arkeoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkeoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2020 Salı

coğrafya...

 

STRABON

COĞRAFYA / TARİH / ARKEOLOJİ VE SANAT / 1991 / 296 sayfa

Coğrafya denilince akla ilk gelen antik dönem yazarı Amasyalı hemşerimiz, coğrafyacı ve tarihçi Strabon’dur. Tüm çağları aşarak günümüze ulaşan Geographika eseri tarih ve arkeoloji biliminde çalışan veya meraklılarının kütüphanesinde başköşede durması gereken kitaptır. On yedi kitaptan oluşan bu külliyatın ülkemizi ilgilendiren kısmı, Anadolu alt başlığıyla, sayın Prof.Dr. Adnan Pekman tarafından dilimize kazandırılmıştır. Strabon’un 12. 13. ve 14. Kitapları Anadolu coğrafyasını anlatmakta ve kitabın içeriğini oluşturmaktadır.

Strabon bilgileri, uzun yıllar yabancı kaynaklardan yararlanılarak kullanılmıştır. Bu bakımdan yetkin ellerin çevirisiyle meraklıların ilgisine sunulması çok önemlidir. Nezih Başgelen’in sahibi olduğu Arkeoloji ve Sanat Yayınlarını bu çalışmasından ötürü kutlamak gerekiyor.

Üzerinde oturmuş olduğumuz toprakların, tarih öncesi dönemden günümüze gelene dek taşımış olduğu kültürel mirasın önemini kavramak için, bu tür antik yayınlardan faydalanmak oldukça önemlidir. İnsanın varoluşuyla birlikte tarih başlar ve tüm uygarlıklar kültürel birikimlerini ve etkileşimlerini kuşaktan kuşağa aktarır. Anadolu coğrafyasının taşımış olduğu bu çok değerli mirasın bir kısmını reddederek ve/veya bir kısmına sahiplenerek bir yere varamayız. Siz sahip çıkmaz, bu mirası tanımaz iseniz, başkaları gelip sizin yerinizi alıverir.

Strabon geniş külliyatında, batıda Atlas Okyanusundan başlayıp, doğuda İndus nehri ile sonlanan bir coğrafyanın bilgisini aktarmaktadır. Eserinin önemi sadece coğrafi bilgiler vermez; ele aldığı bölgeyi aktarırken oranın tarihçesini de bize aktarır. Bu alanda günümüze kadar gelmeyen 47 ciltlik ayrı bir çalışması da vardır. MÖ.64-63 yıllarında Amaseia’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğan Strabon, imkânları sayesinde bolca geziler yapmıştır. Roma döneminde yaşayan vatandaşımızın, antik dönemi en iyi yansıtan eserlerden birini kaleme almış olması ve bu eserin günümüze dek ulaşması sanırım en büyük şansımız.           

Taylan Köken

27 Aralık 2020 Pazar

assos...

 

NURETTİN ARSLAN-BEATE BÖHLENDORF ARSLAN

ASSOS / ARKEOLOJİ / HOMER / 2010 / 180 sayfa

Assos, Kuzey Ege tarihindeki en önemli kentlerden biridir. Edremit körfezine bakan stratejik konumu, bölgede bulunan madenlerin varlığı ve felsefeye vermiş olduğu önem sebebiyle tarihteki yerini almış bir kenttir.

Biga yarımadasının güneyinde, antik Troas bölgesinin ucunda yer alan bu kent, Truva’dan sonra bölgenin ikincil önemdeki en büyük kentidir. Behram köyünün yanında, doğal güzellikleri, eski kalıntıları, taş evleri ve Midilli’yi gözleyen nefis deniz manzarasıyla ziyaretçilerini memnun eden bir turizm alanıdır.

Assos’ta 1881-1883 yıllarında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından başlatılan kazılar, 1981-2005 yılları arasında Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu başkanlığında devam etmiş ve 2006 yılında kitabın yazarı tarafından kazılar devir alınarak günümüze dek devam etmiştir.

Prof.Dr. Nurettin Arslan’ın kazıları, İÇDAŞ’ın desteğiyle yılın on iki ayında devam eden kazılar statüsünde geçmektedir. Bir yıla yayılan kazılarda öncelikli hedef gelen ziyaretçilerin bütün şehri dolaşmasını sağlayan yolların tamamlanmasıdır. Önce bu sağlanırsa hem daha çok ziyaretçi hem de kazılara gelip gidişler daha organize bir hale geliyor.

