26 Haziran 2011 Pazar

insan politik bir hayvandır!

kral topçu millet-vekili oldu! sordular kendisine: "hatip dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesini ve bdp'li milletvekillerinin meclise girmeme kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sükür el-cevap: " gündemi takip edemedim. bunun değerlendirmesini bizim tecrübeli büyüklerimiz, bakanlarımız yapıyordur..." apolitik bir cevap. hakan'ın derdi politika yapmak olmayacak, anlaşıldı... bence derdi kıyak emeklilik... aristotoles yanılmış herhalde...

taylan köken

25 Haziran 2011 Cumartesi

giden mi unutulur her zaman?

aramayacaksın kimseyi, olması gerekenler zaten yanında ve yanında olmayıp gidenler; ne aklında olacak ne de umurunda... p.auster

taylan köken 

24 Haziran 2011 Cuma

yazboz...


enis batur
yazboz / deneme / sel yay./ 2001 /267 sayfa

yazboz enis batur’un “özel ansiklopedisinin” devam eden bir kısmı… batur devam ettikçe yazmaya, kendi özel tarihi de devam edecek.
yazboz – hurufi elkitabı altbaşlığı ile yayınlandı… yazım, yayım üzerine dergilerde daha önce yazdığı yazıların toplandığı –yeniden değerlendirildiği- bir deneme kitabı…

kitaptan devam edelim:
belli ki, ucu açık kalıyor, kalacak, yazı konusunda yazacaklarımın. sf:11

kanatıcı soru.
bugün, ayna ayna’ya bakıyor artık
yazıyorlar okuyoruz, yazıyoruz okuyorlar. sf:14

“islam dünyasında zamanın algınaşı farklıdır.” louis massignon sf:16

mana manayı aşıyorsa: yazan ne diyor, demiş, okuyan ne anlayacak, anlamış? sf:17

bir mevsimlik hayali alıp bir ömrün ötesine taşımaya çalışmak susku, sabır ister. oysa, şiire sızan sözdeki gibi: ben kendimi gürültümde susturmaya alışmışım. sf:19

el(im)de midir?

her okur için çağrıları, red fısıltıları olur. sf:22

ustalara ustalar hizmet sunmuştur – biri öbürünün dilinden susarak anladığı için.

yazı alemi için zaman mürekkep. sf:30   

yazı’nın da, sık sık suya yazılabildiğini, silinebildiğini biliyoruz öteden beri. sf:33

derkenar: ya ebruli…

şairlerin şiirlerini genellikle leke olarak da gördüklerine, biçimlediklerine sık rastlanır. sf:55

istektir okumayı yönlendiren. ötekine duyulan istek. ötekinin içinden kendimize duyduğumuz istek. sf:66

tam da noktada çok zayıf olduğumu hissediyorum. ötekini istemek adına. tamam, hiç elime aldığım bir kitabı bırakmadım. canım sıkıldı, boş geldi, gereksiz geldi, ama bırakmadım… ötekini isterim, çünkü seçerim. daima; kendim için, benliğim için, kişisel gelişimim için…

yazmak, yalnızlığı peşinen kabulleniştir. tam da öyle midir? uzakta, başka bir zamanda, her kitabımın çok iyi birkaç okuru olabileceğini biliyor, buna inanıyorum. sf:69

yazı kaygılarının önüne herhangi bir misyon geçmemelidir, düşüncesine sadık kaldım. sf:84

herkesin yazar olduğu bir dünyada kim okuyacaktır? kimsenin (herkes yazdığı için) ötekileri
okumayacağı bir dünyada yazmanın anlamından ne ölçüde söz edilebilecektir? sf:95

bu imkansız bir önerme… llla tembeller olacaktır, hem okumak (tüketim) adına,
hem yazmak (üretim) adına…

yazar gerçekte yazıyla tecrit eder kendisini; odasına, kovuğuna, inine onunla çekilir; 
bir yapay sürgünlük de olsa, yapayalnızlığı dilediğinde orada elde eder. Sf:96

Yanılmak mıdır yazmak?
Yanılgının, yanlışın, yalanın ta kendisi midir? Sf.101

Silahlarını kuşanıp savaş alanına çıkan kişi, bir de savunma gereçleri kullanacaktır.
miğferi, zırhı, kalkanı olmayan savaşçı çarçabuk hedef olur. sf.197      

hiçbir yazar, bütün yazarların çilingiri olamaz ki. sf.197

kimileri taş fırlatır, kimileriyse kitaplar yazar; yazmak, berikiler için deliliğin başlangıcı,
ötekiler için sonudur. petrarca sf:211

yazmak, farkına varmanın sağlam araçlarından biri. sf.248

taylan köken




23 Haziran 2011 Perşembe

amy şarapevi...

