ferit edgü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ferit edgü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2013 Pazartesi

bir gemide...


FERİT EDGÜ
BİR GEMİDE / ÖYKÜ / YKY / 1997 / 80 sayfa

Bir Gemide 1978 yılında Ada Yayınlarında basılır. 1979 yılı Sait Faik Hikaye Armağanını kazanır. Kitaptaki öykülerin Ferit Edgü’nün ilk yazım evresinin özelliklerini taşıması yönünden, hem de Sait Faik öykücülüğüne yakın çağrışımlar göstermesi açısından dikkat çekici. Ferid Edgü beğendiğim bir yazar. Sade, kılçıksız dili ve anlatımındaki tane tane’lik beni hep etkilemiştir.
Kitap sekiz öyküden oluşuyor. Öykülerine kısaca bakarsak;
Kaza öyküsünde otobüste mi, yoksa bir uçakta mı seyahat ettiği belli olmayan bir adamın başına gelenler var.
Kentin Üzerindeki Dayanılmaz Koku öyküsünde hassas burunlu şahıs eve, kente bulaşmış olan pis kokuları algılayan, bu kokudan –kokuşmuşluktan- rahatsız olan tek kişidir.
Bir Gemide öyküsünde hangi limana, ne zaman varacağını bilmeyen, içindeki yolcuların ne yaşadığını bilmediği, belki hiçbir yere varılmayacak bir yolculuk… Tıpkı yaşamımız gibi ve bu yaşamda bize yön verenlerin ne yaptığını bilmemesi gibi…
Kanca öyküsünde geçmişimizde, en arkada, en ulaşılmaz yerde bıraktığımız –sandığımız- hatalar, acılar ve anılar anlatılıyor. Herkesin bir –veya birkaç- gizi vardır…
Dönüş: Bir adadan dönüş her zaman zor olur. Bir adada hep gidecekmiş gibi yaşanır…
Seksek öyküsünde yazar tam bir Sait Faik öykücülüğü yakalamış. Toplumun içinde her şeyden sıyrılmak isteyen, önce kendi kendinden kaçan insanı anlatıyor.
Olanak-siz bir anlatı. Niçin yazıyorum sorusuna bir temrin cevap…
Melek Cici bir öykü değil. Bir senaryo, daha çok bir senaryonun öykü taslağı. Eski bir yalıda eski, yalnız bir hayat… Melek Cici bir kitap adı olacak kadar güzel, ama Bir Gemide kitabın bütünündeki hikayelerin anlamını taşıyan bir kitap adı… 

Taylan Köken

17 Şubat 2013 Pazar

işte deniz, maria...


FERİT EDGÜ
İŞTE DENİZ, MARİA / ÖYKÜ / YKY / 2001 / 77 sayfa

Kitap 35 öyküden oluşuyor. Beş tanesi ilk dönem öykü anlayışını sürdürmektedir. Diğerleri ise “kısa-çok kısa” öykülerdir. Dil’in içindeki cevhere varmaya çalışan minimal öykülerdir.
Birçok kere ifade ettiğim gibi Ferit Edgü sade’nin yazarıdır. Arayışları sürekli olarak derdini en kısa şekilde, en iyi şekilde anlatmak olmuştur. Bunu çok iyi başardığına inanıyorum.

Kitaptan birkaç kısa öykü aktaralım:

Öç

Köyün en hoppa kızıydı.
Onu köyün en aptal gencine verdiler.
Hiç çocukları olmadı.
Daha doğrusu, sayısız çocuklarından hiçbiri o en aptal gençten değildi. sf:52
*
Hayalhane

-Niçin kaybolmuş fotoğrafları arıyorsun. Elinde bir makinen var. Görüyorum. Yeni fotoğraflar çeksene. Hatta o kaybolan fotoğrafları.
-Ama onlar hayallerimdi. Sf:55
*
Dostluk

Her şey bir yana, dostluk bir yana, dedi.
Öyleyse, bu karanlık, güç günümde bana dostluğunu göster, dedim.
Hiç duraksamadan hançerini çekip sol memenin altına sapladı. Bunu yaparken beni kucaklamayı unutmadı.
Bilemezsin bu benim için ne kadar güç.
Gözlerimi kapamadan duyduğum son sözleri bunlar oldu. Sf:64

Taylan Köken

16 Şubat 2013 Cumartesi

seyir sözcükleri...


