osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2024 Salı

tarih - yazıcılık üzerine...

 

İLBER ORTAYLI    

TARİH - YAZICILIK ÜZERİNE/ARAŞTIRMA/CEDİT/2009/232 sayfa

Prof. Dr. İlber Ortaylı tarih ve özellikle Osmanlı Tarihi üzerine birçok kitap yazdığı gibi tarih nasıl yazılır sorusuna cevap olarak yazmış olduğu çalışmalar da mevcuttur. Metodoloji üzerine Giriş/Kaynak niteliğinde bir kitap.

İlber hoca, Tarih nedir? Sorusuyla başlıyor kitabına ve devamla; Yunan ve Roma geleneğinde tarih yazıcılığı, Helenistik devirde tarihçilik, tarih ve sosyoloji, Türkiye’de klasik çağın algılanması, Osmanlı tarih yazıcılığının evrilmesi üzerine, Tarih üzerine mülâkat, İstanbul’un fethi ve üçüncü Roma nazariyesi, menkıbe, Türk tarihçiliğinde biyografi inşası ve biyografik malzeme sorunsalı, Cumhuriyet devri tarih yazıcılığının umumi görünümü, Genç okuyuculara -Tarih üzerine-, Türkoloji ve var olmayan bir dal: Oksidentalistik, Cevdet Paşa ve Avrupa tarihi, Osmanlı Kançılaryasında Reform: Tanzimat Devri Osmanlı Diplomatikasının bazı yönleri, Balkanlar ve Batıdan Osmanlı tarihiyle ilgili arşivler ile Rusya tarihi ve arşivleri bölümleriyle devam ediyor…

Gelelim tarih denilince en çok tartışılan konuya; Resmi Tarih’e İlber Ortaylı şu şekilde yaklaşmaktadır:

"Resmi tarih" denen yorum ve tabular dar bir bürokratik kadronun yorum ve terimi değildir. Aksine sokaktaki insanın, yönetilenin tavır ve görüşünün de yansımasıdır. Bir tür mütearife haline gelen, hatta, akide haline getirilen görüşler varsa (ki bunlar yakın tarihe değil eski dönemlere de ait olabilir; ama her zaman ve her yerde yakın tarihte daha çoktur.) bürokrasinin ceberrut yönetiminden çok, vatandaşın bağnazlığına, inatçılığına veya kutsallık anlayışına da bağlıdır. Bu nedenle yakın tarihçi kendisi de bu atmosferin dışına çıkamaz; şayet mutedil bir üslupla tezini savunmazsa gayri ilmi ve hatta ahlak ve şecaat düşkünü bir kalem olarak damgalanır; çok kimse tarafından beğenilen bir yazarın çok da muarızı olabilir,

ama vesikanın gerçeğine bağlı kalana da o nisbette çok itibar edilir. İyi yakın tarihçi eksiksiz tasvir yapandır; bu tasviri şerhle yorumlamaktan çok, seçtiği olayları yan yana getirerek mizansenini (sahneye koyuculuğunu) gürültüsüzce tamamlayan yazar da tutunur. s.143-144.

 Taylan Köken

17 Mart 2013 Pazar

topkapı...


METİN SÖZEN
TOPKAPI / ARAŞTIRMA / HÜRRİYET / 1998 / 231 sayfa

Kitabın tam adı Bir İmparatorluğun Doğuşu Topkapı’dır. Osmanlı İmparatorluğun başkenti İstanbul’dur, İstanbul’un en önemli eseri de Topkapı Sarayıdır. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Metin Sözen’in önemli bir yapıtıdır.
Kitabın bölümleri ise sırasıyla şöyle: Bir İmparatorluğun Doğuşu, Birun, Enderun, Harem, Hasbahçe ve Topkapı Sarayı Müzesi’dir.
Kitap, görsel bakımdan oldukça dolu ve doyurucu. Yazılar dönemsel ayrıntıları aktarmakta ve incelenen bölümü sade bir dille aktarmaktadır.