amy winehouse içki yüzünden süresiz kadro dışı bırakılmış... tedavi olup, ondan sonra sahnelere dönecekmiş... aksi düşünülemezdi zaten, çok uzun süredir, çok büyük zararları var organizatörlerine... canımız sağolsun...

taylan köken

22 Haziran 2011 Çarşamba

kurşun kalem portreler...


enis batur
kurşun kalem portreler / deneme / sel yay./ 1999 / 146 sayfa

45 deneme, 44 yazın adamı. sekizi yabancı... batur kurşunkalem portrelerde yazın dalının amatör, profesyonel kişileri bir ‘portre’ biçiminde okura sunuyor. kısa ama, yoğun denemeler... bir de çoğunluk yazılar ölümlerden sonra yazılmış.

“içimizden bir güneş geçti, bize gölge kaldı. bu üşüme ondan.” mustafa ırgat için.

“hey erteleyenler: haberiniz var mı, olur mu? olsa ne olur?” sefa kaplan için.

bir de en son denemede; “arslan ebiri’nin (oto)portresi”n de arslan ebiri’nin batur’a gönderdiği kısa mektup beni çok etkiledi. kendimi gördüm o notta...

taylan köken

21 Haziran 2011 Salı

anlamak...

doğruları konuşmak için en az iki kişi gerekir: biri doğru söyleyen, biri doğru anlayan... y.özdil

taylan köken

20 Haziran 2011 Pazartesi

kırkpâre...


enis batur
kırkpâre / deneme / sel yayınları / 2001 / 270 sayfa

kırkpâre enis batur’un kişisel ansiklopedisinin bir ilk kitabı gibi. bir ansiklopedi, bir deneme kitabı; bir ansiklopedi denemesi. nesneler, kullanım, özel yerler, izdüşümler, izlekler ve kişisel betimler. bir zamanlar gazete eki olarak da çıkmış; yani yayınlanmış bazıları. resimlerle takviyeli olarak. 

kitaptan devam edelim:
can yücel enis batur’dan bahsederken başa ‘p’ eklermiş. sf.12

şiir yazmak insandan çok şey alıp götürüyor. bir bakıma kan kaybı yaratıyor organizmada. sf.12

susuyor
niye susuyor, yok mu bir alacağı dünyadan? sf.22

ey alkolden ölenler, büyük ölüler
ölümle yalnızlık arası
o bilinmez ülkeyi şehvetle tüketenler! sf.24

sayfa 115 de kısa ve güzel bir madde ‘gece’.

sayfa 130 madde: kırkpâre ;
“kırkpâre için söylenmesi gereken, onun yazılmış bir kitap olmadığı: Yapılmış bir kitaptır bu.”

sayfa 171 madde: mm ;
yani norma jean, yani marlyn monroe’ya yazılmış kişisel bir mektup. yazar sorar; gidenler buluştu mu diye: örneğin pavese’yi merak eder, o müthiş kırılgan adamı...
“gitmekle iyi yaptın arthur rimbaud.” diyordu rené char.
uzak güzeldir. sf.174-5

“otelde yaşamak mı? hayır: otelde yaşanamaz, diye düşünüyorum: yaşanıyorsa da bu ağır yada hızlı bir intihardır.” sf.180

“biçim pahalıya mal olur.” valery. sf.187

“pisuvar sıkıntısı en çok erkeklik ideolojisinin ürünlerinden: yan korkulardan ve minör fantezilerden beslenir.” sf.192

“piyango kelimesinin İtalyanca ‘bianco’dan (beyaz) geldiğini kim anımsıyor bugün? sf.193

sayfa 207 de “saat” ile 228 de “telefobi” maddeleri tek başına okunmalı.
“bir çöldeyiz, kimse kimseyi duymuyor.” flaubert. sf.228

“unutan insan bağışlanmalıdır, gene de: ben, alışanları sevemedim. sf.238

“yazan okumaz, okuyan yazmaz.” sf.253

taylan köken

19 Haziran 2011 Pazar

gönderen...


enis batur
gönderen / deneme / remzi / 1991 / 239 sayfa

mektup üzerine denemeler. enis batur gönderiyor. biz alıyoruz. almak önemli. algılamak... 

