14 Temmuz 2011 Perşembe

ya sen...

"seni seviyorum" cümlesi eğer bir kadın tarafından söyleniyorsa o cümle aynı zamanda soru cümlesidir... içinde "ya sen?" sorusunu barındırır... gani müjde

taylan köken

13 Temmuz 2011 Çarşamba

usta çırak...

futbolu şikeli, sınavı şaibeli, interneti yasaklı, gazetecisi tutuklu, mizahı sansürlü, benzini kazık... iktidar usta oldu, ülke çırak çıktı...

taylan köken 

12 Temmuz 2011 Salı

kadın...

kadın, doğası gereği zayıftır, ama acıya en çok o dayanır. kadının direncini tek şey; hayal ettiği erkeğin boş çıkmasıdır. p.auster

taylan köken

11 Temmuz 2011 Pazartesi

ipek böceği cinayeti...


solmaz kâmuran
ipek böceği cinayeti / yaşam / sel yay./ 1998 / 144 sayfa

solmaz kâmuran kocası çetin altan’ın yaşamını resimler eşliğinde bize aktarıyor.
sel yayınlarının temel taşlar serisinin altıncı kitabıdır, ipek böceği cinayeti…

“sevilmeyen insanlar beğenilmek isterler, hele de anneleri tarafından
sevilmemiş çocuklar yazıyla fala uğraşırlar…” sf.29

“dünyadan ayrılan gazi’ye ‘ebedi şef’ ünvanı verilmişti, ismet paşa’ya da
‘milli şef’… türkiye’nin nüfusu on beş milyondu, istanbul’un nüfusu ise altı
yüz bini ya geçiyor, ya geçmiyordu…
karaköy’deki kadıköy iskelesinden kalkan vapurlara parfümlü şık hanımlarla, fötr şapkalı                şık beyler
binerlerdi. sigara içişleri, ayak ayak üstüne atışları, birbirleri ile selamlaşmaları                              sinemalardaki gibiydi…” sf.35

çetin altan da fıkra yazamaya başlar “yeni ulus”ta. çok sert ve keskindir yazıları. bir gün,                ecevit’in kayınpederi namık zeki ona şöyle der:
-          diyorum ki çetin, hiç olmazsa dört kişi bırak…
-          afedersiniz beyefendi anlayamadım…
-          tabutunu taşırlar oğlum… sf:66

taş köşesi ile ünlenen çetin altan milliyet’e geçer. dp’nin şiddetini arttırdığı
yıllarda 28 nisan olayları da patlak vermiş ve taş köşesi şu şekilde çıkmıştı:
-          bugün canım yazı yazmak istemiyor…
bu tek satırlık yazı, uzun yıllar türk basınında yankılanıp, unutulmayacaktır. sf.70

“yaşamımı havaya savurdum ama, bu arada bir şeyi de öğrendim, canım yandığı zaman
bağırmamayı…“ aragon sf.78

“demokrasi çoğunluk rejimi olduğu kadar, azınlığın teminatı rejimidir.” sf.80

“ben, şimdiden memleket meselelerini kendi cep boyları kadar düşünenlerin yüzlerine projektör tutarak,
yarın mezarıma tükürülmesini önlemek isteyenlerdenim.” sf.81

“bu kadar uğraşılmaz yazarlarla. türkiye’de parlamento bir yazarla bu kadar uğraşırsa, o yazar
parlamento kadar büyür.” sf.102

çetin altan hayatı boyunca büyük bedeller ödemiş ve bir çok sivri türk yazarı gibi, onun da ömrü
mahkeme kapılarında geçmiştir. o bu durumu şu benzetme ile özetler:
“nihayet, sakladığım en büyük sırrı çözmüşlerdi.
ben aslında ipekböceğini kozasının içindeyken öldürmüştüm.
başka türlü kumaş dokunamıyordu, ne yapayım…” sf.104

taylan köken

10 Temmuz 2011 Pazar

kapitalizm 5 pare etmez...

geri dönüşüm işçileri derneğinin başkanı ve katık dergisinin genel yayın yönetmeni ali mendillioğlu diyor ki: "kapitalizmi tarihin çöplüğüne atmayın, beş para etmiyor." facebook sayfası da var ha!

taylan köken

9 Temmuz 2011 Cumartesi

dolambaç...

selçuk demirel
dolambaç / karikatür / sel yay./ 2003 / 114 sayfa

sel yayınlarının enis batur editörlüğünde yayınladığı geceyarısı kitaplarından bir diğeri… 
kitabın arka kapağından; “her şey, bir salyangozun, ya da salyangoza çok benzeyen bir desenin, ya da salyangoz kabuğu içinden çıkan herhangi bir şeyin (bir parmağın belki) ağır ağır harekete geçmesiyle başlamış besbelli… ortaya güzel bir ‘dolambaç’ çıkmış.”

bu kitapta yazı yok, söz yok, çizi var, yol var… selçuk demirel’in tüm kitaplarını almaya çalışıyorum. onun çizgisindeki felsefeden, arayıştan uzak kalmak olmaz… 

taylan köken











8 Temmuz 2011 Cuma

sen ne istiyorsun?

