tuna kiremitçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tuna kiremitçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2018 Cuma

dualar kalıcıdır...


TUNA KİREMİTÇİ
DUALAR KALICIDIR / ROMAN / DOĞAN KİTAP / 2007 / 177 sayfa.

Dar mekânda sadece diyalogla geçen bir roman. Çok rahatlıkla iki ana oyuncu bir figüranla tiyatro eseri olarak kulllanılabilir. Bu anlamda ilave kurgularla ve oyunculukla bir tiyatro eseri olabilir ama benim ölçülerimde sıradan bir roman olarak kalacak.

Rosella ömrünün son dönemini İstanbul’da yaşayan bir Yahudi kadınıdır. Pelin isminde bir kız öğrenciyi kendisine yarenlik etmesi için tutar. Son günlerinde geçmişe giden Rosella Hanım gençliğinde, eşi Aldo ile yasak aşkı Enver Rigan ile yaşadıklarını anlatacaktır. Enver Rigan’ın tarifi Nazım Hikmet’tir. Pelin Hanım ise hayalinden uydurduğu değişik memleketlerden erkeklerle olmayan ilişkilerini uzun uzun madama aktaracaktır.
 
Rosella Hanım son nefesini vermeden önce tüm hikâyesini zor da olsa Pelin’e aktarır. Geride bırakmış olduğu mektupla da evini, kedisini ve yanında çalışan, hiç sesi çıkmayan hizmetçisi Zelda’yı ona bırakacaktır.

- Tanrılar farklı bile olsa dualar aynı Matmazel. Buda’ya edilen duayla Allah’a edilen arasında zannettiğimiz kadar büyük bir fark yok ki… Hasretler, ümitler, korkular… Benziyorlar aslında… Hatta Kudüslü bir şair “Tanrılar gelip geçer, dualarsa kalıcıdır” demiş.
- Güzel demiş.
- Bu yüzden birini mahkum etmeden evvel, dualarını dinlemek lazım bence. İnsan insanı ancak o vakit sahiden tanıyor. Sf.76

Taylan Köken        

26 Haziran 2012 Salı

git kendini çok sevdirmeden...

TUNA KİREMİTÇİ
GİT KENDİNİ ÇOK SEVDİRMEDEN / ROMAN / DOĞAN / 2002 / 179 sayfa

Kitap Tuna Kiremitçi’nin ilk romanı. Bir ilk roman için oldukça başarılı diyebilirim. Kazada oğlunu yitiren Arda Akad, Eskişehir’e anasının yanına sığınmıştır. Genç kızlık anılarına yeniden dönen Arda, bir de ilk aşkı olan erkeği yıllar sonra tekrar görünce, kitap şekillenir.

Sevmek ve gitmek üzerine yazılabilen güzel yapıtlardan biri… 

Kitaptan devam edelim:

İnsan günlük tuttu mu belki de yıllarca ona elini sürmemeli. Üç gün sonra bakınca bizi derin utanca boğan satırlar, yirmi küsür yıl sonra gözümüze bir mucize gibi görünebiliyor. Yazının da kendine göre bir ömrü var demek ki.  Sf:2
*
Birbirlerimizle uğraşmaktan, başka şeye zamanımız kalmıyor. İçimize doğru o kadar çok bakıyoruz ki önümüze birisi duvar koysa göremiyoruz. Canımız yanınca da haydi başa dönülüyor. Daha beter kapanıyoruz. Sf:98

Taylan Köken