaya devam eden birkaç haylaz öğrenci dışında kalanlarımız için geçerli.
'Okumayı öğrenmem yıllarımı aldı'
Hemen belirteyim ki Özoklav da böyle bir dünya olduğuna inananlardan. Onun 'okumak' (yani anlamlandırmak) ve 'yazmak' (yani anlamını kaydetmek) istediği "başka metinler" değil, bu dünya. Bu, kitabın içine serpiştirilmiş olan, adsız ama 'Alfabe Bölümleri' olarak adlandırılabilecek sekiz kısa düzyazı metinden açıkça ortaya çıkıyor. Bu düzyazı bölümlerden ilkini bütünüyle alıntılamak hem bu bölümlerin genel tadı hakında bir fikir vermek, hem de Özoklav'ın yaklaşımını vurgulamak açısından yararlı olabilir: Ana dilimin alfabesini küçük yaşta öğrendim: Bu a, bu b, bu c... Ardından heceleme geldi: b ve a, ba; b ve e, be; b ve i, bi... Ardından da okumayı söktüm. Okumayı öğrenmem yıllarımı aldı. Hâlâ da öğrenmeye devam ediyorum. Yalnızca yazılı metinleri değil; doğanın, insanların sembollerini de.
Bu düzyazı metinlerin arasında, en uzunu yedi dize, çoğu da yalnızca iki-üç dize olan kırk yedi şiir yer alıyor. Bu şiirlerin bir arada anlattığı ise ilk karşılaşmadan son ayrılmaya kadar bir aşkın hikâyesi. Dolayısıyla, Alfabe bir aşkı yazma çabası ya da, başka bir deyişle, yazının aşkla imtihanı.

Not: Şavkar Altınel’in yazısına Kenan Yüzel Beyin bloğundan ulaştım. Teşekkür ederim.

   Taylan Köken

15 Nisan 2020 Çarşamba

canavarlığa yazgılı şehzade...

AYHAN KURT       
CANAVARLIĞA YAZGILI ŞEHZADE/ŞİİR/OĞLAK/1998/87 sayfa

Ayhan Kurt’un sanırım ilk ve tek kitabı. Bazı şiir antoloji sitelerinde bu kitapta yer alan toplam 17 şiirin haricinde bir şiir bulamadım. Bu yüzden erken bırakılmış serüven diyebilirim. Ayhan Kurt kritiği yapan internet sözlüklerine(?) göre; Cankurtaran doğumlu olduğu için Ece Ayhan’cı… Şiirinden isyankar/asi olduğu kesin ancak tarz muhakkak farklı. Şiiri devam ettirmesi gerekiyor gibi. Ancak Ayhan Kurt öyle düşünmüyor herhalde ki bugüne kadar başka kitap yayınlamamış veya yayınlatamamış. Kitaptan devam ediyorum:

Benim hıncım maddenin aczinden doğdu. Sf.9
*
dönüş vardır.. yavaştır..
bir sondan bir hiçe
taşındık
aşktan oluşan bir adaydı Zaman
değil mi melek
o adada Varlık bulamadık sf.11
*
Ferman buyurdum, birleşti eştinseller sf.21
*
“İsa neden sevmezdi annesini biliyor musun?
Bakireydi de ondan.” O. Wilde sf.23
*
Çocuk aşkını annesiyle paylaşmaz
Oyuncaklarını göstermez hiç
Mesela bu mandallar çinli gezginlerdi
Bu sopa küheylandı, hazar’ın suyunu terledi
Ama anlatmaz hiç keşf havarilerini
Koşumlarında çınlayan sonsuzu
Onun da bebekleri olmuştur nasıl olsa
Eteklerini örtüp durduğu sf.25
*
Çık ordan, bizde ölüler beyaz gömülür sf.33
*
Çöz fi(i)llerimin ayağındaki bezleri sf.35
*
Topla günahlarını, ipucu bırakma yatakta sf.47
*
Her boşluk çoğaldıkça kapanır sf:64
*
kadınlar her aşık olduğunda
bir çocuk ölürmüş meğer sf.73
*
O dar alan! O daralan an! Sf.75
*
Kullanışsız karşılıksız sf.77
*
Çünkü bir günahla gömülmek
Bir günaha gömülmekten ayrıdır sf.82
*
Ve son kitabın son şiirini de buraya alalım:

Elveda Şehzade
            Ben bir talan çukuruysam düşün peşime
            Babasının dipsiz kollarında şimdi üşüyordur
            İsa'yı bana geri verin anne