Taylan Köken 

16 Mart 2013 Cumartesi

ishak paşa sarayı...


YÜKSEL BİNGÖL
İSHAK PAŞA SARAYI / ARAŞTIRMA / İŞ BANKASI / 1998 / 267 sayfa

İshak Paşa Sarayı Doğu Anadolu coğrafyasının belki de en önemli yapılarından biridir. Hatta yapıldığı dönemde Osmanlı padişahını bile kıskandırdığı rivayet edilmektedir.
Her yönü mükemmelliğin ve estetiğin, Türk-İslam kültürünü yansıtması açısından bir köşe taşı olması, Doğu Anadolu topraklarında bir benzerine rastlanmaması açısından gerçekten bir baş yapıt olarak İshak Paşa Sarayı, tarihi ve kültürel açıdan çok önemlidir.
Prof. Dr. Yüksel Bingöl’ün bu önemli binayı tanıtan kitabı ise ayrıca takdire şayan ve en az bina kadar önemlidir. Böyle önemli bir eser, böyle önemli bir kitapla anılabilirdi…
Kitabın giriş bölümünde İshak Paşa Sarayı hakkında çıkan yazılar ve Doğubayazıt hakkındaki bilgilerle başlamaktadır. Ardından Kitabeler, Sarayın Mimari Tanıtımı ve Genel olarak Taş İşçiliklerin ayrıntıları, planlar, çizimler ve resimlerle kitap tamamlanmaktadır.
Kitap o kadar ayrıntılıdır ki, sizi o coğrafyaya, o eseri görmeden her yönü ile tanıtmakta, ama bir o kadar da sizi oraya gitmeye mecbur bırakmaktadır…    

Taylan Köken

25 Şubat 2013 Pazartesi

asya üretim tarzı ve osmanlı toplumu...


SENCER DİVİTÇİOĞLU
ASYA ÜRETİM TARZI VE OSMANLI TOPLUMU / ARAŞTIRMA / SERMET YAY. / 1981 / 171 sayfa

Sencer Divitçioğlu kitabını şöyle tanımlamakta: Bu tarih araştırması değildir. Hatta, iktisat tarihi araştırması bile denilemez. Bu bir iktisat araştırmasıdır: İktisatçı açısından tarihsel bir iktisadi sistemin yeniden kurulması hakkında yapılan mütevazi bir denemedir.
Nedir Asya Üretim Tarzı? Marx’ın tanımladığı Engels’in de kendi düşünceleri ile konuyu açtığı ve derinleştirdiği Asya Üretim Tarzı: Doğu’daki bütün olayların temelini toprakta özel mülkiyetin yokluğunda aranmasıdır. İster doğal koşullardan, ister iklimsel sebeplerden olsun, ister kültürel yaklaşımdan olsun, Doğu’da toprak yani mülkiyet Devlet’in elindedir ve üretim koşulları devletin eli ve müdahaleleriyle gelişmektedir, yapılmaktadır. Basit olarak anlatımıyla durum böyledir.

Kitaptan Osmanlı’nın kuruluş dönemiyle ilgili birkaç kısa notla devam edelim:

Birey üretimi sadece kullanma-değeri yaratmak için yapar. Üretilen nesnelerin mübadelesi ve dolayısıyla meta üretimi söz konusu değildir. Bu bakımdan birey toplumun diğer bireylerinden ayrılmamıştır. Birey ancak toplumla birlikte oluşur. Özel ve bağımsız birey ortaya çıkamaz. Sf:29
*
Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş yıllarında, genellikle vakıf yoluyla mülk sahibi olmaya başlayan şeyh ve dervişlerin I. Beyazıt devrinden itibaren şehirlerde ulema zümresi olarak anılmaya başladıklarını görüyoruz. Sf:59
*
Osmanlı toplumunun kuruluş yıllarında devlet, toprağın miri oluşundan ötürü, değişik toplumsal kökenlerden gelen, alp, gazi, ahi, derviş, Türk, Rum, köylü ve şehirli olan kimseleri bir çatı altında toplayıp, birleştirmeyi başarmıştır. Oluşan bu sınıf, rakabesi devlete ait olan topraklar üzerindeki haklardan yararlanan hakim bir sınıf niteliği almaya başlamıştır. Bu açıdan bakılınca Osmanlı İmparatorluğundaki toprak mülkiyetine dayanan soylu bir sınıfın ortaya çıkması ta ilk günden beri mümkün olmamıştır.
Osmanlılık, aslında soylu ve budunsal bir kökeni olmayan tamamen iktisadi durum ve zorunluluğun yarattığı bir birliktir. Toprağın mülkiyeti devlete ait olunca, bunu temsil eden sınıfın irsen değil, işlevsel olarak oluşması gerekir. Bundan dolayıdır ki, eski vak’a-nüvisler Osmanlılardan bahsederken, onları daima “devlet hizmetinde bulunan ve devlet bütçesinden geçinen hakim ve müdir sınıf” olarak nitelendirmişlerdir. Sf:62-63           

Taylan Köken

24 Şubat 2013 Pazar

osmanlı beyliği...


ELIZABETH A. ZACHARIADOU
OSMANLI BEYLİĞİ / ARAŞTIRMA / T.V.Y.Y. / 1997 / 277 sayfa

Osmanlı Beyliği (1300-1389) kitabı Elizabeth A. Zachariadou editörlüğünde Osmanlı’nın kuruluş dönemi için seçilmiş değerli makalelerin toplamı olan bir kitaptır. Her bir yazı ayrı öneme sahip. Genelde yabancı araştırmacıların yazılarından oluşan derleme bir kitap.
Tarih Vakfı Yurt Yayınlarının bu seçkileri çok nitelikli kitaplardan oluşmakta. Tarihimize meraklı kişilere bu kitapları gönül rahatlığıyla önerebilirim. Sıkılmadan okuyacağınıza eminim.
Kitabın içindeki makalelere gelirsek:
-Michel Balivert (Daha önce Şeyh Bedreddin kitabını tanıtmıştım) –Açık Kültür ve 14. Yüzyıl Osmanlı Kentlerinde Dinler Arası İlişkiler
 -Iréne Beldiceanu –Steinherr –Bitinya’da Gayrimüslim Nüfus (14. Yüzyılın İkinci Yarısı-15. Yüzyılın İlk Yarısı)
-Vasilis Dimitriadis –Devşimenin Kökenleri Üzerine Düşünceler
-Feridun Emecan –Osmanlı’nın Batı Anadolu Türkmen Beylikleri Fetih Siyaseti: Saruhan Beyliği Örneği
-Aldo Gallotta –“Oğuz Efsanesi” ve Osmanlı Devleti’nin Kökenleri: Bir İnceleme
-György Hazai –Türk Dili’nib Gelişiminde 14. Yüzyılın Yeri
-Colin Imber –Osman Gazi Efsanesi
-Halil İnalcık –Osman Gazi’nin İznik Kuşatması ve Bafeus Muharebesi
-Jacques Lefort -14. Yüzyılda Bitinya
-Anthony Luttrell -1389 Öncesi Osmanlı Genişlemesine Latin Tepkileri
-Iréne Mélikoff –İlk Osmanlıların Toplumsal Kökeni
-Ahmet Yaşar Ocak –Osmanlı Beyliği Topraklarındaki Sufi Çevreler ve Abdalan-ı Rum Sorunu (1300-1389)
-Nikolas Oikonomidis –Avrupa’da Türkler (1305-1313) ve Küçük Asya’da Sırplar (1313)
-Stephen W.Reinert –Niş’ten Kosova’ya: I. Murad’ın Son Yıllarına İlişkin Düşünceler
-Spiros Vryonis –Mevlevi Derviş Eflaki’nin Eserlerine Yansıyan 13. ve 14. Yüzyıl Anadolu’ndaki Müslüman Ailesi
-Elizbeth Zachariadou –Karesi ve Osmanlı Beylikleri: İki Rakip Devlet
-Konstantin Zhukov –Osmanlı, Karesi ve Saruhan Sikkeleri ve Türk Batı Anadolu’sunda Ortak Para Sorunu (1340-1390)


Taylan Köken

15 Şubat 2013 Cuma

levni ve surname...