Kitaba; Ulaşım ve Yakın Çevre başlığıyla giriş yapılıyor. Assos etrafındaki diğer antik yerleşimlerden bahsedilmesi bu kentin çevresiyle olan ilişkisini belirlemek açısından önemli buluyorum. Sonraki bölümler; Assos Tarihi, Antik Kalıntılar, Nekropol, Liman ve Su Kaynakları, Bizans Çağı’nda Assos, Osmanlı Dönemi Kalıntıları ve Seçilmiş Kaynakça ve Sözlük başlıklarından oluşuyor. Elinizdeki bu kitapla kentin tarihine hakim olarak gezip dolaşabilirsiniz. 

Taylan Köken

25 Aralık 2020 Cuma

küçükkuyu...

 

KARMA      

KÜÇÜKKUYU/ ARAŞTIRMA / Ç.O.M.Ü. / 2008 / 136 sayfa

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öncülüğünde, değişik disiplinlerde ilçe ilçe yapılan çalışmaların derlenip toparlandığı, önce sempozyumlar yapılarak sonra da kitabı yayınlanarak, bilim çevrelerine sunulan bu çalışmaları çok önemsiyorum.

Küçükkuyu ilçesi çalışmaları 30 Ağustos 2008 tarihinde gerçekleşen sempozyumda sunuldu ve aynı yıl elimizdeki çalışma yayınlandı. Bu çalışmada Küçükkuyu ilçesinin tarihi, arkeolojik değerleri, sosyolojisi, mübadele araştırmaları, zirai yapısı ve turizmi ile ilgili çalışmalar yer almaktadır. Çanakkale ilinin güneyinde kalan ve Balıkesir ili ile sınırı oluşturan bu ilçenin konumu, antik dönemden bugünlere devam eden tarihi açısından ilgi çekici çalışmaların yer aldığı bir kitap.   

Taylan Köken

22 Aralık 2020 Salı

bozcaada...

 

KARMA      

BOZCAADA / ARAŞTIRMA / Ç.O.M.Ü. / 2008 / 215 sayfa

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öncülüğünde, değişik disiplinlerde ilçe ilçe yapılan çalışmaların derlenip toparlandığı, önce sempozyumlar yapılarak sonra da kitabı yayınlanarak, bilim çevrelerine sunulan bu çalışmaları çok önemsiyorum.

Bozcaada ilçesi çalışmaları 25-26 Ağustos 2008 tarihlerinde gerçekleşen sempozyumda sunuldu ve aynı yıl elimizdeki çalışma yayınlandı. Bu çalışmada Küçükkuyu ilçesinin tarihi, arkeolojik değerleri, sosyolojisi, üzüm araştırmaları, zirai yapısı, halk hekimliği, coğrafi ve jeolojik yapısı, biyolojik değerlendirmesi ve turizmi ile ilgili çalışmalar yer almaktadır. Çanakkale ilinin batısında kalan, ilin Gökçeada’dan sonra ikinci büyük adası olan ilçenin konumu, antik dönemden bugünlere devam eden tarihi açısından ilgi çekici çalışmaların yer aldığı bir kitap.   

Taylan Köken

21 Aralık 2020 Pazartesi

ayvacık...


             KARMA      

AYVACIK / ARAŞTIRMA / Ç.O.M.Ü. / 2008 / 341 sayfa

 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öncülüğünde, değişik disiplinlerde ilçe ilçe yapılan çalışmaların derlenip toparlandığı, önce sempozyumlar yapılarak sonra da kitabı yayınlanarak, bilim çevrelerine sunulan bu çalışmaları çok önemsiyorum.

Ayvacık ilçesi çalışmaları, 25-31 Ağustos 2008 tarihlerinde gerçekleşen sempozyumda sunuldu ve aynı yıl elimizdeki çalışma yayınlandı. Bu çalışmada Ayvacık ilçesinin tarihi, arkeolojik değerleri, kazıları, eğitim araştırmaları, zirai yapısı, turizmi, el sanatları ve biyolojisi ile ilgili çalışmalar yer almaktadır. Çanakkale ilinin güneyinde kalan bu ilçenin konumu, antik dönemden bugünlere devam tarihi açısından ilgi çekici çalışmaların yer aldığı bir kitap. Serinin diğer çalışmaları gibi bu kitap da bilgi açısından sizi tatmin edecektir.  

Taylan Köken 

18 Aralık 2020 Cuma

yunan ve roma mitolojisi...

