8 Temmuz 2012 Pazar
annem belkıs...
ANNEM BELKIS / ANI / İLETİŞİM / 2000 / 303 sayfa
Gündüz Vassaf hocanın ilk kitabını annesi Belkıs hanıma adamıştı. Annesinin hayatını doğduğu ve yaşadığı yerlere göre kronolojik bir çizgide zevkle okunan bir havada yazmış olduğu kitap gerçekten okunmaya değer. Belki Rumeli kökenli olmamdan dolayı kitap benim için daha ilgi çekici.
Kitabın başlıkları şöyle:
· Rumeli’de Bir Osmanlı Kasabası
· Ustrumca’da Günlük Hayat
· Katliam ve Göç
· Anadolu’da Bir Osmanlı Kasabası
· Çapa Kız Öğretmen Okulu
· Köşkteki Misyonerler
· Robert Kolej
· Beyazıt’da Öğrencilik Günleri (1928-31)
· Genç Bir Cumhuriyet Kadınının İstanbul Günleri
· Yolculuk
· Amerika’daki Türkiye
· Üniversite Hayatım: Smith, Columbia ve Harvard
· Amerika’da Günlük Hayat
· Gündüz Doğuyor, Türkiye’ye Dönüyoruz
· Tekrar Amerika
· Kimi Anlar, Kimi Anılar
· İstanbul’da Yaşlı Bir Kadın Olmak
Taylan Köken
29 Haziran 2012 Cuma
cehenneme övgü...
GÜNDÜZ VASSAF
CEHENNEME ÖZGÜ /
ARAŞTIRMA / İLETİŞİM / 1999 / 277 sayfa
“Gündelik Hayatta
Totalitarizm” alt başlığı ile yayınlanan kitabın arkasında; “Totalitarizmin kendini sürekli yeniden
üretmesi, yalnızca baskıcı güçlerin zora dayalı yöntemleriyle değil, bireylerin
de sınırlı bir özgürlüğe razı olmasıyla gerçekleşir” diyerek insanı ve onun
zayıflıklarının yaratmış olduğu sorunları irdelemektedir kitabında.
Gündüz Vassaf hocamız kitabında, gündelik yaşamda kolayca kabul
ettiğimiz kavramları sorguluyor, her şeye yeniden, farklı bakmamız için, bizi kendi
söyleminin içine sokuyor.
Kitaptan bazı notlarla devam edelim:
“İşin saçma tarafı, en saçmasını bile filozofun birinin
çoktan söylemiş olması.” Cicero
*
“Asıl açıklanması gereken, neden aç insanın çaldığı ya da
sömürülen adamın grev yaptığı değil, neden aç insanların çoğunun çalmadığı ve
sömürülenlerin çoğunun greve gitmediğidir.” Wilhelm Reich
*
Gece, düzen güçleri uykudadır.
*
Tüm kurumlar totaliter değil midir zaten? s.16.
*
Uyuyamayan, uykusuzluk hastalığı çeken kişiler, karanlığın
getirdiği sınırsız özgürlük ve gerçeklikle baş edemeyen kişilerdir aynı
zamanda. s.21.
*
“Yaşamın anlamı” gece duyumsanır ve sorgulanır. Kimse bunu
öğle yemeği sırasında tartışmaz. Yaşam, gecenin konusudur. s.22.
*
Cennete giriş, başkalarının yargılarına bağlıdır. s.27.
*
Günümüzde cehennem kendilerine inananların, cennet ise
paralı askerlerin mekânıdır. s.30.
*
Hepimizin önce yürümeyi, sonra yüzmeyi öğrenmesi kültürel
bir kaza sayılır. s.37.
*
Dünya ve evren değişiyor, sözcükler değişmiyor. s.39.
*
Deliler, deliliklerinin özgürlüğünü yitiriyor. s.46.
*
İyi bir general, verdiği komutlara uyulacağını önceden
bilen generaldir. s.48.
*
Gerçekten denetleyemediğimiz tek şey olan düşlerimizi de ya
unutur ya da bastırırız. s.51.
*
Biz gerçeğin kendisiyiz. Bırakın oyunlarını oynasınlar.