ESİN ATIL
LEVNİ VE SURNAME / ARAŞTIRMA / KOÇ K./ 1999 / 247 sayfa

Levni’nin Surnamesi Bir Osmanlı Şenliğinin Öyküsü alt başlığıyla Koç Kitaplığı tarafından yayınlanmıştı. Bu kitabı fiyatından dolayı yayınlandığında alamamıştım. Daha sonra İstanbul Kitap fuarında (biraz da ısrarlarımla) ciddi bir indirim yapılmıştı ve hemen temin etmiştim.
Surname  Lale Devri de denilen III. Ahmet Döneminde (1703-1730) dört şehzadesinin 15 gün, 15 gece süren sünnet şenliğinin resmedilmesidir. Osmanlı’da bir daha bu kadar muhteşem bir törenin yapılmaması bu kitabın önemini daha da arttırmaktadır.
Türk-İslam sanat tarihçisi olan Esin Atıl kitabın tasnifini yapmış, ilave detaylı yazılar ile resimleri açıklayarak konuyu, dönemi ve şöleni tüm detayları anlamamızı sağlamıştır. Surname’nin yaratıcısı ise Levni’dir. Levni Çelebi sarayın başressamıdır. Edirne’den saraya gelen Levni (Abdülcelil Çelebi gerçek adıdır) nakkaş olarak çalışmaya başlamış, daha sonra saz geleneğinde ustalaşmış, sonra portre ressamı olmuştur. Şiirler de yazmış olan bu sanat adamı Surname’yi 10 yıl gibi bir sürede tamamlamıştır.
Değerli bir Osmanlı eserinin izahatlı olarak bir kitap olması bence önemini bir o kadar daha arttırmaktadır. Çünkü böyle basılı pek kitabımız yoktur.            

Taylan Köken 

13 Şubat 2013 Çarşamba

ipek...


NURHAN ATASOY –WALTER B. DENNY
İPEK / ARAŞTIRMA / TEB / 2001 / 360 sayfa

İpek kitabı bir baş yapıt. “Osmanlı İmparatorluğunun Dokuma Sanatı” kitabın alt başlığı. Benim elimdeki kitap İngilizce, fakat bu kitabın Türkçesinin de basıldığını biliyoruz.
Prof. Dr. Nurhan Atasoy bu kitabı tam 11 yılda oluşturmuş. Çünkü 20 ülkede, 70 müze, 30 manastır ve kilise dolaşarak Osmanlı kumaşlarına ulaşmış, resimlemiş, incelemiş… Hani denir ya samanlıkta iğne aramak… Kitap İngiltere’de TEB tarafından İngilizce ve Türkçe olarak basılmıştır.
Hocamızın yaptıklarını, bilgilerinden bazı demetleri Murat Bardakçı’nın hazırlayıp sunduğu Tarihin Arka Odası programına ara sıra konuk olduğunda takip edebiliyoruz. Bir de her biri İpek gibi olan bilginin başyapıtı olan kitaplarından…    

Taylan Köken 

7 Şubat 2013 Perşembe

osmangazi ve dönemi...


