oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2025 Cuma

kağnı-ses-esirler...

 

SABAHATTİN ALİ

KAĞNI-SES-ESİRLER / ÖYKÜ-OYUN / YKY / 2019 / 222 sayfa

 

Sabahattin Ali’nin YKY’de yayınlanan “karışık” bir kitabı. İki öykü, bir oyundan oluşuyor kitap. Kağnı ilk kez 1936, Ses ise 1937 yılında yayınlanmış. S. Ali’nin Esirler oyunu ise –sonradan bulunmuş olmalı ki- 1966 yılında yayınlanmış. Bu üç eser Sabahattin Ali Toplu Öyküleri-I olarak yine YKY’de 1997-2003 yıllarında sekiz baskı yapmış. Bu haliyle, yani üçü bir arada haliyle, ilk basım Ekim 2003 tarihinde gerçekleşmiş. Benim elimdeki nüsha ise Ocak 2019 tarihinde 21. baskı…

 

Sabahattin Ali’nin bu karma kitabında oyun için bir şey demeyeyim –beni çok sarmadı- ancak öykü kitaplarını hızla bitirmiştim. Benim en çok etkileyen öyküsü, Kağnı kitabındaki Düşman[ss.66-75] öyküsü oldu. Öykü kısaca şu şekildedir.

 

Polisten kaçan bir düşünce suçlusu[i] gece bir evin bahçesine gizlice sığınır. Sığındığı bahçenin ev sahibi eski bir arkadaşıdır. Arkadaşı varsıllaşmış ve rahat bir hayat sürmektedir artık. Zengin olanı kaçak olmasına rağmen arkadaşını eve alır. Aralarındaki muhabbet zaman geçtikçe kaçağın zengini sorgulamasına sebep olur ve gecenin geç saatlerine kadar konuşurlar. Sonrasında… yok yok, en iyisi siz kitabı alıp okuyun…

 

Bu kitap için, Sabahattin Ali’nin yaşamından kesitler sunan öyküler diyebilirim. S. Ali yaşamadığını yazmamış. Eğer kitaptan ve öykülerden daha fazla ayrıntı istiyorsanız, birazkitap.blogspot.com’un kitap özetlerinden faydalanabilirsiniz…  

Taylan Köken 


[i] Düşüncenin suçlusu mu olur, düşünmek suç mudur?


12 Ekim 2025 Pazar

çok bilen çok yanılır...

 

RECAİZADE MAHMUD EKREM  

ÇOK BİLEN ÇOK YANILIR/OYUN/BORDO&SİYAH/2004/116 sayfa 

Recaizâde Mahmud Ekrem’in 1916 yılında yayınlanan eseri, günümüz Türkçesiyle[Kemal Bek] düzeltilerek yayınlanmıştır. Oyunun içeriği ve tiplerin canlandırılması açısından, yazarın en başarılı eseri olarak değerlendirilmektedir. Yalın bir dile sahip olan eserde, konuşmalar ustalıkla düzenlenmiştir. Oyunun öyküsü dıştan betimlenmiş, kişilerin içsel analizlerine girilmemiştir.

Konunun geçtiği yer Maraş’tır. Sinirli ve kinci olan Maraş Kadısı Azmi Efendi, vali paşanın, kıskandığı düşmanı Maraş kaymakamı Edip Efendi’nin kızını oğluna alacağını duyar; bir oyun ederek bu izdivacı bozmak ister ve olaylar gelişir… 

Taylan Köken

30 Kasım 2013 Cumartesi

vera veya nihilistler...