FERİT EDGÜ
SEYİR SÖZCÜKLERİ / DENEME / YKY / 1996 / 108 sayfa

Bu kitapta yer alan tüm metinler, resimlere, fotoğraflara eşlik etmek için alınmış ve ilk kez söz konusu görsel imgelerle birlikte yayımlanmışlardı.
Bugün sözcükleri çırılçıplak ve yapayalnız yayımlıyorum. Kendi kendilerine yetip yetmediklerini ölçmek için.
Ferit Edgü sade, süssüz yazımıyla her zaman başköşe yazarlarımdan olacaktır. Uğraşan, kafa yoran bir yazar.

Kitaptan kısa notlar ile devam edelim:

Her meyvenin çekirdeği var.
İnsanın çekirdeği nerde? Sf:20
*
Adem bakıyordu. Çevresine. Adem nesnelere bakıyordu.
Adem seslere bakıyordu.
Adem yalnızca bakıp gördüklerini algılıyor,
yalnız onlar yer ediyordu
belleğinde.

Adem insanlara bakıyordu.
Çıplak ya da giyinik.
İnsanlar da Adem’e bakıyordu.
Böcekler, nesneler bakmıyordu Adem’e.
O sıralar Adem’in kendisi de
kendisine bakmıyordu:
Aynası yoktu Adem’in. Sf:29

Taylan Köken 

8 Şubat 2013 Cuma

yazmak eylemi...


FERİT EDGÜ
YAZMAK EYLEMİ / DENEME / YKY / 1996 / 130 sayfa

Yazmak Eylemi kitabının alt başlığı Bir Toplumsal/ Siyasal Olay Üzerine 101 Çeşitleme’dir. Ferit Edgü, Raymond Queneau’nun Üslup Alıştırmaları isimli kitabını çevirirken bu kitaptan esinlenerek Yazmak Eylemi kitabını yazar. Bir olay üzerine kurgulanan ve biçimi farklı 101 temrinden oluşmaktadır kitap. Yazar istenirse 1001 çeşit olarak da yazılabilirdi demektedir.
Ferit Edgü, 14 Şubat 1980 tarihinde örgütler tarafından tehdit edilerek dükkanların kapanmasını ve İstanbul’da bir çok semtte dükkanların kepenk indirmesiyle sonuçlanan olayı ele almıştır. Olay 300 kişinin tutuklanmasıyla sonuçlanmıştır.

Kitaptan 101. denemeyi buraya aktarıyoruz. Bu temrin yazarın kitaba ve konuya yaklaşımını da aktarmıştır;

yazar

Bugün dükkânlar kapalıydı.

Şimdi herkes bir yorumda bulunacak.
Olumlu bir eylem.
Olumsuz bir eylem.
Halka karşı bir eylem.
Eylemi baltalayıcı bir eylem.
Eyleme güç katacak bir eylem.
Sağcıların eylemi.
Solcuların eylemi.
Vb. vb.
Ben herhangi bir yorum yapacak değilim.
Ama yazabilirim. Korkularımı, kaygılarımı, düşlerimi, düşüşlerimi yazdığım gibi bu eylemi de yazabilirim. Çünkü yazmak da bir eylemdir.
Bugün dükkânlar kapalı olabilir. Ama anlatım yolları her zaman açıktır. Belki bir gün yazarım bu eylemi. Sf:130

Taylan Köken 

1 Şubat 2013 Cuma

abidin...