            


            COLETTE ESTIN-HELENE LAPORTE

            YUNAN VE ROMA MİTOLOJİSİ/ARAŞTIRMA/TÜBİTAK/2003/254 sayfa

İlk basımı 2002 yılında yapılan kitap 2003 yılına gelindiği zaman 8. basımını gerçekleştirmiştir. Görsel bakımında zengin, illüstrasyon ve diğer çizimlerle zenginleştirilen ve küçük boyutuyla (cep kitabı) her zaman yanınızda taşıyabileceğiniz bir çalışma olmuş.

Musa Eran tarafından çevrilen kitabın orijinali 1987 yılında Paris’te Gallimard yayınları tarafından basılmıştır.

Derli toplu bilgileriyle adeta bir mitoloji özetidir diyebiliriz. Meraklısına farklı pencereler açarak, tarihe ve mitolojiye merak uyandırması beklenebilir.    

Taylan Köken

11 Kasım 2020 Çarşamba

oxford antikçağ sözlüğü...

 

MARGARET C. HOWATSON      

OXFORD ANTİKÇAĞ SÖZLÜĞÜ/SÖZLÜK/KİTAP/2013/1029 sayfa

Sir Paul Harvey tarafından 1933 yılında bu sözlüğün ilk hali yayınlanır. Zaman hızla geçmiş ve yeni keşifler, yeni buluntular ve değerlendirmeler neticesinde bu sözlüğün yenilenmesi gerekmektedir. Ayrıca eski uygarlıklar hakkında yapılan birçok çalışma bilgilerin de çoğalmasına neden olmuştur.

Yeni sözlük ihtiyacı için Margaret C. Howatson hanım çalışmalarına başlamış ve 2006 yılında ikinci edisyon olan bu kitabın editörlüğünü gerçekleştirmiştir. Yeni sürümünde antikçağ dünyasının felsefesine, siyasal kurumlarına daha çok yer verilmiştir. Yapıtın başlangıcı olarak Yunanlıları MÖ.2200 yıllarında Yunanistan’a girişiyle başlamaktadır. Antikçağın bölgesel farklılıkları, bölgelerdeki Karanlık çağların varlığı, kitabın sınırlanması konusunda zorlayan yanlar olmuştur.

Ülkemizde Kitap Yayınevi tarafından kaliteli bir baskıyla okurların hizmetine sunulan kitap Faruk Ersöz tarafından çevirisi yapılmıştır.

Kitap, Sunuş, Sözlük, Kronolojik Cetvel ve Harita bölümlerinden oluşmaktadır. Grek ve Roma tarihine ilgi duyan, tarih, mitoloji ve arkeoloji bilimine ilgi duyanlar için baş köşede durması gereken bir kitaptır.  

Taylan Köken

17 Eylül 2020 Perşembe

antikçağda anadolu...

ELMAR SCHWERTHEIM

ANTİKÇAĞDA ANADOLU/ARAŞTIRMA/KİTAP/2009/117 sayfa

Elmar Schwertheim’in her biri ayrı birer kitap olabilecek konuları özetleyerek vermesi takdir edilmesi gerekiyor. Hakikaten anlam kayması yapmadan, geniş alana yayılan konuları özetlemek çok zor.

1943 Almanya doğumlu E.S. tarih ve arkeoloji eğitimi almıştır. 1982 yılında ülkemize gelerek Kyzikos ve çevresinde epigrafik çalışmalar gerçekleştirdi. 1988-2008 yılları arasında üniversitede eğitim vermiş, 1990 yılından sonra Küçük Asya Araştırma Biriminin başkanlığını yürütmüştür. Troas bölgesindeki Aleksandria Troas kentindeki kazılara 1995 yılında dahil olur. 1999 yılında Tarih/Felsefe Bölümü dekanı olarak seçilir. 2004 yılına kadar bu görevini sürdürür.

E.S. antik epigrafi, antik Anadolu tarihi ve kültürü, Roma İmparatorluğu dönemi oryantal kültlere odaklanan çalışmaları vardır.

Yazar kitabında Anadolu tarihini Neolitik dönemden alıp, Bizans’ın kuruluşuna kadar getirmektedir. Meraklısına ekstra bilgi vermeyen ancak bir ders kitabı niteliğinde özetlenmiş bilgilerdir. Kısa zamanda okudum. 

Taylan Köken

31 Ağustos 2020 Pazartesi

aiolis...