KARMA
OSMANGAZİ VE DÖNEMİ / ARAŞTIRMA / BURSA K.S.ve T.V.Y./ 1996 / 173 sayfa

Kitap 24 Şubat 1995 tarihinde Bursa Valiliği, Bursa Büyük Şehir Belediye Başkanlığı, Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü, Osmangazi Kaymakamlığı ve Osmangazi Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen “Osman Gazi’yi Anma Günü” adıyla yapılan “Osman Gazi Sempezyumu” bildirilerinden oluşmaktadır. Bursa’da düzenlenen sempezyumda seçilmiş veya yayınlanmış olan bildirilerin her biri gerçekten önemli konulara değinmektedir. Ülkemizde daha çok yapılmasını umduğumuz bu çalışmaların kayıt altına alınıp basılması ve kültür envanterimize katkıları da önemlidir. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
Kitabın makaleleri ve altını çizdiğimiz notlarla devam edelim.

1-Prof. Dr. Halil İnalcık - “Osman Gazi’nin Nicaea Kuşatması ve Bapheus Muharebesi”  
 Müslümanlar için bir zaman Darü’l-İslâm’ın parçası olan bir bölge her zaman İslâm toprağı sayılır ve onun kaybının sadece geçici olacağına inanılırdı. Sf:10
*
Yalova adı Yalak Ovası’ndan gelir.
*
Halil İnalcık’ın bu yazısı Osmanlı Beyliğinin kuruluşundaki en önemli savaş olarak Bapheus Muharebesi’ni görmektedir. Muharebenin başı, sonu, gelişimi ve sonuçlarını hocamız çok net irdelemektedir.

2-Prof. Dr. Nejat Göyünç –“Avrupa’da Türk Görünümü”
“Eğer Türkler Hıristiyan olsalardı, Dünya’nın en cesur ve en asil halkı olurdu.” Gesta Frankorum
*
“Türkler ve Franklar Truvalılardan gelen kardeş kavimlere mensupturlar. Bu sebeple de her ikisi de Bizanslılara (Greklere) muhaliftirler.” S. Runciman sf:39

3-Prof. Dr. Reşat Genç –“Osman Gazi ve Türk Devleti Geleneği”
Bu makale gerçekten çok değerli bilgiler veren sade, kısa ve önemli bir metindir.
Devletin ne olduğu, dilimizdeki “il-el” kavramları üzerine çeşitlemeler ve Osman Gazi’nin kurmuş olduğu devletin tanımı üzerine harika bir yazı.

4-Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu –“Tarihi Kaynaklara Göre Osman Gazi’nin Şahsiyeti”
Yusuf Halaçoğlu Osman Gazi’nin oğlu Orhan Gazi’ye vasiyetini, Kanuni’nin Osmanlı yönetiminin ve Devlet’ini anlattığı harika yazısı gerçekten anlamlı yazılar. Nasıl anlatıldığımız değil, aslında ne olduğumuz konusuna yapılmış can alıcı tespitler bunlar. Osman Gazi’nin ölümünden sonraki mal varlığı ise kurucu atalarımızın aslında ne kadar idealist oldukları ve mala mülke değer vermediğinin birer kanıtıdır. Atalarımızın bu dev devleti kurarken yapmış olduğu fedakarlıklar ve günümüzde bu mirasın üzerinde oturan günümüz erklerinin seçmiş oldukları yaşam insanın içini acıtıyor…
Ne kadar geriye bakarsan, o kadar ileriyi görürsün. Tabi görmek isteyen içindir göz…

5-Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak –“Osmanlı Beyliği Topraklarında Sufi Çevreler ve ‘Abdalan-ı Rum’ Sorunu (1300-1389)
Fuad Köprülü’nün meşhur kitabı Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar kitabının eksiklerini veya tamamlanması gerektiği yerleri tamamladığına inandığımız hocamızdır Ahmet Yaşar Ocak. Kuruluşun olduğu dönemlerde dini yaşayış her zaman önemli bir konu olmuştur. Bu dönemden kalma yeterli eser ve dokümanın olmaması konunun açıklanmasını da o kadar zorlaştırmaktadır. Fakat hocamızın konuya hakimiyeti bu makalesini de benzersiz kılmıştır.