FERİT EDGÜ
ABİDİN / METİNLER / YKY / 2003 / 107 sayfa

Abidin Dino’nun arkadaşı olan Ferit Edgü onun basılan birçok kitabına tanıtım yazıları, önsözler yazmıştır. Bu yazılarını toplamış olduğu bir kitap “Abidin”. Bu kitaptaki yazılarda bir dostluktan öte objektif değerlendirmeler bulunmaktadır. Tanıtım ve resim kitaplarının yazıları haricinde kitabın sonunda ek olarak Cumhuriyet Kitap ekinde yayınlanan Turgay Fişekçi’nin Ferit Edgü ile birlikte yapmış olduğu “Abidin Dino Üzerine Bir Söyleşi”de bulunmaktadır.
Kitaptan almış olduğumuz kısa notlar ise şöyle;

Abidin, hangi temayı “işlerse işlesin”…
Yaşayan insandan yanadır. Açan çiçekten. Resimleriyle bunu belgeliyor. Sf:15
*
Ressam yalnız ressamlar için resim, ozan yalnız ozanlar için mi şiir yazacak? Sf:19
*
“Bana ayrılan zamanı çizmek.” Abidin Dino sf:51
*
Türk Anadolu’nun iki dehası vardı ki Abidin’in onlara tutkusu bambaşkaydı. Bunlardan birincisi Derviş Yunus, ikincisi de Koca Sinan’dı. Yunus Emre için senaryo denemeleri yapmış, Sinan’ın sanatı üzerine bazı yazıları da dönem dönem dergilerde yayımlanmıştı. Sf:69
*
Adına “ömür” dediğimiz o bize “ayrılan zaman”ı çizgileriyle, sözcükleriyle, notalarıyla dolduran, doldurmaya çalışan insanlar vardır. Onların “Zamanım yok” sözü, “Bana ayrılan zaman bana yetmiyor” anlamına gelir. Sf:78
*
Bir şiirinde, “Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” diye bir dizesi vardır. O gün bugün, bu soru sökülüp atılması olanaksız bir biçimde bedenime yapışmış gibidir. Tabii, şiirinde bu soruyu sorarken, mutluluğun resmini yapamayacağımı biliyordu Nâzım. Sf:89
*
Abidin’in yurtdışına gitmesi, kendisi için de Türk sanatı için de iyi olmuştur. O, Paris’te de, Türkiye’de yaşar gibi yaşadı. Bağlarını hiç koparmadı. Birçok yazar-çizerin elde etmek için yırtındıkları Fransız pasaportunu, kendisine birçok kez sunulduğunda, nezaketle geri itti. Çektiklerinden dolayı, hiçbir zaman Türkiye’ye küsmedi. Sürgünde de Türkiye’yi, Türkiye’nin sorunlarını yaşadı. Sf:107        

Taylan Köken 

19 Nisan 2012 Perşembe

dağ şiirleri...

FERİT EDGÜ
DAĞ ŞİİRLERİ/ŞİİR/P YAY./1999/36 sayfa

Ferit Edgü’nün  nasıl yazsa güzel oluyor. Bir yazarı sevmek her halde böyle bir şey. Dağ şiirlerinde yine Ferit Edgü’nün, ‘Doğu’ üzerine, özellikle de Muş üzerine şiirlerini bulacaksanız... Az, ama bir şeyleri anlatan, tırmalayan şiirler... Hele en son şiir...

DAĞIN ÖNÜ
DAĞIN ARDI

Benim inancım yok- onlarınki çok
Dağdan geyikler iniyor- ben geyiklere bakıyorum
Onlar dağa

Ben hiçbir şeye inanmıyorum, olsa olsa insana
Onlar her şeye inanıyor, insana asla

Dağa bakıyor onlar – Bense dağın ardına

Geyikler iniyor dağdan
Dağın ardına

Taylan Köken

11 Aralık 2011 Pazar

do sesi...


FERİT EDGÜ
DO SESİ/ ÖYKÜ/ YKY/ 2002/ 91 sayfa

Ferit Edgü’den kıpkısa öyküler. Tarzı ile yazımı ile felsefesi ile... 1999-2000 yıllarında yazılmışlar.