BİLGE UMAR         

AİOLİS / ARAŞTIRMA / AKBANK / 1980 / 47 sayfa

Bilge Umar’ın arkeolojik gezi kitaplarının ilk serisini Akbank desteğiyle çıkarmıştır. Aiolis kitabı da Akbank’ın Bir Kültür Hizmeti olarak basılmış ve satışa çıkmıştır. Kitabın kapağını çevirinde Ak Yayınları Kültür Kitapları Serisi:3 ibaresini görmekteyiz. Bu ilişki o dönemde belli bir süre devam edecek ve Bilge Umar İnkılap Kitabevi’nden tüm antik bölgeleriyle ilgili gezi kitaplarını yayınlamış olacaktır. Bilge Umar hocanın o dönemde Profesör unvanını aldığını belirtelim.

Kitapta dikkat çekici bir durum da kent tanıtımlarında henüz adlar konusundaki varsayımsal tezlerini kullanmamış olmasıdır. Tüm gezi kitapları serisi yayınlandıktan sonra daha kapsamlı bir gezi kitapçığı her bölge için düşünülebilir.

Bu tür kitapların varlığı Türkiye tanıtımı için önemli bulmaktayız. Hatta bu antik dönem bölgelerini tanıtan gezi kitaplarının biraz daha bol fotoğraflı ve biraz daha popüler olmasının yanı sıra çift dilli olarak yayınlanmasında büyük fayda vardır.

Aiolis kitabındaki kentlerin tasniflemesini İzmir Çanakkale yolu üzerine tasniflemiş Bilge Umar. İzmir-Aliağa yolu çevresi kentleri olarak: Leukai, Neon Teikos, Foça, Kyme. Aliağa-Dikili yolu çevresi: Myrina, Gryneion, Elaia, Pitane, Atarneus, Kanai. Dikili-Edremit yolu çevresi: Karine, Thebe. Doğu Aiolis-Menemen-Muradiye yolu çevresi: Temnos ve Aigai kentlerinin bilgilerini aktarmıştır.

Bu ilk baskı da 14 kenti tanıtan Umar daha sonraki baskılarda sayıyı 23 kente çıkaracaktır. Bizce Aiollerin kurmuş olduğu tüm kentler ve önemli bir kolonizasyon adası olan Midilli’nin de kentleri ilave edilmeli. Bu sayının böylece 40 yakın olacağını düşünüyoruz.

Taylan Köken

24 Ağustos 2020 Pazartesi

antik yunan'da sanat ve mitoloji...


THOMAS H. CARPENTER           
ANTİK YUNAN’DA SANAT VE MİTOLOJİ/AŞATIRMA/HOMER/2016/264 sayfa

 
Türkiye’de arkeoloji üzerine düzenli yayın yapan üç tane yayınevi var. Bunlardan en az üreteni Homer Kitabevi. Beki birçok yayınevinin araştırma türünde yayınlamış olduğu arkeoloji kitapları bu yayınevini geçebilir. Ancak Homer genellikle seçkin kişilerin yapıtlarına yönlenmektedir. Bu konuda seçici oldukları kesin.
Carpenter’ın kitabı birkaç bölüm halinde Yunan vazolarının, kullanım kaplarının üzerindeki ve diğer seramik unsurlar üzerindeki mitolojik figürlerin, çizimlerin sanatsal değerlendirmesini, daha çok da tasnifini yapmış.
Hepimizin bildiği Batı’nın Yunan mitolojisi olarak tanımadığı destanların büyük bir çoğunluğu aslında Anadolu efsanesidir. Bu topraklarda doğmuş, bu topraklarda kült olmuş, ancak adeta pazarlaması Grek sevdalısı Batı tarafından yapılmıştır. Ait olma duygusu, yüksek medeniyetlerin doğduğu yerlere olmalıdır. Hiçbir toplumun birilerine aidiyet duygusuyla bağlanmasına gerek yoktur aslında. Hemen hemen kuzey yarı küredeki her toplum, her medeniyet bir zamanlar altın dönemini yaşamış, sönükleşmesi geldiği zaman gerilemiştir. Geçmişin izini sürenler bilmelidir ki Anadolu yüksek uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Bir dönem de Hellen, Grek veya Yunan deyin ne derseniz deyin, onlar da Anadolu’yu işgal etmiş, bura halkı ile birlik olmuş ve bu ortak kültür üst bir medeniyet ortaya çıkarmıştır.
Bu kitabın konusu mitolojik destanların birer sanat olarak ürünlere yansımasının izini sürmektedir. Yunanlıların tanrı(?) ve kahramanlarına nasıl baktıklarını araştırmakta ve eski Yunan sanatçılarının mitosları nasıl ele aldığını inceleyen en kapsamlı çalışmalardan biridir.
Kitapta 370 illüstrasyon bulunmaktadır. Kitabı Türkçeye Bensen B.M. Ünlüoğlu kazanmıştır. Kitabın ana başlıklarıysa şu şekilde:
Hephaistos’un Dönüşü Troilos ve Akhilleus – Tanrı Betimleri – Olymposlular’ın Egemenliği –Perseus, Bellerophontes – Herakles – Theseus – Argonautlar; Klydon Domuz Avı – Troia Savaşı – Savaşın Sonuçları