OSCAR WILDE
VERA VEYA NİHİLİSTLER / TİYATRO / BORDO-SİYAH / 2004 / 117 sayfa

Oscar Wilde’ın 26 yaşında 1880 yılında yazdığı ilk oyundur. Avrupa’nın da takip ettiği Rusya’daki değişim üzerine bir oyundur. Yazar oyunu şu sözlerle tanıtmaktadır: Sanatın sınırları içinde, insanların hürriyeti için yeri göğü çınlatan haykırışlarını ifade etmeye çalıştım, o haykırış ki günümüz Avrupa’sında İspanya’dan Rusya’ya, kuzeyden güney denizlerine kadar tahtları tehdit etmekte ve hükümetleri sallamaktadır. Ne var ki, oyun politikayı değil, tutkuları anlatan bir oyundur.
Kitap Sevil Cerit çevirisiyle yayınlanmıştır.
Kitaptan kısa birkaç not aktaralım:
Michael- İçimdeki bütün duyguları söküp atmaya; ne sevmeye, ne sevilmeye, ne merhamet etmeye, ne de merhamet beklemeye, ne evlenmeye, ne de evlendirilmeye, ta ki sonuca varana kadar; geceleyin gizlice bıçaklamaya; bardağa zehir atmaya; babayı oğluna, kocayı eşine düşman etmeye; korkusuzca bir umut beslemeden, gelecek düşüncesi olmadan acı çekmeye, yok etmeye, intikam almaya yemin ediyorum. Sf:42
*
Prens Paul- Tecrübe, insanların hatalarına verdikleri addır. Sf:62   
*
Prens Paul- Ah! Sevgili Kont, hayat, hakkında asla ciddi konuşulmayacak kadar önemli bir şeydir.
---
Prens Paul- En kötü düşmanımı kaybetmektense, en iyi dostumu kaybetmeyi yeğlerim! Bildiğiniz gibi, insanın arkadaş sahibi olması için sadece iyi huylu olması yeter; ama birinin hiç düşmanı kalmamışsa, o zaman onda bir alçaklık var demektir. Sf:67
*
 Başkan- Nihilistler dostlarını asla unutmaz, düşmanlarını da asla affetmezler. Sf:88

Taylan Köken

28 Kasım 2013 Perşembe

çok bilen çok yanılır...

RECAİZADE MAHMUD EKREM
ÇOK BİLEN ÇOK YANILIR / OYUN / BORDO-SİYAH / 2004 / 115 sayfa

Recaizade Mahmud Ekrem 1916 yılında yayınlanan oyunu en başarılı oyunu olarak anılmaktadır. Konunun işlenmesi, karakterlerin canlandırılışı açısından başarılı bulunmaktadır. Oyun Recaizade’nin ölümün sonra oğlu Ercüment Ekrem tarafından Hürriyet-i Fikriyye dergisine ek olarak basımı yapılır.
Öykü Binbir Gece Masallarına öykünen Binbir Gündüz Hikayeleri’nde geçen Musullu Fazlullah Hikayesi’nden alınmıştır. Ana fikri “Kötülük eden kötülük bulur” ana fikrinden yola çıkarak Maraş Kadısı olan Azmi Efendi, Maraş kaymakamı Edip Efendi’ye oyun oynamak ister. Orada tesadüf eseri ziyaretine gelen seyyah ve fakir görünümlü Halep valisinin oğlu İhsan Bey’i Edep Efendi’nin evlenecek olan kızıyla aralara girerek evlendirmek ister. Ama birbirlerini seven gençler birbirine kimliklerini açıklarlar ve mutlu sona ulaşırlar.
Bu güldürüyü günümüz Türkçesine Kemal Bek hazırlamıştır.    

Taylan Köken 

5 Mayıs 2013 Pazar

işkilli memo...