İktidarların en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamaktır. s.95.
*
Çoğu zaman, ezilenler, kendilerini ezenler gibi olmaya
özenirler. Bir zamanlar ezilmiş olanların, birinci sınıf ezenler olduğu
görülmüştür. s.107.
*
Eskiden olduğu gibi hala yöneticilerimiz var. Farklı olan,
yasallıklarını Tanrı’dan değil, bizden almaları. s.131.
*
“Hasta olduğun için değil, hayatta olduğun için öleceksin.”
Lucius Seneca s.154.
*
“Çocuklar hayata ana babalarını severek başlar, zamanla
onları eleştirir ve nadiren affederler.” Oscar Wilde s.242.
28 Haziran 2012 Perşembe
cennetin dibi...
CENNETİN DİBİ / ARAŞTIRMA / İLETİŞİM / 1999 / 246 sayfa
Modern Zamanlarda
Eğlencelik Hayat alt başlığı altında
yayınlanan kitapta Gündüz Vassaf hocamız mizahi diliyle, modern zamanların
insan üzerinde yaratmış olduğu neticeleri gözler önüne seriyor. Cennetin
Dibi’nde, aslına bu cenneti ya da yaratılmış olan “Yalancı cenneti”
eleştiriliyor.
Bu kitap okununca gerçek hangi gerçek, kurgu hangi kurgu
sorularını soracaksınız. Bu da hocanın, bilgisinden, usta kaleminden
kaynaklanıyor.
Kitaptan çok birkaç alıntı yapacağım. Ama şöyle diyebilirim
ki kitabın yarısının altı çizilidir…
Akıl kendi kendinin yeridir
ve
kendi başına
Cehennemi
cennete
cenneti
cehenneme
çevirebilir
Şeytan, John Milton
*
Zehri yaratan, panzehiri de bulmanın ustasıdır. Ben de “saf
değiştirip” bu kez bir danışma şirketi açtım. s.37
*
“Hapishaneler yasa taşlarıyla, kerhaneler ise din
tuğlalarıyla inşa edilir.” William Blake s.46
*
Her ne kadar
dinler ve devlet ölü sahibine, cenazesini şu ya da bu şekilde kaldırmasına
ilişkin yükümlülükler getirse de her zaman herkes otoritenin buyruğuna uymuyor.
İster sapıklık deyin, ister saplantı, ister aşk ya da özgürlük, ölülerini
saklayanlar, onlarla birlikte yaşayanlar var içimizde. s.49
Ölülerle birlikte yaşamanın, birçok başka toplumda yeri
var; ölüleri çıkarıp belli bir günde onları yaşıyormuş gibi sofraya davet
etmenin, sokaklarda dolaştırmanın törenleri yapılmaktadır. Çatalhöyük’te
Neolotik dönemde evin içine gömülüyor, ölüyle birlikte yaşanmıyor muydu? Batı
toplumlarına, Doğu’nun ilk kültürel ihracı ölü adetleri olamaz mı?
*
“İnsan, tarihi
kendisinin seçmediği koşullarda yaratır.” Marks,
s.67.
*
Kendisi de gazete
sahibi olan rahmetli dayım Zekeriya Bey, “Gazetede bir haber çıkmasını
istemiyorsan kimi arasın?” diye sormuştu bir sohbetimizde. “Tabi Yazı İşleri
Müdürünü” cevabıma, “Ne o, ne sahibi, ne cumhurbaşkanı, ne de içişleri bakanı. Bütün
kapitalist ülkelerde basında en çok sözü geçen Reklam Müdürüdür,” diye karşılık
vermişti. s.77.
*
Kadın niçin bekâretini teslim ettiği erkeği hiç unutmaz ve
onu hayatı boyunca hayal eder, sever? Ve tersine niçin erkek ilk beraber olduğu
kadını önemsemez düşündün mü hiç? Çünkü cinsel ilişkide erkek kadını
mükemmelleştirirken, kendisi eksilir. Ve tabii ki erkekler kendisini eksilteni
unuturken kadınlar mükemmelleştireni hatırlar. s.112
*
Taylan Köken