“bir mektup yazmak istiyordum, ama adres bilmiyorum.” oğuz atay sf:9

“onların olduğuna inanıyorum.olmasalardı, gene de yazar, göndermezdim.gönderemezdim.
neredeyim? neredesiniz? bilmiyorum. post restant, gönderiyorum.” sf:10

“yalnızlığa, yalnızlığıma, yalnızlığımıza karşı mektup yazmaya bilmem aynı gün mü başladım?” sf:11

“açacak kullanamam ben: sabırsızımdır.” sf:14 

sayfa 43’te bir işçi kızın kendisinden yüksek mevkide bulunan bir adamın aşkını reddetmesinin mektubu çok hoş...

“hezeyan mıdır yazmak, yoksa heyecan mı?
yoksa: heyelan mı?” sf:82
  
“mektubun yazılması başka bir şeydir, gönderilmesi bambaşka bir şey. pek çok aşk mektubu, sövgü mektubu, istifa mektubu, intihar mektubu, ayrılış mektubu yazılmış ama gönderilmemiştir. onların yeri dünya posta tarihi değil, ademoğlunun kaydı tutulmamış karasızlık ve vazgeçiş tarihidir.” sf:96

“kimse herkes gibi ölmek istemez.” sf:150

son deneme okura gönderilmiş. alın okuyun. okuyun, okuyun...

taylan köken

18 Haziran 2011 Cumartesi

bir destan rüzgarı...


alpay kabacalı
bir destan rüzgarı / yaşam / sel yayınları / 1997 / 167 sayfa

 alpay kabacalı dostu arkadaşı yoldaşı yaşar kemal’in yaşamını resimler eşliğinde bize aktarıyor. sel yayınlarının temel taşlar serisinin dördüncü kitabıdır, bir destan rüzgarı…

“anam dedi ki, yuvasından atılmış kuşun yuvası başka kuşa hayretmez.” sf.35

“anasının avutamadığı, babasının büyütemediği hep gelmiş.” sf:60

yaşar kemal, romanlarını önce elyazısıyla yazar. iri harflerle. kurşun kalemle. bir iki sözcüğü değiştirmesi gerektiğinde, silgiyle siler. daha fazla değişiklik yapmak istediğinde o sayfayı yırtar atar, yeniden yazar. sf:84
yaşar kemal titizliğini belirten satırlar bunlar…

ilk geldiklerinde basınköy köy bile değildi. on dakika yürüyor, gecekondular arasından geçip menekşe’ye iniyordu. menekşe’de çok dostlar edindi. balıkçılar, yoksul ama onurlu insanlar. balığa çıktı. Bir tekne bile aldı. menekşe’yi yoğun yaşadı. ve menekşe, menekşe’nin insanları romanlarına, hikayelerine, röportajlarına girdi. sf:95
'kuşlar da gitti' romanında menekşe’nin üstünde yer alan florya koruluğunda saka avlayan avcıları anlatır. zamanında belki bizim başımıza da gelmiş ve incelemişti bizi…

ezme ile süzme ile
yar bulunmaz gezme ile
mezarımı kızlar kazsın
altın gümüş kazma ile sf:105

“son sekiz ay içinde evim üç kere kitap kitap, delik delik arandı. türkiye’de hiçbir kanun artık beni koruyabilecek durumda değil. türk egemen sınıfının kanunları benim lehime işlemiyor. türkiye’de bana her şey yapılabilir, bu kanunsuzluk değildir. çünkü ben halkın yazarıyım.” sf:128

“söz, insanın kendisidir.” sf:143

son söz olarak yukarıdaki satırı seçmiştim. Ama bu kitabın bütününü, yani yaşar kemal’in mücadelesini düşündüğümde, türkiye’de yazarlık yapmanın getirileri ve götürüleri üzerine, sanırım bir mahkeme çıkışı yargıçlara seslenmesi, onun isyanını anlamlandıran, daha belirleyici bir cümle olacaktır...

“ben de sizi mahkum ediyorum!” sf:163

taylan köken 

17 Haziran 2011 Cuma

hediyelik ilginç nesneler...

yıl içinde sürekli kriz yaşadığımız özel günler vardır. anneler günü, babalar günü,  sevgililer günü, yaşgünleri, evlilik yıldönümleri vs... www.enilginc.com  değişik hediye arayanlara, ben farklı takılırım diyenlere alternatifler sunuyor...

taylan köken