6-Prof. Dr. Necmi Ülker –“Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Döneminde Hakimiyet Anlayışı”
Dünyada devletler kurmuş ve halen yaşayan milletlerin içinde asiller ve köleler diye ayırım yapmayan belki de yegane millet Türk ulusudur. Sf:75-76
Yazı kuruluştan Fatih dönemine kadar padişahların Osmanlı Devleti’nin oluşumunu hangi temeller üzerine kurmuştur. Her padişahın diğer padişahtan almış olduğu mirasın üzerine neler koymuştur, bunun üzerine güzel bir makale.

7-Prof. Dr. Mustafa Kara –“XII-XIV. Yüzyıllardaki Tasavvuf Düşüncesine Genel Bakış”
Yine kuruluş döneminde Anadolu toprakları üzerindeki değişik tasavvuf akımlarının neler olduğu üzerine derleyici, toplayıcı harika bir makale. Bu makaleden iki notu buraya aktaracağız:
Şeriat gemi gibidir. Tarikat deniz gibidir. Hakikat inci gibidir. Kim inciyi elde etmek isterse gemiye biner, denize açılır ve onu elde eder. Necmüddin Kübra sf:87
*
“Hudutlarda gaza bayraklarında alnına ışıklar” vuran Gaziyan-ı Rum, çarşı, pazar ve dükkanlarda helal kazancın doyumsuz huzurunu yaşayan Ahiyan-ı Rum, dünyanın ve ukbanın temel esprisini yakalayan Abdalan-ı Rum, nihayet bu gönül fatihlerini taşıyan, doğuran, emziren, besleyen ve büyüten Bacıyan-ı Rum, insan olmalarından kaynaklanan bazı eksik ve yanlış yorumlarına rağmen bu topraklarda dinle devletin, tekke ile atölyenin, tebessümle tefekkürün, madde ile mananın, harp ile sulhun, tevazu ile vakarın, namus ile iffetin, cesaret ile şecaatin, kazanmak ile bölüşmenin, teenni ile teşkilatın, sevgi ile şefkatin, hilm ile ciddiyetin, konuşmak ile susmanın, mazi ile istikbalin güzel sentezlerini sunmuşlardır. Sf:97

8-Prof. Dr. Hüseyin Algül –“Osman Gazi’nin Oğlu Orhan Gazi’ye Nasihatleri”
Dini bakışın etkisi ile padişahlarımız oğullarına devleti nasıl yönetmesi gerektiğini, halka nasıl davranması gerektiği ve diğer bazı konularda nasihat ve vasiyetnameler bırakmışlardır. Bu nasihatların ayrıntılarına giren hocamız devrin durumunu da tespit etmektedir.

9-Prof. Dr. Osman Çetin –“Osmanlı Devleti’nin Kuruluşunda Ahiler”
Varlıklarını İbn Batuta’nın Seyahatnamesinden öğrendiğimiz Ahiler üzerine ve onların kuruluş dönemi üzerine etkilerini detaylandıran bir başka güzel yazı.

10-Doç. Dr. Remzi Ataoğlu –“Kayı Boyu Hakkında Bazı Bilgiler”
Osmanlıların menşei kuruluş döneminden kalan yeterli belge olmadığından sürekli olarak tartışma konusu olmuştur. Remzi Ataoğlu bu tartışmaları ve hataları bize aktarmaktadır. Osmanlı Oğuzların Kayı boyundandır.

11-Doç. Dr. M.Akif Erdoğru –“Bilecik ve Çevresinde Ertuğrul Gazi Adına Yapılmış Bir Vakıf”
Osmanlılar, Osman Bey’in babası Ertuğrul Gazi adına bir vakıf kurmuşlar ve devlete yük olmadan vakıf türbenin imar ve ihyasını II. Abdülhamit dönemine kadar sürdürmüş. Diğer detaylar makalede yer almaktadır.