            Tecrit listesinin en başında başı kopuk
            Emir eri isem eğer kelâmın
            Altın sırmalı kibrimle
            Zarf ile mahfuz isem âlemlere
            Kelime affeder kaçgun postacısını
            Şaire bir köprü kurar dinlensin diye
            Bir köprü! birleştikçe ayrılıyorsam sizden
            Sanki derinden, terk edildiğim yerden
            Birleşiyor Varlık kafesine

            Sırra ermeyeceğimi anladım
            Bari sırdan azad edin
            Kazınsın özüme yapışan kene
            Ona en yakın çarmıhta uyanmak istiyorum
            Geri verin
            Geri verin
            İsa'yı bana geri verin anne
  
Taylan Köken

12 Nisan 2020 Pazar

şeyler kitabı EV...

İLHAN BERK         
ŞEYLER KİTABI EV/ŞİİR/SEL/1997/131 sayfa

İlhan Berk’in bu seriden olan şiirlerini bu sunum şekliyle Hürriyet Gösteri Dergisi’nden hayal meyal hatırlıyorum. İlhan Berk, şiirini ilk haliyle bir kâğıdın ortasına daktiloyla yazıyor. Sonra elle başlıyor karalamalara, uç çıkmalara, dip notlara, komple inkâr etmelere… Açıkça şiiri baştan var ediyor. Yine yeniden doğuruyor şiiri. Tüm bu sancı sürecini, bir şiir nasıl yazılırı (ama İlhan Berk’çe) –belki bir şiir nasıl yazılmazı- görüyorsunuz bu boşluk kalmamış sayfalarda…

belki
biraz şiir, biraz resim
biraz şiir, biraz çağrışım
biraz şiir, çokça karalama

belki
hepsi İlhan Berk…    

Bu kitabın İlhan Berk’in Şeyler Kitabının bir parçası olduğunu anlıyoruz. Seriyi devam ettiriyor şair. Ev, Bahçe, Oda, Duvar, Pencere ve Kapı bölümlerinden oluşuyor kitap. Aslında kitap 6 şiirden oluşuyor. Şeyler Kitabının altı şiiri. Yazarın karalama serüvenlerini aktaran bölümden sonra, son halinde altı şiir…
Fakat bir de ne görelim; Savaş Çekiç adıyla biri çıkıp bu altı şiire kitabın son bölümünde Tipografik Yorum yapıyor. Hoş da olmuş bu yorum açıkçası…
Bu kitap böyle bir kitap işte, tıpkı İlhan Berk gibi nevi şahsına münhasır…
  
Taylan Köken 

11 Nisan 2020 Cumartesi

kış güneşi...

ŞAVKAR ALTINEL           
KIŞ GÜNEŞİ/ŞİİR/OĞLAK/1999/55 sayfa

Şavkar Altınel’i başarılı bir şair olarak görürüm. Şimdiye kadar okuduğum en iyi kitabı değil. Kitaptan bir şiir aktarıyorum.

Ya Şiir Ya Hayat

“Şiirin içine edeyim,”
demişti Ribaud ömrünün sonunda.
“Şiir önemli değil”
der bir dizesi Eliot’ın.
Ve Larkin: “Neden yazamıyorsun?
Sen de benim gibi
Edebiyatın ne kadar önemsiz
Olduğunu mu kavradın yoksa?

“Yazmadan yaşayamam,” diyor
karıştırdığım bir dergide
gözlüklü şişman bir budala:
“Ya şiir ya ölüm” sf.50

Taylan Köken 

9 Nisan 2020 Perşembe

benim menemen'im...