"sanırım ikimiz de yürümediğinin farkındayız" diyen kişi; "ayrılmak istiyorum  hadi  sen de iste" diyordur...

taylan köken     

6 Temmuz 2011 Çarşamba

negatif imge...

karma
negatif imge / deneme / sel yay./2002 / 82 sayfa

sel yayınlarının enis batur editörlüğünde yayınladığı geceyarısı kitaplarından bir diğeri…
kitabın arka kapağından; “kapağı açtığınızda karşılaşacağınız fotoğraf bir ada gezisinde çekilmiş. sonra kâğıda basılmış.bir tepeden deniz görünüyor; daha önde, üzerinde lambaya benzer bir kabartı olan mezar. sonra, fotoğraf çoğaltılmış ve 7 yazarın önüne, masasına gelmiş: bir fotoğrafın röprodüksiyonu? bir manzara? bir öykü? deneme? 7 ayrı kalem denemiş… ”

bu yedi metni kim yazmış sorusuna gelince, her biri ayrı bir değer olan yazarlar şöyle: cem ileri, enis batur, faruk ulay, ismail ertürk, samih rifat, serhan ada ve uğur kökden.

kitaptan aktardıklarım şöyle:

“rastlantılara açık, beklemede.” sf.9

“su, büyük su, deniz, okyanus, zaman’ın somut yüzü müdür?” sf.40

“sözlerimin kopyasını dinlemek, tarih olmuş sözlerimi birinin bana anımsatması, sözlerimin bendeki anlamlarını daha da pekiştirdi. kafamdaki şiir imgesini daha da güçlendirdi. başkasının sesinden düşündüm kafamdaki imgeyi.” sf.46

“eski mezarlıklar hep güzeldir; yenilerse inanılmaz derecede çirkin. mezar yapmayı mı unuttuk yoksa zaman kendi güzelliğini mi verir bu ölüm imgelerine, bilmem.” sf.56

“rastlantıyla iyi ilişkiler içinde olmak gerekir.” breton sf. 58

“hazır olmak, açık olmak… biliyorum, bir de tepeden tırnağa ‘göz’ olmak gerekir.” sf.58

“modern batı’nın tüm dinleri doğu kaynaklı değil mi?” sf.80

taylan köken 

3 Temmuz 2011 Pazar

kaptan gemide kaçak yolcu var...


karma
kaptan gemide kaçak yolcu var / deneme / sel yay./ 2002 / 104 sayfa

sel yayınlarının enis batur editörlüğünde yayınladığı geceyarısı kitaplarından bir diğeri…
kitabın arka kapağından; “iki kardeş, limanda bağlı bir turist gemisine kaçak olarak binerler ve onbeş gün boyunca akdeniz’i dolaşırlar... küçük bir ‘kaçış’ haberinden hareketle ‘kaçmak’ fiili ve ‘kaçak olma’ hali üstüne iyimser, kötümser, nötr 7 metin – yazıya firari çıkanlardan.”

bu yedi metni kim yazmış sorusuna gelince, her biri ayrı bir değer olan yazarlar şöyle: ali teoman, ayfer tunç, cem akaş, enis batur, ibrahim yıldırım, murat gülsoy ve murat yalçın.

kitaptan sadece enis batur yazısının başını aktarıyorum:
düşünüyorum da, insanın halleri arasında en lirik olanı: firarilik. iki tutukluluk arası kısa, geçici bir özgürlük kesiti. herkes üstün(d)e düşünmez, düşünmemiş olabilir, herkes onun farkındadır. varlığı bazen düş, çağrı, bazen vahadır hayatımızda. firar etmeyi istememiş kimse, sanırım olmamıştır. sf.53

taylan köken

1 Temmuz 2011 Cuma

bi var, bi yok...

duyduğum en güzel aşk hikayesi; "bir varmış, bir yokmuş."

taylan köken