GÜLTEN AKIN CELALİLER İSYANI/ŞİİR/YKY/2007/46
sayfa 1933 Yozgat
doğumlu şair 1950’li yıllardan itibaren şiir üretmeye başlamıştır. İkinci Yeni
etkisinde olan şiirleri 1970’li yıllardan sonra Toplumsal bakış açısına
evrilecektir. Sessiz sedasız birçok ödül kazanan şair, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın
2008 yılındaki vefatından sonra okur tarafından “Yaşayan en büyük Türk şairi”
unvanını da okurlarından alacaktır. Sanırım bu onun en büyük ödülüdür. 2015 yılında
aramızdan ayrılan Gülten Akın’ın bestelenmiş 50’ye yakın şiiri, 10 tane
edebiyat ödülü ve onlarca kitabı bize emanet edilmiştir. Celâliler
İsyanı kitabı YKY’da 2007 yılında yayınlandıktan hemen sonra ikinci baskısını
yapmıştır. Şair kitabın sunu bölümünde destanı 1980’lerde yazdığını belirtiyor.
Ve kitabını şöyle tanıtıyor: “Celâliler
Destanı ise koca Osmanlı Mülkü’nün ayakta olduğu bir dönemde, zulmün ve buna
karşı kalkışmanın, büyük ve uzun isyanın destanı olsun diye yazıldı.” Kitaptan
anlayacağınız üzere, Osmanlı’da gerçekleşmeyen, Cumhuriyetle denenen ancak onda
da gerçekleş(e)meyen, İmtiyazsız sınıfsız
kaynaşmış bir kitle oluşturma çabası, ancak gerçek bir demokrasinin
koşulları sağlanmasıyla gerçekleşebilirdi: Olmadı. Bu destan yine yeniden isyan
eden Celâlileri yazmıştır. Kitaptan: leventler sekbanlar suhte kovaladı devriye bölükler… sonra asi oldu kendiler celâli yanına yerleştiler ehl-i örf hepsine kıydı sefer sefer yani öldürenler ve ölenler kendi kanlarını döktüler beylerle ümera bir onun arkasında bir ötekinin açıktan celâli, açıktan asi et kokunca tuz gerek ama tuz da koktu… sf.20
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA İÇERİ SAİT FAİK / ŞİİR / YKY / 2008
/ 43 sayfa Fazıl Hüsnü
Dağlarca uzun yaşadı. Bu uzun yaşamı boyunca, o hakikaten kendi yolunu açmış,
kendi şiiri olan bir dağdır Türk şiirinde. İlhan Berk bir kitabında Dağlarca
için söyle der: Şiiri bozulacak diye düz yazı yazmazmış, doğru yapıyor. Dostu,
arkadaşı Sait Faik’i anlatmış. Anılarını, edebiyatını, dostluklarını ama
hepsini yine şiirle aktarmış. Gerçekten büyük bir şair Fazıl Hüsnü Dağlarca.
Onun yaşamı şiire adanmış bir yaşamdır, vesselam. Kitaptan
aktarıyorum: Başka arkadaşlar geldiler masamıza Sözcükler gibi ortada kaldı Sait sf.9 * İÇKİDEN ÇIKANLAR Sait Faik yanınızdayken Onu göremezdiniz Konuşurdu gülerdi Onu göremezdiniz Karşı koymalarıyla şaşırtırdı sizi Onu göremezdiniz Siz koca şişeyi içerken Karşıki kalın camda Dururdu bakardı size Gel derdiniz elinizle Gelemezdi ki İçkinizi bitirirdiniz Sendeleyerek giden o olurdu siz değil sf.10 * Bir eski İstanbul’du İstanbul içinde Bir gün bile İstanbullu olamamıştı o Başka bir yeri de bilmeyen Gideceği yeri arayan bir mektuptu o Okunacağı yeri bulamayan sf.11 * BOŞLUK Dört dizeyle Sait’i anlat deseler Bir dikdörtgen çizerdim Sonra bütün çizgileri kaldırırdım Derdim geride kalan boşluktadır sf.29
ERSİN DOĞER İONİA ŞİİRLERİ/ŞİİR/EGE/2011/87
sayfa Prof. Dr. Ersin
Doğer hocamın, Ayvalık Tarihi Üzerine
Notlar sunumu için geldiği Ayvalık ziyaretinde hediye ettiği kitaplarından
bir diğer, imzalı kitabıdır İonia Şiirleri. Serinin ilk kitabı Aiolis Şiirleri’nde
olduğu gibi, içinde hem bilmeceler saklayan hem de gizli bir şairi barındıran
dizeler bunlar. Ayrıca yine meraklısına notlar bölümünde bu kentler hakkındaki
anılar çok değerli. XIII. Küçüktün, küçücüktün farecik, Latmos’un kıyısında yoksul ve sıtmalı. İyi bir Demokrat’ın rızkına el koyduğu, kötü Bir Kral’ın bir sepet incire sattığı! Aramızdan kuma kapılıp ilk boğulan sen oldun farecik. Seni koruyacak tanrıyı da yanlış seçtin! O sakız ağacının peşindeydi, sen kaderinin farecik.sf.33 Şiir hangi
kenti mi anlatıyor? Kitabı satın
alan öğrenir…
ÇİĞDEM ÇİMEN MERHABA UMUDA SELAM / DENEME / GMK / 2020 / 64
sayfa Kazdağı Çiğdemi mahlası. Evet, mahlası
adından. Çiğdem Balıkesirli. Akçay tarafında yazlıkları var. Ve o çat orada çat
burada derken en sonunda işini de bıraktı. Balıkesir24 isimli bir internet
gazetesinde yazıları çıkıyor. İşte o yazılarıyla beraber, başka yerlerde çıkan yazılarını da toplayıp, sonunda biraz da kendi gayretiyle bir kitap bastırdı. Yayınevi tarafından biraz özensiz basıldı bu kitap. Ancak GMK
yayıncılık basılan kitabın üçte birini sorgusuz sualsiz kütüphanelere
dağıtıyor. Bu da özensiz dahi olsa yapılan işi önemli bir çalışma haline getiriyor. Yazıların çoğu gezi yazıları ve özellikle
bölgemizin değerlerini aktarıyor. Ayvalık da elbet sevgili Çiğdem'in değerlerinden. Zaten Çiğdem’i
Şeytan’ın Kahvesinde yapılan, Sabahattin Ali belgeseli gösteriminde tanımıştım.