ERSİN DOĞER      
BENİM MENEMEN’İM/ANI/HEYOMOLA/2019/196 sayfa

Prof. Dr. Ersin Doğer hocamın, Ayvalık Tarihi Üzerine Notlar sunumu için geldiği Ayvalık ziyaretinde hediye ettiği kitaplarından başka biri. İmzalı bu kitabı da diğer kitapları gibi başköşeye konulacak. Benim Menemen’im biraz daha özel biraz daha hocama özgü bir kitap. Peş peşe okuduğum Aiolis Şiirleri ve İonia Şiirleri kitaplarını bir çırpıda okudum. Menemen kitabı da bir haftada tamam oldu. Böylece 2020 yılında başlamış olduğum Ersin hoca kitaplarından üç tanesini ocak ayında okumuş oldum.
Ersin Hocam Menemen anılarını anlatırken orada sürekli oturduğu 1950-1974 yılları arasındaki süreyi anlatıyor. Ama hocamızın Menemen ile bağlantısı aslında hiç kopmuyor. Daha sonraki yıllarda Menemen Kitabı için yapmış olduğu kültür envanteri çalışmaları, hafta sonları yapılan yüzey araştırmaları için Menemen ve Aliağa ilçelerini bolca ziyaret edecektir. Bu kitap Heyomola Yayınlarının İzmirim serisinin 75. kitabıdır. İstanbulum ile birlikte bu serinin çok faydalı yayınlar olduğunu söylemeliyim.    
Kitaptaki bölüm başlıklarının bir kısmı şöyle: Ailemin kısa öyküsü, Kasabada büyümek, Karşıyaka’dan Menemen’e, Emin Ağa’nın evinde, Menemen’de Dodo lakabıyla yaşıyorum, Vatan Hanım’ın evinde, Şaver Hanım’ın evinde, İlkokula Atatürk’te başlıyorum, Siz Atatürk’ü sever misiniz?, Sıdıka’nın evinde, Kubilay ilkokulu, İzmir komşu kapısı, Aliağa Çitliği bambaşka!, Sınıfı geç, bisiklet alacağız!, İlkokulda en sevdiğim: Tutum ve yerli malı haftası, Her çırağın hayali: Her öğlen köfte-yoğurt-piyaz v.b.
Kitabın son iki kısmı Menemen ve Tarhaniyat Adları Nereden Geliyor? ve Kısa Bir Menemen ya da Tarhaniyat Tarihi ise hocamızın Menemen kitabından kısaca aktarmış olduğu Menemen bilgileridir.

Taylan Köken

7 Nisan 2020 Salı

sagalassos...

KARMA       
SAGALASSOS/ARAŞTIRMA/YKY/2019/560 sayfa

Bu projede; Sagalassos Kazı Ekibi (Sagalassos Archaeological Research Project), KU LEUVEN Üniversitesi, Kültür Varlıkları ve Müzeler Müdürlüğü, TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık bir araya geldi.
Taksim’de Yapı Kredi Binası Müzesinde 27 Kasım 2019 tarihinde açılan sergi normal koşullarda 28 Mayıs 2020 tarihinde kapanacaktı. Ancak Corona salgını yüzünden sergi kapandı. Açılacak mı, uzatılacak mı belli değil.
Eğer bu sergiyi 3 boyutlu gezmek istiyorsanız YKY sayfasından izleyebilirsiniz.
Gelelim bu muhteşem kitaba. YKY her zaman olduğu gibi bünyesinde açmış olduğu sergilerin kitaplarını da özenli ve kaliteli olarak yayınlıyor. Belki sergiye gelemeyecek olanlar bu kitaba sahip olarak sergiyi, sergi hakkındaki bilgilere ve en önemlisi Sagalassos’u tanımak adına büyük bir adım atmış olacaklar.
Sagalassos sergisinde 368 eser bulunuyor. Belli bir zaman dizinine sadık kalınarak sergilenen eserler Burdur Müzesi envanterinden buraya getirilmiştir. Çok kısa olarak yıllar önce uğramış olduğum Burdur Arkeoloji Müzesinin beklenen ilgiyi görmediğini belirtmeliyim. Oysa Batı Anadolu arkeolojisinin en eski yerleşimleri bu şehirde ve etrafında. Mutlaka görmenizi tavsiye ederim.
Sagalassos hakkında yazılan 27 makale ise kentin kazı çalışmalarını, kronolojisini çıkarmak ve kenti tanımak açısından bize çok güzel bir fırsat veriyor. Kitabın Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanması ise kentin ve bölgenin uluslararası turizme tanıtılması açısından güzel bir fırsat. 

Taylan Köken

4 Nisan 2020 Cumartesi

hoş çakal hoş tilki...