Taylan Köken

21 Temmuz 2020 Salı

ionia şiirleri...


ERSİN DOĞER       
İONİA ŞİİRLERİ/ŞİİR/EGE/2011/87 sayfa
 
Prof. Dr. Ersin Doğer hocamın, Ayvalık Tarihi Üzerine Notlar sunumu için geldiği Ayvalık ziyaretinde hediye ettiği kitaplarından bir diğer, imzalı kitabıdır İonia Şiirleri. Serinin ilk kitabı Aiolis Şiirleri’nde olduğu gibi, içinde hem bilmeceler saklayan hem de gizli bir şairi barındıran dizeler bunlar. Ayrıca yine meraklısına notlar bölümünde bu kentler hakkındaki anılar çok değerli.
 
XIII.
Küçüktün, küçücüktün farecik,
Latmos’un kıyısında yoksul ve sıtmalı.
İyi bir Demokrat’ın rızkına el koyduğu,
kötü Bir Kral’ın bir sepet incire sattığı!
Aramızdan kuma kapılıp
ilk boğulan sen oldun farecik.
Seni koruyacak tanrıyı da
yanlış seçtin!
O sakız ağacının peşindeydi,
sen kaderinin farecik.sf.33
 
Şiir hangi kenti mi anlatıyor?
Kitabı satın alan öğrenir…

Taylan Köken

7 Nisan 2020 Salı

sagalassos...

KARMA       
SAGALASSOS/ARAŞTIRMA/YKY/2019/560 sayfa

Bu projede; Sagalassos Kazı Ekibi (Sagalassos Archaeological Research Project), KU LEUVEN Üniversitesi, Kültür Varlıkları ve Müzeler Müdürlüğü, TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık bir araya geldi.
Taksim’de Yapı Kredi Binası Müzesinde 27 Kasım 2019 tarihinde açılan sergi normal koşullarda 28 Mayıs 2020 tarihinde kapanacaktı. Ancak Corona salgını yüzünden sergi kapandı. Açılacak mı, uzatılacak mı belli değil.
Eğer bu sergiyi 3 boyutlu gezmek istiyorsanız YKY sayfasından izleyebilirsiniz.
Gelelim bu muhteşem kitaba. YKY her zaman olduğu gibi bünyesinde açmış olduğu sergilerin kitaplarını da özenli ve kaliteli olarak yayınlıyor. Belki sergiye gelemeyecek olanlar bu kitaba sahip olarak sergiyi, sergi hakkındaki bilgilere ve en önemlisi Sagalassos’u tanımak adına büyük bir adım atmış olacaklar.
Sagalassos sergisinde 368 eser bulunuyor. Belli bir zaman dizinine sadık kalınarak sergilenen eserler Burdur Müzesi envanterinden buraya getirilmiştir. Çok kısa olarak yıllar önce uğramış olduğum Burdur Arkeoloji Müzesinin beklenen ilgiyi görmediğini belirtmeliyim. Oysa Batı Anadolu arkeolojisinin en eski yerleşimleri bu şehirde ve etrafında. Mutlaka görmenizi tavsiye ederim.
Sagalassos hakkında yazılan 27 makale ise kentin kazı çalışmalarını, kronolojisini çıkarmak ve kenti tanımak açısından bize çok güzel bir fırsat veriyor. Kitabın Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanması ise kentin ve bölgenin uluslararası turizme tanıtılması açısından güzel bir fırsat. 

Taylan Köken

5 Mayıs 2015 Salı

orhun abideleri...