Sonra sosyal medya aracılığıyla takip ettik birbirimizi.
Kitabı basılır
basılmaz Suat Kaçak ağabeyime bir tane hediye getirdi. İki hafta sonra, aynı
mekânda imza günü ve kitap satışı düzenledi. Sonra Ayev’e gittik ve olabilecek yol
haritası konusunda uzun bir sohbet ettik. Çiğdem kolay diyalog kuran bir
arkadaşımız. Mekanlardan ziyade insanları anlattığı bölümleri daha etkili
kotardığına inanıyorum. Bu yüzden sağ veya yaşayan kişilere yönelmesini tavsiye
ettim, kendimce. Tabi son karar merci o olacaktır. Farklı tarzları denemesi, yazarlığında yeni ufuklar açacaktır. Bence
başarılı olacaktır. İstiyor çünkü…
AHMET OKTAY GÖZÜM SEĞİRDİ VAKİTTEN / ŞİİR /
YKY / 1996 / 74 sayfa Ahmet Oktay
şiirlerini, yaşanmışlıklardan, anıların bellekte bıraktığı izlerden devşiriyor.
Zaten o zaman şiir daha güzel, daha okunası olmuyor mu? Ahmet Oktay’ın birçok
kitabı var bende. Olması gerektiği gibi naif ve güzel… Kitaptan
birkaç parça: SAKİN GÜN Cıvıldayan ilkyaz. Günbatımını seyrettiler balkonda; -hırkanı giy, dedi kadın havalar serin daha- Aşağıda çınarın altında durup öpüştü iki sevgili; -Doğru, diye yanıtladı adam yaşlanıyorum artık- ve ekledi: "Ayların en zalimidir Nisan".
Sf.10-11 * "Uzaklardan, gördüğüm düşlerden umulmayı getirdim ben". Sf.17 * Sağnak! Sığındım bir balkonun altına. Aldatıcı yaz. Her mesel gibi, Sağnak! Kilit vuruldu saate. Ah Saat! Sf.41 * Ah! Bilemedim kaç kişiyiz kendimizde. Sf.44 * Gömmeyin. Bırakın koksun, kara veba gerek bu "ayy inanamıyorum" diyen görüntü çocuklarına. Sf.64
AHMET OKTAY SÖZ ACIDA SINANDI / ŞİİR / YKY /
1996 / 53 sayfa Ahmet Oktay şiirinde
sürprizlere yer yok. O her bir şiirinde bir olayı, bir kişiyi veya kişileri,
olguları ele alır ve süssüz en yalın haliyle şiir yapıp size sunar. Bence
sessiz ve derinden en etkileyici şairlerimizdendir. Kitaptan
birkaç parça: İkinizin de katiliyim. Sf.8 * Sonra da bir zeytin!. Fukaraya düşen cennet! Sf.12 İftar! Adaletsizlik saati. Sf.13 Ve benim azalmış rızkım kimin lokmasıdır? Sf.14 * Yanlışlık kardeşliği öldürmez! Sf.17 * Onlar hâlâ kıyamdalar ve gül kokuyorlar. Sf.22 İnsan etrafıdır elbet. “Dostum ve üstadım İblis’le Firavun’dur.” Sf.23 * Yenildiğim savaşlar da defter dolusu. Sf26 * Tam gaz giderken yaya kaldırımında, Küt: Kıyma: 175 bin Tavuk: 80 bin sf.31 * “Fikirlerle mallar arasında şaşılacak
benzerlikler vardır” dedi içimdeki Melek/İblis. Sf.32 * Tan vakti. Yürüyordum kıyıda. “Sağlıklı” bir
ölüm için. Sf.43 * “Yaşamak yitirmektir” dedi. “Beden doyar ve
yalnız kalır. Ruh doymaz. Açtır hep. Av arar. Kuytuları sever, karanlığı. Ordan
doğanlar görenlerdir. Ağıtlar vedalaşmaydı. Dünyayla ve insanla. Ne olabilirdi
ki bir çeviri? Kül! Ancak kül! Gövdem gibi. Ve senin kalbinde. Sf.45