“Sonunda, ben de babamın yaşına vardım.
Şimdi, onun, niçin insanlardan çok kuşlarla ilgilendiğini anlar gibiyim.” (Adlar-sf:37)

Hangi gün babamızın yaşına varırız? Hangi gün babamızı yakalarız? Yaşlanınca mı? Yoksa babam gibi düşünmeye başlayınca mı? Ne zaman öyle düşünürüz? Düşündüğümüzü hissederiz?

“Sonumsu
Saatine bakmayı unutma, dedim.
Ama bunun ne gibi bir yararı olabilir ki, dedi son soluğunu verirken.” Sf:25

Zaman çok kez anlamsızlaşır!

“Unutmayın ki yalnız kurbanlar yalan söylemez” (Masum-sf:31)

“Susuzluk
Bir kaynağın başında durmuş,
Buralarda içecek bir şey yok mu? diye bağırıp duruyordu.
Ona kaynağı gösterdim.
Bu benim susuzluğumu gidermez, dedi.” Sf:62

“Işık
Koridorun ucundaki ışığı görüyor musun?
Tabii görüyorum.
Öyleyse niçin yazmıyorsun? Sf:73

“Kaf
Bir gece, Berlin sokaklarında dolaşırken,
Kafka’yı gördüm.
O da seni gördü mü?
Evet.
Ne dedi?
Saçma bir soru sordu: Siz de mi oraya gidiyorsunuz? Dedi.
Evet, dedim.
O ne dedi?
Öyleyse birlikte yürüyemeyiz.” Sf:76

Başkaca: Şanslı (sf:39), Bir garip sürgün (sf:40), Rastlantı (sf:64), Özellikle (sf:67) isimli öykülerde okunmalı...

Taylan Köken

29 Haziran 2011 Çarşamba

devam...


ferit edgü
devam / metin / sel yay./ 2001 / 51 sayfa

sel yayınlarının enis batur editörlüğünde yayınladığı geceyarısı kitaplarından bir diğeri…
kitabın arka kapağından; “kuyudan gelen, geceden geçen bir ses, sis pus arası beliren yazı… gecenin tam yarısı için bir geceyarısı kitabı.”

kitaptan devam edelim.

işte başladım.
başladım işte, diyorum.
devam! nasıl?
her şeyi anlatmadım mı?
hangisine ne eklemek?
hangisine yeniden başlamak?
karar vermek gerek
-  ne güç!-
neyi anlatacağım.

taylan köken

7 Haziran 2011 Salı

insanlık halleri...


ferit edgü
insanlık halleri / Aforizmalar / sel yayınları / 2003 / 60 sayfa

sel yayınlarının enis batur editörlüğünde yayınladığı geceyarısı kitaplarından bir diğeri…
kitabın arka kapağından; “ferit edgü, türk edebiyatının minimalist kanadının en usta kalemi, yıllar geçtikçe daha da amansız, acımasız bir dil kuruyor karşımızda – tıpkı, burada olduğu gibi.”
aforizmalar türü ile yazılı kısa ve ferit edgü’ce metinler…




kitaptan devam edelim;
6/
herkese hayatını anlatma.
bazı parçalarını çalan olur. sf:9

7/
yaşam, ne tek yönlüdür, ne çift yönlü
yaşam çok, pek çok yönlüdür.
bu nedenle yolunu şaşırır insanlar. sf:9

17/
bir mezar taşından:
alışamam diyen ben, şu mezara bile alıştım. sf:15

23/
uzun yolculuğa çıkıyorsun
geri de dönmeyeceksin, bunu bilerek hazırlan. sf:16

26/
iğneyle kuyu kazan, suyu bulmadan göçer. sf:17

30/
gece karanlık.
gündüzler daha karanlık. sf:18

35/
her deli van gogh ya da gogol olsaydı…sf:19

42/
yazmadan önce bir düşün.
yazarken bin kez düşün.
son pişmanlık para etmez. sf:21