CEVDET KUDRET
TEODOR KASAP –İŞKİLLİ MEMO / ARAŞTIRMA / ELİF / 1965 / 54 sayfa

Bir Rum vatandaşımızın “Milli Tiyatromuzu” savunan ilk kişi olmasını, bu küçücük kitaptan öğrenmek bir hayli ilgi çekici oldu. Tabii kitabı hazırlayan kişinin Cevdet Kudret gibi gerçek bir yazın adamı ve yetkin bir araştırmacı olması, kitapta rastladığımız bilgilere boşuna şaşırmadığımızın delilidir. Üstat belli bir dönemde yaşanan ve dönemin yazın alanına taşınan, olayı derleyen toparlayan bir kitap hazırlamıştır. Türk Tiyatrosunun kuruluş dönemindeki sıkıntılar ve karşıt görüşlerdir bu düşünceler.
Kitap Teodor Kasap’ın Hayatı ile başlar. Kasap Kayseri’de doğmuş (1835) ve İstanbul’da ölmüştür (1905). Babası Kayserili bir Rum manifaturacıdır. Eğitimini tamamlayıp bir süre Fransa’da da kalan Teodor Kasap İstanbul’a gelip ilk resimli “eğlence gazetesi” olan Diyojen’i 1870 yılında kurmuştur. Birkaç basımı durdurulan ve sonra tamamen yayından yasaklanınca, 1873 yılında Çıngıraklı Tatar çıkar ve kapatılınca yine 1873 yılında Hayal adlı başka bir gazete kurulmuştur.
Teodor Kasap’ın Tiyatro Üzerine Görüşleri bölümünde çeşitli dergi ve gazetelerde çıkan yazılarında yer alan tiyatro üzerine tartışmaları yer almaktadır. Teodor Kasap kısaca şöyle düşünmektedir: Batı’nın ahlak ve toplumsal yaşamının bir tezahürü olan Batı Tiyatrosunda da kendini gösterir. Nasıl Batının gelenek ve görenekleri bize uymazsa, tiyatrosu da, o tiyatroda sergilenen fikirlerde bize uymayacaktır.
Teodor Kasap “ortaoyunu”, “meddah” ve “karagöz” gibi geleneksel tiyatromuzun unsurlarının Batı oyunlarına uygulanarak yaşatılması gerektiğini savunmaktadır.
Özellikle Fransızların etkisinde kalan, Batılı anlamda fikirlerin düşün ve yazın alanında ürünler vermeye başlamasından geleneksel tiyatromuz da etkilenecek ve çevirilerle yeni oyunlar oynanmaya başlayacak ve ilgi görecektir. Bu ilgi üzerine şairlerimiz, yazarlarımız yeni tiyatro oyunları yazacaklardır ve geleneksel tiyatromuz gerileyecektir.
Tartışmaya katılan Namık Kemal, tiyatronun ahlaklı olması konusunda Teodor Kasap’a katılmış ama diğer yönden karşı fikirlerini de acımasızca söylemiştir; Edebiyatın vatanı yoktur. Bir fikir sahih ise, bir lisanda edeceği tesiri diğer lisanda da tamamıyla icra eder.
Eserleri bölümünde Teodor Kasap’ın çevirileri ve geleneksel tiyatro için çeviri uyarlamaları vardır. Alexandre Dumas’nın Monte-Kristo romanını çevirmiştir. Moliére’in Cimri oyununu Pinti Hamit olarak uyarlamıştır. Fakat bu çeviri Abdülhamit döneminde başına işler açtığını sonradan Yunanistan’da yaşayan oğlundan öğreniyoruz. Diğer bir başka uyarlaması ise kitapta neşredilen yine Moliére’nin Sganarella adlı oyunun İşkilli Memo olarak Türkçeye uyarlanmasıdır. Cevdet Kudret kitapta yayınlanan bu oyun hakkında kısa ama ilgi çekici analizler yayınlayacaktır. Yine Alexandre Dumas’nın bir oyununu Para Meselesi olarak uyarlayacaktır. Son olarak Victor Hugo’nun Lucréce Borgia adlı dramını Lükresya Borciya olarak uyarlayacaktır.                        
İşkilli Memo Ortaoyunu tarzında uyarlanmış bir eserdir. Tek perdelik bu kısa oyunun teksi kitabın son bölümünde verilmiştir.
Son olarak bu eski ve mini kitabın önemini bir kez daha belirtmekte fayda görüyoruz. Hem Cevdet Kudret sevenler için, hem de kitapseverler için…
  
Taylan Köken 

9 Eylül 2012 Pazar

hurrem sultan...

