çetin altan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çetin altan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2012 Cumartesi

al işte istanbul...

ÇETİN ALTAN – ARA GÜLER
AL İŞTE İSTANBUL / KARMA / YKY / 1998 / 174 sayfa

Yıllar 1970’lere gelmektedir. O zamanın popüler gazetelerinden olan Akşam Gazetesi dönemin usta kalemi ile usta deklanşörünü bir dizide buluşturmuştur. Bu dizinin fotolarını Ara Güler, yazılarını da Çetin Altan yazar. Fakat o dönemin teknik olanaksızlıklarında dolayı özellikle Ara Güler’in enfes fotoğrafları “tavanı akmış oda badanasına döndüğünden” dolayı bu değerli çalışmanın günümüz teknolojisi ve özeni buluşması gerçekten değerli bir çalışmayı ortaya çıkarmıştır.
1970’li yılların İstanbul’u ve o İstanbul’un insanlarını anlatıyor bu albüm. İçinizden hep “Ah be canım İstanbul” ne hale geldin diyerek iç geçireceksiniz. Anıları sonradan yazmaktansa, günü böyle yakalamak daha evliya bence…
Bana yıllar önce bir yaş günümde hediye olarak gelmişti bu kitap. Başköşemde durdu, duruyor bu kitap; özel bir günün hediyesi olduğu için değil, özel bir kitap olduğu için…

Taylan Köken 

15 Mart 2012 Perşembe

idam edilen 44 vezir-i azamın dramı...

çetin altan
idam edilen 44 vezir-i azamın dramı / araştırma / afa / 1991 / 127 sayfa

Çetin Altan bu kitabında aslında tarzının biraz dışına çıkmıştır. Tarihi ve onun kavramlarını kitaplarında bol kullanan Altan, bu kitabında tarihimizin kadersiz vezirlerinin trajik durumlarını göz önüne serer. 1459-1821 yılları arasında idam edilen bu vezirlerin idamlarında sadece basit gerçekler yoktur. 

Kitaptan devam edelim:

Yavuz Sultan Selim kısa padişahlık döneminde sert mizacı ilk beş yılda üç veziri idam ettirir. Sonra:
Tarihlerin yazdığına göre idam ettirmediği vezir-i azamlarından Hersekzade Ahmet Paşa’yı da tekme yumruk sık sık dövermiş, Piri Ahmet Paşa’yı da…
Hatta vezir-i azam Piri Paşa, dayak yemekten usandığı bir gün:
- Padişahım önünde sonunda bir bahane ile beni öldüreceksin; hemen bir gün evvel halas etsen münasiptir, demiş.
Yavuz gülmüş ve badem şekerli bir iltifatta bulunmuş:
- Benim dahi bu mana muradım; lakin yerine tutar bir adam bulunmaz; yoksa seni muradına eriştirmek kolaydır. Sf:33
*
Bana sorarsanız Osmanlı İmparatorluğu imrenilmesi gereken bir model değil, ibret alınması gereken bir modeldir.
Nedense bizim cumhuriyet, böylesi bir gerçekçiliğe her zaman yan çizmiştir. Sf:49
*
En yararlı olan da idam edilebilir, en yararsız olan da…
Padişahın iradesi mutlaktır ve bu irade önünde kaliteyle kalitesiz eşittir. Sf:65
*
Tarih kitaplarını karıştırırken sayfaların arasından çürük yumurta kokuları yükseliyormuş gibi olur. Bitip tükenmeyen siyaset kavgalarındaki çürütmeciliğin kokusudur o… Arıtılması zor bir koku olduğu için, kuşaktan kuşağa sinip gitmiştir. Sf:86 

Taylan Köken

11 Temmuz 2011 Pazartesi

ipek böceği cinayeti...


solmaz kâmuran
ipek böceği cinayeti / yaşam / sel yay./ 1998 / 144 sayfa

solmaz kâmuran kocası çetin altan’ın yaşamını resimler eşliğinde bize aktarıyor.
sel yayınlarının temel taşlar serisinin altıncı kitabıdır, ipek böceği cinayeti…

“sevilmeyen insanlar beğenilmek isterler, hele de anneleri tarafından
sevilmemiş çocuklar yazıyla fala uğraşırlar…” sf.29

“dünyadan ayrılan gazi’ye ‘ebedi şef’ ünvanı verilmişti, ismet paşa’ya da
‘milli şef’… türkiye’nin nüfusu on beş milyondu, istanbul’un nüfusu ise altı
yüz bini ya geçiyor, ya geçmiyordu…
karaköy’deki kadıköy iskelesinden kalkan vapurlara parfümlü şık hanımlarla, fötr şapkalı                şık beyler
binerlerdi. sigara içişleri, ayak ayak üstüne atışları, birbirleri ile selamlaşmaları                              sinemalardaki gibiydi…” sf.35

çetin altan da fıkra yazamaya başlar “yeni ulus”ta. çok sert ve keskindir yazıları. bir gün,                ecevit’in kayınpederi namık zeki ona şöyle der:
-          diyorum ki çetin, hiç olmazsa dört kişi bırak…
-          afedersiniz beyefendi anlayamadım…
-          tabutunu taşırlar oğlum… sf:66

taş köşesi ile ünlenen çetin altan milliyet’e geçer. dp’nin şiddetini arttırdığı
yıllarda 28 nisan olayları da patlak vermiş ve taş köşesi şu şekilde çıkmıştı:
-          bugün canım yazı yazmak istemiyor…
bu tek satırlık yazı, uzun yıllar türk basınında yankılanıp, unutulmayacaktır. sf.70

“yaşamımı havaya savurdum ama, bu arada bir şeyi de öğrendim, canım yandığı zaman
bağırmamayı…“ aragon sf.78

“demokrasi çoğunluk rejimi olduğu kadar, azınlığın teminatı rejimidir.” sf.80

“ben, şimdiden memleket meselelerini kendi cep boyları kadar düşünenlerin yüzlerine projektör tutarak,
yarın mezarıma tükürülmesini önlemek isteyenlerdenim.” sf.81

“bu kadar uğraşılmaz yazarlarla. türkiye’de parlamento bir yazarla bu kadar uğraşırsa, o yazar
parlamento kadar büyür.” sf.102

çetin altan hayatı boyunca büyük bedeller ödemiş ve bir çok sivri türk yazarı gibi, onun da ömrü
mahkeme kapılarında geçmiştir. o bu durumu şu benzetme ile özetler:
“nihayet, sakladığım en büyük sırrı çözmüşlerdi.
ben aslında ipekböceğini kozasının içindeyken öldürmüştüm.
başka türlü kumaş dokunamıyordu, ne yapayım…” sf.104

taylan köken