43/
çok satarak yazar olunmaz. sf:21

45/
bugünü yazıyorsan
yarın neden seni okusunlar? sf:22

47/
eleştirilmekten değil
alkıştan kork. sf:22

49/
bir kez yazılır.
bin kez düzeltilir. sf:23

50/
kuralları yıkmak için
o kuralları bilmek gerek. sf:23

69/
katırın sırtında yol alırken atını düşünme. sf:31

81/
şahini avcı yapan yalnızlıktır. sf:34

89/
unutma, ne kadar koşarsan koş, duracaksın. sf:40

95/
gizini sandıkta saklayamazsın. sf:41

100/
elin vardığında kendine yardım et!  sf:42

101/
kapıyı açmadan önce çal.
kim bilir, belki seni bekleyen
hiç kimse yoktur. sf:43

109/
bir daha yapmayacaksan bağış dileme. sf:44

118/
tek kolla kürek çekerek
karşı kıyıya varamazsın.  sf:47
 
126/
gözden ırak olan…
kim bilir şu sıralarda nerde? sf:53

131/
-          ya şimdi ya hiçbir zaman, dedim ona.
-          o ne dedi?
-          şimdi evet. hiçbir zaman hayır. sf:55

137/
bir ses, nerdesin? diye soruyor.
hiçbir yerde, diyorum.

yankı:
ah! keşke. sf:57

140/
yeni bir sanat yapıtı karşısında duyulan şaşkınlık,
yeni bir dünya karşısında duyulandan farksızdır. sf:58

142/
-          düzeltilecek bir şey yok.
-          olsun, sen yazmana devam et. sf:59

taylan köken

6 Haziran 2011 Pazartesi

avara kasnak...


ferit edgü
avara kasnak / metin / sel yayınları / 2005 / 64 sayfa

sel yayınlarının enis batur editörlüğünde yayınladığı geceyarısı kitaplarından bir diğeri… alt başlığı: başıboş & olumsuz metinler. kitabın arka kapağından;          “bazı kitapların adı, tarife gerek bırakmaz—‘avara kasnak’ onlardan biri. yazarken –sanki-kara gözlük takmış yazar. " okurken ola ki- geceyarısını seçersiniz."
                                                                        
kitaptan devam edelim:
ne de çöken akşamın loşluğunda
salınıp duran kırlangıçlar. sf:15

zaman
doğrusu tüm bunlar, bana bir zamanlar söylenmiş olsaydı –
ne değişmiş olurdu?
belki hiçbir şey. belki de zaman.
ama biliyorsun, senin hiçbir zaman vaktin olmadı. sf:35

soru: kaç tür yolculuk vardır?
yanıt: kaç yolcu varsa o kadar. sf:36

son yolculuk
yaşam boyunca, doğduğu kentin dışına çıkmamış olan babam, ölüm döşeğinde kulağıma şöyle fısıldamıştı: “biliyor musun, canım uzun bir yolculuğa çıkmak istiyor.” sf: 45

o bir zamanlar yürüdüğüm yolları anımsıyorum da, bugün, buraya nasıl ulaşmış olduğuma şaşırıyorum. gençlikte yürünen yolların çoğu gibi engebeli yollardı. engebeleri aştığında, tuzaklar beliriyordu. tuzakları aştığında (bunu pek azımız başarmıştır) uçurumlar, çığlar. sf:21

taylan köken

23 Mayıs 2011 Pazartesi

her şeyin sonundayım...

kitabın ön yüzü
tezer özlü - ferit edgü mektuplaşmaları
her şeyin sonundayım / mektup / sel yayınları / 2010 / 111 sayfa

tezer özlü ferit edgü mektuplaşmaları, tezer özlü yaşamının kısa bir özgeçmişidir. onun özel ve edebi hayatından neler geçmiş, ne sorunları olmuş, bunun analizini yapabilmek açısından değerli mektuplardır.
sezer duru ve demir özlü’nün küçük kardeşi olan tezer özlü’nün yakın dostu olan ferit edgü’yü mektup arkadaşı olarak seçmesinde, onun yalnızca yakın aile dostu olması değildir önemli olan; f.e. aynı zamanda yayıncısıdır da t.ö.’nün. her konuda birbirine yakın olan bu iki insanın dertleşmeleri, çok yalın ve çarpıcı…

“bahriyelim ankara’da kaldı. çok da sert bir adam. beni suçluyor. hiç değişmiyor muşum ben, hep aynı imişim. ne değişebilir? (anlamıyorum)” 11 şubat 1967 t.ö.

