ekrem akurgal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekrem akurgal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2014 Perşembe

hatti ve hitit uygarlıkları...

EKREM AKURGAL
HATTİ VE HİTİT UYGARLIKLARI / ARAŞTIRMA / NET / 1995 / 344 sayfa

Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal hocamızın Anadolu Halkı olan Hatti ve Hitit uygarlıklarını incelediği ve araştırma sonuçlarını analizleriyle birlikte aktardığı çok değerli bir kitabıdır. Hocaların hocası olan Ekrem Akurgal kitabını oluştururken muhakkak çeşitli kazıları ve araştırmaları yapan diğer uzmanlardan, hocalarımızın bilgilerinden ve arşivinden yararlanmıştır. Kitabın ilk bölümü bu konuda yapılan araştırmaları aktarmaktadır. Kitap konuyu bütünleyen, tüm yönleriyle aktaran bir başucu kaynağı niteliğindedir.
Konu başlıklarını kısaca sıralarsak:
Hatti Uygarlığı Dili ve Dini
Hatti-Hitit Beylikler Dönemi
Hitit Uygarlığı
Eski Krallık Dönemi
Büyük Krallık
Hitit Devleti’nin Dünya Tarihindeki Önemi
Hitit Kültürünün Özellikleri
Hititlilerde Din
Hitit Sanatı
Geç Hitit Uygarlığı

Bu konu başlıklarından sonra haritalar ve çizimler bölümü.
Ve son olarak da görsel malzemeler, resimler bölümüdür.

Arkeoloji ve tarih meraklılarına ve Anadolu’muzu tanıma, anlama gayretinde olan tüm ilgili okurlara bu kitabı bir başucu kitabı olarak tavsiye ederim. 

Taylan Köken

3 Şubat 2013 Pazar

knidoslu aphrodite...


MURAT KATOĞLU
KNİDOSLU APHRODİTE / SÖYLEŞİ / YKY / 2003 / 97 sayfa

Kitabın alt başlığı Ekrem Akurgal ile Türk Düşünce Hayatı Üzerine Konuşma adını taşımaktadır. Öğrencisi Murat Katoğlu hocası Ekrem Akurgal ile Türk düşünce hayatı üzerine dört gün süren bir söyleşi yapar. Ekrem Akurgal söyleşi metne geçince üzerinde düzeltmelerini de yapar. Yazı Felsefe Dergisinde yayınlanacaktır. Ama dergi yayın hayatına son verilince yazı yirmi yıl bir kenarda kalır. Ekrem Akurgal 2002 yılında vefat edince 20 yıldır gizlenmiş olduğu raflardan çıkıp 2003 yılında önümüze kitap olarak gelir.    

Kitaptan almış olduğumuz kısa notlar ise şöyle;

Aslında insanın genel konulara biraz olgun yaşından itibaren başlaması lazım… Genç bir adamın daha hiçbir branşta etkinlik, uzmanlık kazanmadan genel konulara gitmesi tehlikelidir. Birçok genellemeler yapılır, yanlış yollara sapılır. Sf:10
*
“Milli Kültür”le ne dediğimizi hala anlamış değiliz. Milli kültür diyene sorun; söyleyecek cevabı yoktur. Ben bunun tecrübesini çok yaptım, bu kavramla ortaya çıkana sordum; “Nedir milli kültür?” , söyleyecek sözü yoktu; “Fatih”, “Kanuni” dedi… Efendim, bugün bir Avrupalıya sorsanız, Fransa’yı anlatın bana deseniz, adam 14.Louis mi diyecek, Napolyon mu diyecek...? Hayır, bir alim, bir şair ismi verecek, filozof ismi verecek, biz padişah ismi veriyoruz. Sf:13
*
Yunanlılar şarkı fethe gidiyorlar, evvela işçi olarak gidiyorlar, sonra tüccar olarak ve karşılarında Hititleri buluyorlar. Geç Hitit beylikleri temsilcisi o devrin. Bu itibarla, o yolla, onların aracılığıyla aldılar her şeyi. Bir Yunan 8-7.yüzyıl eserini, bir Hitit eseriyle yan yana koyuyorsunuz, -kitaplarımda yaptım bunu- ayırmak, farkını bulmak bazen bir uzman için bile fevkalade güç. O kadar birbirine benzer. Aynen kopya etmiştir. Sf:23
*
Atatürk sentez yapmıştır. Türkiye Şarktan ayrılmıştır. Şarkı hakir gördüğü için değil. Dinden arınmıştır; dini hakir gördüğü için değil. O günkü din işe yaramadığı için. Yoksa Abbasiler devrinde 9.yüzyılda dünyanın çevresini ölçen, kimya ilmini, cebiri tesis eden –sıfırı onlar bulmuş, Hintliler veya onlar- öyle bir medeniyet olursa, Atatürk Şarka da razı. Biz de razıyız… Nitekim, Osmanlıların da 14-15.yüzyıl fütuhatında –Fuad Köprülü çok güzel anlatır- hiçbir zaman din birinci unsur değildir. Bu itibarla Atatürk’ün ve ona bağlı olanların düşünüş biçimi şudur: Din aleyhine değildirler, laiktirler. Çünkü biraz önce siz de söylemiştiniz; Türkiye büyük bir süratle 16.yüzyıldan itibaren aşağı inmiştir. Sf:37
*
Folklorun bizde şu bakımdan bir önemi var. Toprağımızın tapusunu saklamak… Malum ya, bir gün yine çıkarlar karşımıza, “imperium romanum” derler, orası benimdir der İtalya. Atatürk tarih tezini bu iki millet yüzünden; biri “megali idea” yüzünden, öbürü de “mare nostrum” veya “imperium romanum” iddialarıyla gelen faşizm ve diğer cereyanlara karşı çıkarmıştır. Bir bakıma bunun için kurmuştur Tarih Kurumu’nu. “Toprak sizin mi?” Hayır, Hattilerindir, biz de onların varisleriyizdir… sf:48
   
Taylan Köken