12-Doç. Dr. Yusuf Oğuzoğlu –“Osman Gazi’yi Tarih Sahnesine Çıkaran Siyasal ve Sosyal Şartlar”
1281 yılında Ertuğrul Gazi’nin vefatıyla Söğüt-Domaniç yöresinde yaşayan Türkmen aşiretlerin başına geçen Osman Bey’in ölene kadar oluşturmuş olduğu beyliğin siyasal bir kuruluş olarak nasıl tesis edildiğini anlatan derli toplu bir yazı.

13-Yard. Doç. Dr. Kadir Atlansoy –“Bursa Vefeyatnamelerinden Güldeste-i Riyaz-ı İrfan’da Osman Gazi”
Bursa’da vefat etmiş olan Türk büyükleri adına yazılmış olan birinci derecede kaynak niteliğindeki Güldeste-i Riyaz-ı İrfan yazması üzerine ve yazarı Beliğ İsmail üzerine bilgilendirici ve önemli bir makale.

14-Yard. Doç Dr. Sezai Sevim –“Osman Gazi ve Oğullarının Vakıfları”
Osman Gazi’nin kurmuş olduğu 9 adet vakfı vardır. Bu vakıfların isimleri ve çocuklarının adları ile onların kurmuş olduğu vakıflar üzerine yine önemli bir yazı.

15-Dr. İsmail Selimoğlu –“Osman Gazi Türbesi”
Osman Gazi Bursa’yı kuşattığı zaman Balabancık Hisarı’ndayken kubbesindeki kurşun kaplamaların parlamasından dolayı bu yeri beğenmiş ve şöyle vasiyet etmiştir: “Beni şu gümüşlü kubbenin altına gömün.” O gümüşlü kubbe Bizans Dönemine ait V-VI.yüzyıldan kalma bir yapıdır. Osman Gazi türbesi bu binanın temelleri üzerine yapılmıştır. Yazı türbenin geçirmiş olduğu tadilatlar ve diğer bilgiler ile devam eder.                   

Taylan Köken 

2 Şubat 2013 Cumartesi

şeyh bedreddin...


MICHEL BALIVET
ŞEYH BEDREDDİN / ARAŞTIRMA / T.V.Y.Y. / 2000 / 155 sayfa

Bu kitap Şeyh Bedreddin üzerine yazılan, en derli toplu eserlerden biridir diyebiliriz. Onun yaşadığı dönemi, öncesi ve sonrasıyla, dinsel, siyasal ve politik gelişimlerle inceleyen bir çalışma.
Rum diyarının insanlarına, yani Anadolu ve Balkanlar’daki Hıristiyanlara uyarlanan bu tasavvuf anlayışı, aile tarafından Mevlevilere, tasavvufi açıdan İbn Arabi’ye bağlanan ve olasılıkla Bektaşilerle kaynaşmış bir hareketin kurucusu olan Şeyh Bedreddin ve müritleri tarafından görkemli bir şekilde temsil edildi. Kitabın arka kapağından yapmış olduğumuz bu alıntı Bedreddiniliğin dayanmış olduğu temelleri yansıtmaktadır.
Kitabın yazarı Michel Balivet, Bedreddin’in torunu olan Hafız Halil tarafından kaleme alınan Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin Menâkıbı’nı dönemin diğer eserleri ile karşılaştırarak bu kitabı meydan getirmiştir.
Şeyh Bedreddin’in yaşamı, kavgası içinde bulunduğu yüzyıl düşünüldüğünde ne kadar ilerici bir hareket ve düşünce biçimidir. Bu yüzden olsa gerek tarihte hor görülmüş ve aşağılanmıştır. Hani denir ya Sezar’ın hakkı Sezar’a… Geçte olsa kemikleri bugün aslında onun her zaman en büyük düşmanı olmuş olan milliyetçi söylemin bahçesinde yatmaktadır. 1961 yılında kemikleri idam edildiği Serez’den Divanyolu’ndaki II. Mahmut Türbesi haziresine getirilir. Mezarın tam karşısında Türk Ocakları Genel Merkezinin olması ne kadar ilginçtir.    
Genelde tarih meraklıları için, özelde ise Şeyh Bedreddin Vakasının detaylarını öğrenmek için önemli bir başucu kitabıdır.