MUHARREM ERGİN
ORHUN ABİDELERİ / ARAŞTIRMA / BOĞAZİÇİ / 2013 / 190 sayfa

Prof. Dr. Muharrem Ergin’in okuduğum bu eseri 47 kere baskı yapmış bir kitaptır. Rahmetli olan Muharrem Ergin Hoca’nın halefi Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya kitabelerin Türkçe kısımlarında bazı düzeltmeler yaparak daha anlaşılır hale gelmesini sağlamıştır. Yine kitabın başında Osman Hocanın, hocası Muharrem Ergin’in Hayatını ve Eserlerini yazdığı bir giriş yazısı bulunmaktadır.
Orhun Abideleri Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metinlerdir. İlk Türk tarihini anlatan metinlerdir. Taşlar üzerine yazılmış bir tarihtir, bu yüzden bilimsel değeri olan eserlerdir. Türk Devlet adamlarının hem halkına seslenişidir, hem de milletine nasıl hesap verdiğinin yazılı belgeleridir. Devletin, milletin karşılıklı vazifelerini anlatan metinlerdir. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetlerinin, Türk kültürünün yazılı ilk metinleridir. Türk askerlik sanatının, Türk gururunun, Türk içtimai hayatının, Türk yazı dilinin, Türk edebiyatının şaheseridir. Önsözün bir bölümünü buraya aktardık. Muharrem Hoca bunu daha da uzatmaktadır. Kısaca bu anıtlar Türk’ün ilk ve en önemli anıtları olarak gelmiş olduğumuz topraklardaki varlığımızın en önemli göstergesidir.
Kitap Kül Tigin Abidesi, Bilge Kağan Abidesi ve Tonyukuk Abidesi’nin Transkripsiyonu, Günümüz Türkçesine çevrilmiş hali, kitap sonunda ise Orijinal yazılmış haliyle sona erer.
Bu konuda yapılmış araştırmalar ve Muharrem Hoca’nın düşünceleri ise kitabın başına koyulmuştur.
Orhun Abideleri’nin çevrilerine internet ortamında rahatça ulaşabileceğinizi belirtmek istiyorum.
Kitaptan çeviri bölümünde Kül Tigin Abidesi’nin çevirisinden bir bölümünü buraya aktarıyorum:      

[1] Tengri teg tengride bolmış Türk Bilge Kağan bu ödke olurtum. Sabimin tüketi eşidgil. Ulayu ini yigünüm oğlanım biriki oğuşum budunum biriye şadpıt begler yırıya tarkat buyruk begler Otuz [Tatar ... ]
[1] Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki şadpıt beyleri, kuzeydeki tarkat, buyruk beyleri, Otuz Tatar…

[2] Tokuz Oğuz begleri budunı bu sabimin edgüti eşid katığdı tıngla: İlgerü kün toğsık[k]a birigerü kün ortusıngaru kurığaru kün batsıkınga yırığaru tün ortusıngaru anda içreki budun [kop] m[ang]a k[örür]. [Bunç]a budun
[2] Dokuz Oğuz beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle: Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tâbidir. Bunca milleti

[3] kop itdim. Ol amtı ariyıg yok. Türk kağan Ötüken yış olursar ilte bung yok. İlgerü Şantung yazıka tegi süledim, taluyka kiçig tegmedim. Birigerü Tokuz Ersinke tegi süledim, Tüpütke kiçig [teg]medim.
[3] hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur. Doğuda Şantung ovasına kadar ordu sevk ettim, denize ulaşmama az kaldı. Güneyde Dokuz Ersine kadar ordu sevk ettim, Tibete ulaşmama az kaldı.

Taylan Köken 

3 Şubat 2013 Pazar

knidoslu aphrodite...


MURAT KATOĞLU
KNİDOSLU APHRODİTE / SÖYLEŞİ / YKY / 2003 / 97 sayfa

Kitabın alt başlığı Ekrem Akurgal ile Türk Düşünce Hayatı Üzerine Konuşma adını taşımaktadır. Öğrencisi Murat Katoğlu hocası Ekrem Akurgal ile Türk düşünce hayatı üzerine dört gün süren bir söyleşi yapar. Ekrem Akurgal söyleşi metne geçince üzerinde düzeltmelerini de yapar. Yazı Felsefe Dergisinde yayınlanacaktır. Ama dergi yayın hayatına son verilince yazı yirmi yıl bir kenarda kalır. Ekrem Akurgal 2002 yılında vefat edince 20 yıldır gizlenmiş olduğu raflardan çıkıp 2003 yılında önümüze kitap olarak gelir.    