ORHAN ASENA
HURREM SULTAN / OYUN / MEB / 1960 / 110 sayfa

Dram tarzında yazılmış olan oyun 3 Perde 5 Tablo’dan oluşmakta. Genel olarak Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi üzerine bir oyun. Ana karakter Hurrem Sultan pek değil. Oyunda karakterler eşit olarak rol alıyor.
Şehzade Mustafa gelecek vaadeden Osmanlı’yı Kanuni’den sonra eğitimi, duruşu ve öngörüsü ile daha ileri götüreceğine inandığı bir evlattır. Bilinen Hurrem Sultan, kızı Mihrimah Hatun, damadı Rüstem Paşa ile Kanuni’yi dört bir yandan sararlar ve başından beridir kendileri için bir tehlike olarak gördükleri Şehzade Mustafa’yı babasına düşman ederler ve onun eliyle katlederler. Sonra Hurrem’in büyük oğlu Beyazıt değil de daha içine kapalı sessiz Sarı Selim tarafından ülke yönetilir. Daha doğrusu onun sadrazamı Sokollu Mehmet Paşa tarafından yönetilir. Evet bilinen tarih böyle, bilinmeyen arada ne konuşulmuştur acabanın tarihi ise Orhan Asena’nın oyununda.
Devlet Tiyatroları repertuarında oynanan bu oyunda dönemin önemli oyuncuları oynamış.

Kitaptan birkaç kısa notla devam edelim:

Rüstem: Selim mi dediniz? O Osmanlı tahtında pek iyreti kalır. Selim’e güven olmaz sultanım, o hiçbir fikri sonuna kadar takibedemez. Kavlinde karar yoktur onun, ta çocukluğundan bilirim. Sf:13
*
Hurrem: bir gece Hünkar namazdan sonra mendilini omuzlarım üzerine bıraktıkta parlak bir yol açmıştı; parlak ama tehlikeli. Sf:15
*
Beyazıt: İyi ama valide, hak ta sıra da onun değil mi? Yaşça da, başça da bizden ileri olan o. Hem Osmanlı tahtına hangimiz onun kadar yaraşırız? Onun kadar şeref veririz? Sf:17
*
Kanuni: Sulhu idare etmek, harbi idare etmekten çok güçtür. Bunu unutma. Bu hep hep böyle olagelmiştir. Hep böyle olagelecektir. Sf:21
*
Kanuni: Gün gelecek, karındaşların karşısında sana düşman göreceksin. Dinimizde düşmanın katli vaciptir, ama bunlar senin karındaşların, alicenap olman gerek, fakat aciz değil. Rahim olman gerek, fakat zayıf değil. Temkinli, uyanık, hassas olman gerek, fakat evhamlı değil. Sf:22
*
Mustafa: Herkes ne kadar insansa, o kadar saygı görür. Sf:55
*
Hurrem: Anlayacaksın ki: Biz analar, kendi hayatımızı yaşamayız. Bizim hayatımız ilk doğum sancısıyla sona ermiştir. Her yeni doğumla bir kere daha ölür, bir kere daha doğarız. Sf:83

Taylan Köken

29 Ekim 2011 Cumartesi

cem sultan...


A.TURAN OFLAZOĞLU
CEM SULTAN / OYUN / ATATÜRK K.M.Y. / 1991 / 111 sayfa

Turan Oflazoğlu’nun oyunu bir çok defa Devlet Tiyatroları tarafından oynandı. Bu oyun Cem Sultan’ın yurtdışına kaçtığı ve ölümü arasındaki zamanı konu alan bir oyun. İki perdelik “Trajedi” türündeki oyun, Cem Sultan gerçeğini iki taraflı olarak aktarıyor: Yani Cem Sultan tarafının hem de Saray tarafının bakış açısını yansıtması bakımından kayda değer bir yapıt.  

Doymak, sevnç kşunun kanatlarını yolmaktır. Sf:7
*
Saltanat denilen dilber taksim kabul etmez. Sf:15
*
Gurbet sıla değildir. Sf:17
*
Dur! Beni gam öldürecek, bari sen öldür, medet! Sf:20
*
İş gereken yerde düş para etmez. Sf:27
*
Alçalışlar tanınmadan yücelikler bilinir mi? Sf:47
*
Kişi kaygısını çektiği şeyi kolay kolay elden çıkarmazmış. Sf:54
*
Kötülerin elinde bal bile zehir kesilir. Sf:109

Taylan Köken