ECE AYHAN          
HOŞ ÇAKAL HOŞ TİLKİ/MEKTUP/ÇOLPAN/2019/115 sayfa

Çolpan Kitabın 34. kitabı, 1. mektup kitabı; Ece Ayhan’dan Enis Batur’a gönderilen mektuplar. Mektuplar 1975-2002 yılları arasında gönderilmiş. Kitabı çok çabuk bitirdim.
Kitabın başında Enis Batur’un çok kısa bir önsözü var. Peşinen uyarıyor okuru: Beni yazmadığı mektuplardan ücret alıyor diye eleştirmeyin, peşinen söylüyorum maddi bir şey almadım…”
Enis Batur uzun yıllar dergi çıkardı, yayınevlerine danışmanlık ve editörlük yaptı. Bu yüzden onun çalışmış olduğu yayınevleriyle çalışan yazın insanı o yayınevinin editörüyle ilişkisini iyi tutmak zorundadır. İlla kitabının basılması için değilse de tanıtımı, kalitesi ve baskı sayısı için bile editörün seçiciliği önem kazanmaktadır. Bir ünlü yazardan, bir ünlü yazara yazılan mektuplar değildir bu mektuplar. Bir ünlü yazardan bir editöre, bir ünlü yazardan bir arkadaşa yazılan mektuplardır bu kitapta yer alanlar.
Kitabın alt başlığı Enis Batur’a Mektuplar 1975-2002. Hoş Çakal Hoş Tilki ise bir Ece Ayhan klasiğidir ve hoşçakaldan türemiştir. Enis Batur’a ilk mektup İsviçre’den gönderiliyor. Ece Ayhan, Gazi Yaşargil hocaya orada ameliyat olmuştu. Çok pahallıya çıkan bu ameliyat yüzünden yazar sıfırı tüketir. Birçok arkadaşıyla, dostuyla ters düşer. Bu konulardan da bahsetmektedir mektuplarında.
Bir de / en dikkat çekici olanı / Enis Batur’dan küçük büyük sürekli bir şeyler istemiş olması. Oofff! Demiş midir Enis Batur?

Taylan Köken

3 Nisan 2020 Cuma

aiolis şiirleri...

ERSİN DOĞER       
AİOLİS ŞİİRLERİ / ŞİİR / EGE / 2010 / 90 sayfa

Prof. Dr. Ersin Doğer hocamın, Ayvalık Tarihi Üzerine Notlar sunumu için geldiği Ayvalık ziyaretinde hediye ettiği kitaplarından biri. İmzalı kitabı diğer kitapları gibi başköşeye konulacak. Aiolis Şiirleri Bilmece Antik Kentler-I adıyla bir dizinin ilk başlangıç kitabı. Sanırım sadece iki kitapla sınırlı kalacak. Diğer kitap İonia bölgesinin kitabıdır.
Bir Aigai antik kenti kazı sezonunun sonunda öğrencilere bilmece/bulmaca, şiir formatında sorulmuş, çok beğenilince devam edilmiş, diğer şehirler için benzer bilmeceler talep edilmiş ve nihayetinde bu iki kitabın nüvesi ortaya çıkmış.
Aiolis şiirlerini oluşturan 15 kentin birçoğuyla Ersin Hocamın organik ilişkisi bulunmakta. En az iki kentin yerini keşfeden Ersin Hocam. Daha birçoğunda da yüzey araştırması çalışmaları yapmış. Mesleği gereği ve köklerinin bulunduğu (Menemen-Aliağa) ilçelerde yapmış olduğu kazı ve yüzey araştırmalarıyla bu kentlerin tanınmasına katkıda bulunmuştur.
Tabi en önemli katkı da Aigai’ye. Aiollerin en arkada (doğuda-dağlarda) kurmuş olduğu bu kentin kazılarını başlatmak ve bin bir güçlükle on yıl kadar sürdürmek Ersin Hocaya nasip olmuştur. Artık emekli oldu ve şimdi görevi Yusuf Sezgin hoca aldı.
Kitaba dönersek bir kere edebi şiir beklemeyin. Ancak zaman zaman format belli olmasına rağmen Ersin Hoca biraz daha üzerine düşse şiirler tam şiir kıvamında olacak. Bazı şiirlerde bazı dörtlüklerde, bunu sezmek mümkün. Tabi bilmece formatı edebiyatı ikinci plana atıyor. Bence kitabın en güzel yanı Meraklısına Notlar bölümü. Hem bilmecenin açıklanması hem de o kent hakkında akılda kalıcı kısa öz bilgiler ve tabi paha biçilmez anılar bu bölümde toplanmış. Bence kitabı anlamlı ve başarılı kılan bu bölüm. Zevkle okunuyor. Konu hakkında bilimsel bilgiye sahip olmanıza gerek yok çünkü Ersin Hocam herkesin anlayabileceği, gayet açık bir dille kitabı kotarmış.

Taylan Köken

müsaadenizle...

müsaadenizle
çiçekler gelince öpeceğim hepinizi
aşklar acıyı evlatlıktan reddedince!

rüzgâra geçecek hırsım

toprağa geçecek kabilemin cesareti
hiç gömmedim! savaş baltam hep ellerimde!

küçük iskender
ipucu bırakma sanatı - Om Yay. - 1999
taylan köken