Kitaptan almış olduğumuz kısa notlar ise şöyle;

Aslında insanın genel konulara biraz olgun yaşından itibaren başlaması lazım… Genç bir adamın daha hiçbir branşta etkinlik, uzmanlık kazanmadan genel konulara gitmesi tehlikelidir. Birçok genellemeler yapılır, yanlış yollara sapılır. Sf:10
*
“Milli Kültür”le ne dediğimizi hala anlamış değiliz. Milli kültür diyene sorun; söyleyecek cevabı yoktur. Ben bunun tecrübesini çok yaptım, bu kavramla ortaya çıkana sordum; “Nedir milli kültür?” , söyleyecek sözü yoktu; “Fatih”, “Kanuni” dedi… Efendim, bugün bir Avrupalıya sorsanız, Fransa’yı anlatın bana deseniz, adam 14.Louis mi diyecek, Napolyon mu diyecek...? Hayır, bir alim, bir şair ismi verecek, filozof ismi verecek, biz padişah ismi veriyoruz. Sf:13
*
Yunanlılar şarkı fethe gidiyorlar, evvela işçi olarak gidiyorlar, sonra tüccar olarak ve karşılarında Hititleri buluyorlar. Geç Hitit beylikleri temsilcisi o devrin. Bu itibarla, o yolla, onların aracılığıyla aldılar her şeyi. Bir Yunan 8-7.yüzyıl eserini, bir Hitit eseriyle yan yana koyuyorsunuz, -kitaplarımda yaptım bunu- ayırmak, farkını bulmak bazen bir uzman için bile fevkalade güç. O kadar birbirine benzer. Aynen kopya etmiştir. Sf:23
*
Atatürk sentez yapmıştır. Türkiye Şarktan ayrılmıştır. Şarkı hakir gördüğü için değil. Dinden arınmıştır; dini hakir gördüğü için değil. O günkü din işe yaramadığı için. Yoksa Abbasiler devrinde 9.yüzyılda dünyanın çevresini ölçen, kimya ilmini, cebiri tesis eden –sıfırı onlar bulmuş, Hintliler veya onlar- öyle bir medeniyet olursa, Atatürk Şarka da razı. Biz de razıyız… Nitekim, Osmanlıların da 14-15.yüzyıl fütuhatında –Fuad Köprülü çok güzel anlatır- hiçbir zaman din birinci unsur değildir. Bu itibarla Atatürk’ün ve ona bağlı olanların düşünüş biçimi şudur: Din aleyhine değildirler, laiktirler. Çünkü biraz önce siz de söylemiştiniz; Türkiye büyük bir süratle 16.yüzyıldan itibaren aşağı inmiştir. Sf:37
*
Folklorun bizde şu bakımdan bir önemi var. Toprağımızın tapusunu saklamak… Malum ya, bir gün yine çıkarlar karşımıza, “imperium romanum” derler, orası benimdir der İtalya. Atatürk tarih tezini bu iki millet yüzünden; biri “megali idea” yüzünden, öbürü de “mare nostrum” veya “imperium romanum” iddialarıyla gelen faşizm ve diğer cereyanlara karşı çıkarmıştır. Bir bakıma bunun için kurmuştur Tarih Kurumu’nu. “Toprak sizin mi?” Hayır, Hattilerindir, biz de onların varisleriyizdir… sf:48
   
Taylan Köken

17 Ocak 2013 Perşembe

menemen tarihi...

ERSİN DOĞER
MENEMEN TARİHİ / ARAŞTIRMA / SERGİ / 1998 / 406 sayfa

Prof.Dr. Ersin Doğer Ege Üniversitesi arkeoloji hocalarındandır. İzmir, Manisa ve çevresinde yüzey araştırmaları yapmakta, Aigai Antik Kenti kazı başkanlığını yürütmektedir. İzmir Karşıyaka doğumlu olmasına rağmen anne ve babasının Menemenli olmasından dolayı ve ilk çocukluğu ile gençliğini burada yaşamış olmasından bu kitabı yazmıştır. Hocamızın kitabının tam adı “İlk İskânlardan Yunan İşgaline Kadar Menemen ya da Tarhaniyat Tarihi”dir.
Gerçekten, muhteşem bir kitap. Menemen’i ilk çağlardan itibaren inceleyerek, tarihi boyunca ona bağlı yerleşimleri, köyleri Osmanlı arşivlerinden yararlanarak ve buraları gezerek hem amatörlere hitap eden, hem de bilimsel çevrelere hitap eden tarzda yazılmış, sade anlaşılır dolu dolu bir başyapıt.
Aiolis araştırmalarımda, bölge ile yapmış olduğum incelemelerde başucu kaynakçam olarak kullandım. Hem tarih, hem de arkeoloji meraklılarının mutlaka edinmesi gereken bir kitap.
Kitap İzmir ve peşi sıra Menemen’i ele geçiren Yunan İşgali ile bitmektedir. Bir çok kişinin “Kubilay olayının iç yüzünü de unutma” serzenişlerine rağmen bu konuya hocamızın özellikle girmek istemediğini kitabın önsözünde öğrenmekteyiz. Bu görevi Cumhuriyet Döneminde Menemen olarak başlığı atılabilecek ve yazacak genç araştırmacılara bırakıyor. Elinize sağlık hocam.      