Kitaptan almış olduğumuz kısa notlar ise şöyle;

Rumeli’de ilk Türk kadılarından birisidir Bedreddin. Sf:35
*
Bedreddin’in babası  Selçuklu ve gazidir. Büyükbabası Abdülaziz tanınmış bir kişidir, son Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubad’ın yeğeni, aynı zamanda veziridir. Sf:38
*
Muhyiddin İbn Arabi ve Bedreddin dini canlandırdılar. Birinin eseri umman, diğerininki nehirlerdir. Niyazi Mısri 17.yy sf:98
*
Bedreddin Rum ülkesinin Hallac-ı Mansur’udur. Şeyh Hüseyin Ahlati sf:119

Taylan Köken

31 Ocak 2013 Perşembe

anadolu'da islâmiyet...


FRANZ BABİNGER –FUAD KÖPRÜLÜ
ANADOLU’DA İSLAMİYET / ARAŞTIRMA / İNSAN / 2003 / 138 sayfa

Franz Babinger’in 1921 yılında açılış dersi olarak verdiği ve daha sonra 1922 yılında dergide yayınlanan makale “Anadolu’da İslamiyet –İslam tedkikatının yeni yolları” adıyla basılmıştır.
Fuad Köprülü bu makaleye istinaden tenkit niteliğinde bir makale hazırlamıştır. “Türk istilasından sonra Anadolu tarih-i dinisinde bir nazar ve bu tarihin menbaları” başlığıyla bu maddeyi yayınlamıştır.
Kitabın tek eksiği basıldığı yıllardan kalma dille yazılmış bir kitap olması. Kitabın arkasına eklenmiş olan sözlük kısmı da makalelerin okunmasını kolaylaştırmıyor. Bu tür kitapları basan yayınevleri kitabı basmak için (özellikle yalnızca belli bir kesimin okuduğu) onca emek harcıyorlar, bunca uğraşa rağmen zaten az okunurluk oranı olan kitap bir de eski dilde olunca okur sayısı, en önemlisi de anlaşılması yeterli olmayacaktır. İnsan anlamak, öğrenmek için okur. Bunu zorlaştırmak bunca emeği boşa atmak değil mi? 
Franz Babinger’in yazısı etkileyici fakat eksik ve yüzeysel varsayımlara dayanmakta. Fuad Köprülü yazısında bu noktayı belirtmektedir. Bu toprakların insanı ve asıl kaynaklara yakınlığı ve birikimleri sayesinde konuya belgelerle ve doğru olarak yaklaşmasını sağlamaktadır. Fuad Köprülü kendi metodolojisini kurmuş olan önemli bir bilim insanıdır. Keşke siyasete atılıp bu muhteşem yeteneğini harcamasaydı… Bu benim görüşüm. Muhakkak onu siyasette de başarılı görenler vardır.      

Kitaptan almış olduğumuz kısa notlar ise şöyle;

Rum Selçukları şii bir mezhebe mensuptular. Yani tek bir kelime ile alevi idiler. F.B. sf:13-14
*
“Bu dergahın velisi şayan-ı dikkat iki taraflı bir zattır. Türklerce Akyazılı Baba Hıristiyanlarca Aya Atanaş’tır. Ve gerek Hıristiyan gerek Müslümanlar tarafından bilhassa çalınmış davarların meydana çıkarılması için kendisinden istimdad olunur.” F.B. sf:28
*
Tarih-i dini tedkikatında harici ünvanlardan ve zahiri şekillerden ziyade asıl o eşkal altındaki hakiki itikadların samimi mahiyetini ve menşe ve kıymetini anlamaya çalışmalıdır. F.K. sf:46  

Taylan Köken