*
“ferit’ciğim, bana yazmış olduğun mektup çok etkiledi ve sarstı beni. bana karşı bu denli içten davranışına çok sevindim. çocukluğumdan beri seni çok sever ve sana yaklaşabileceğim günü beklerdim. şimdi sana demir’den bile daha yakınım ve her zaman senin sözlerine veya sessizliğine gereksinme duyuyorum.
----
bu hafif depresyon halini sevmiyorum diyemem, zevk verici, keyif verici bir hastalık bu. gelebilirsen benim için çok iyi olur. amélie ve senin, sevgi ile yanaklarından öperim.” 16 şubat 1967 t.ö.

*
“bir de kapımı açıp içeriye gireyim ki… ohh neler neler! çamaşırcı kadın gönderilmiş, çamaşırlar küvette ıslak duruyor, ev perişan. konyaklar, kahveler, sigaralar… bu arada da bütün masrafları ben görüyorum, cebinden 50 lira çıkmıyor adamın.” 2 şubat 1968 t.ö.

*
“tüm kusur bende. hiçbir konuda, hiç kimseye güvenmemem gerektiğini böylece bir kez daha öğrenmiş oldum.” 27 nisan 1984 f.e.

*
“berlin’deki toplantı tan anlamıyla bir felaketti. bir yandan cahil türkologlar, bir yanda göçmen yazarlar, bir yanda köylü yazarlar, tarla süreceklerine yazan daha doğrusu yazamayan adamlar.” 3 mayıs 1984 t.ö.

*
“kitabı okudum. gerekli düzeltmeleri (bir de ben) yaptım. yarın basımevine veriyorum. bundan sonraki düzeltileri de ben yapacağım. yayıncılık konusunda kompleksleri olan biri olsam, “sabotaj” diye bağırmam gerekirdi. Ama böyle komplekslerim yok, “eşşoğlueşekler” diye bağırdım sadece.” 7 mayıs 1984 f.e.

*
“kafka, mektuplarını hayaletlerin okuduğunu sanırım felice’ye yazıyordu. senin bende hiç resmin yok, -tablo değil, fotoğraf (pipolu olsun)- bana bir resmini göndersene. burada bir çerçeve içinde yazar fotoğraflarım var. pavese, vittorini, kafka, peter weiss… ne yazık ki demir’in istiklâl caddesi’nde kalabalık içinde yürüyen fotoğrafında yaşar kemal de var. gözlerinden öperim.” 14 temmuz 1984 t.ö.

*
“yıllar önce, 1960’lar başında, beckett’i okuduğum yıllarda, onu ne denli hayal gücü geniş bir yazar sanmıştım… bu denli hiçliğe nasıl vardığını, böylesi bir yalnızlığı nasıl bu kadar çeşitli söyleyebildiğine şaşırmıştım, oysa ne denli gerçekçi bir yazarmış… avrupa’nın gerçeğinin tam kendisini yazıyormuş…” 27 temmuz 1984 t.ö.

*
“bir çocuğun ne denli duygusal olduğunu anımsıyor musun? mutlak anımsıyorsun. ihtiyarlık diye bir olguya inanmıyorum, çünkü gençliğe de inanmıyorum. çocukken de, genç iken de ihtiyarı içinde taşıyorsun, yaşlanırken de çocuğu. ancak yaşlandıkça duygusallaşma biçim değiştiriyor. gençlik duygusallığı öfke, beklenti, başkaldırma, cesaret gibi duygularla iç içe, ama yaşlandıkça duygusallığa acımsı tatlar karışıyor, buruk.” 1 kasım 1984 t.ö. 


taylan köken