Taylan Köken

24 Temmuz 2012 Salı

türkiye'deki tarihsel adlar...

BİLGE UMAR
TÜRKİYE’DEKİ TARİHSEL ADLAR / ARAŞTIRMA / İNKILÂP / 1993 / 865 sayfa

Bilge Umar hocamız arkeoloji biliminin tanınması için uğraş veren ve yapıtları buna büyük katkı sağlayan bir araştırmacıdır. Hukukçu olarak doktora yapmasına ve kürsü başkanı olmasına rağmen 1978 yılında üniversiteden ayrılıp avukatlık yapıp antik kentleri dolaşmaya başlamıştır. 1979 yılından itibaren Türkiye İlk Çağ Kentlerinin kitaplarını yayınlamaya başlamıştır.
Türkiye’deki Tarihsel Adlar kitabı ise meslekten olmamasına rağmen bu konudaki merakını ortaya koyan en önemli eserlerden biridir. Türkiye’nin Tarihsel Coğrafyası ve Tarihsel Adları Üzerine Alfabetik Düzende Bir İnceleme alt başlığı adı altında yayınlamış olduğu kitap bir ansiklopedi, önemli bir kaynak yapıttır. Bir İnceleme tanımı ise Bilge Hocanın olsa olsa naif kişiliği gösteren bir izdir.
Bu kitap Arkeolojiye, Tarihe meraklı tüm okurların alıp kütüphanelerinin bir köşesine koyulması gerekilen bir kaynak kitaptır… Muhakkak kazı bilimi ilerledikçe ve yeni yerler, yeni kanıtlar ortaya çıktıkça, bazı maddelerin bilgileri geçersizleşmektedir. Ama bu maddelerin tarihin katmanlarında nasıl bir izdüşümü oluşturduğu da dikkate alınmalıdır.      

Taylan Köken

5 Ocak 2012 Perşembe

hakkari taşları...


VELİ SEVİN
HAKKÂRİ TAŞLARI/ARKEOLOJİ/YKY/2005/144 sayfa

Hakkâri Taşları’nın alt başlığı ‘Çıplak Savaşçıların Gizemi’. İlk Atlas dergisinde haberim olmuştu bu taşlardan. Tesadüfle bulunan bu enteresan yapıtlar, o yazıda çok ilgimi çekmişti. Sonraki sayıların birinde de bu buluntular ile ilgili çarpıcı açıklamalar yer aldı. Kitap bilimsel olarak da, arkeolojiyi bilmeyenler için de okunması gereken bir yapıt.

Keşif 11 Ağustos 1998 tarihinde gerçekleşiyor. Yıllar önce  “Çölemerik’i (Hakkâri) incelemek üzere Van’dan yola çıkan genç Alman arkeolog Friedrich Eduard Schulz (1799-1829) Başkale yakınlarında Kürt beylerince öldürülür” olan bir olay yüzünden yıllarca arkeoloji adına yapılmayan araştırmalar, bir evin bahçesinde tesadüf eseri bulunan bu taşlar ile yine hızlanır.
Necdet Yıldız’ın evi Hakkâri (Mir) Kalesi’nin Kayalık Uçurumu tarafındadır. Uçurumdan zamanla aşağı yığılan molozlar, bahçe için yer açmaya çalışılınca bu steller bulunur.

13 adet bulunan Savaşçıları betimleyen steller, Hakkâri’de Osmanlı medresesinde 1998-2000 yılları arasında kalır. Ardından 2001 yılında Van Müzesi’ne taşınır. Bir gün Van Müzesi’nde onları görürüm, belki Akdamar Kilise’sini ziyarete gittiğimde.

Taylan Köken