28 Şubat 2014 Cuma

boşluk...

boşluk; derinde her şey
gözlerinde başlıyor her şey

taylan köken

27 Şubat 2014 Perşembe

26 Şubat 2014 Çarşamba

25 Şubat 2014 Salı

gilbert garcin...

Müthiş bir fotoğraf sanatçısı... Çalışmalarını tavsiye ederim... www.gilbert-garcin.com

Taylan Köken

24 Şubat 2014 Pazartesi

antoine helbert...

İlistrator Antoine Helbert çok güzel çalışmaları olan bir sanatçı. Bizans Dönemi İstanbul çizimleri dikkat çekici... www.antoine-helbert.com 

Taylan Köken

23 Şubat 2014 Pazar

taksim bahçesi...

Tepebaşı Bahçesi’nden sonra bölgedeki ikinci bahçe ise Taksim Bahçesi’dir. 40 para giriş ücreti olan bahçede iki bahçıvan sürekli olarak dolaşır. Kışın dahi bu bahçe boş kalmaz. Erkekler paltoları, kadınlar mantolarıyla soğuğa aldırmadan bahçeye gelirler. Bu bahçeye insanlar manzara için gelmektedir. Çamlıca ve Boğaz’ın manzarasına bu bahçeden doyum olmaz. Her iki bahçede dolaşanlara bir de ad takılmıştır: “Jardin” Bahçe demektir.
Şamram Hanım da “Jardenler Kantosu” ile buraları ölümsüzleştirmeye çalışır:
           
            Jardenlerde gezerim
            Muzikayı dinlerim
            Eteymi şık tutarak
            Ben promenad ederim

            Matmazeller mösyöler
            Kol kola gezinirler
            Aşku sevdadan bahsedip
            Ezilip büzülürler   sf:74

Salah Bey Sözlüğü:

salaş: eğreti, derme çatma, özensiz, estetikten yoksun anlamında…
balık istifi: çok sıkışık, alt alta üst üste anlamında…
kulaklarına tıkmak: zorla dinletmek…
çil yavrusu: çil kekliğe verilen diğer bir isimdir. dişi keklikler yavrusuna bakmazmış. kuluçkadan çıkan yavrular sağa sola dağılıp kendi başlarına büyürlermiş…
pejmürde: eski püskü, yırtık, dağınık, özensiz anlamında…
kekre: acımtırak, ekşimsi, buruk tadı olan anlamında…
yıldızı kararmak: gözden düşmek anlamında…
yıldızı buruşmak: gözden düşmek anlamında…

Taylan Köken

22 Şubat 2014 Cumartesi

safiye ayla...

Safiye (Ayla) 1942 yazında Tepebaşı Bahçesi’nde Ekrem Reşit’in yazdığı, Cemal Reşit’in ve Sadettin Kaynak’ın bestelediği Alabanda rövüsünde de çok gönüller bükmüştür. Safiye bu rövüde “Kraliçe Mimoza” rolünde çıkmış ve “Hay Deniz, Kara Deniz”le tüm İstanbul’un Tepebaşı Bahçesi’ne koşmasına olanak sağlamıştır. Oyunda Muammer Karaca da vardır. O da “Dursun Reis” rolünde “Ben Durdum, Babam Geldi”yi döktürmüştür. Rövüye ağırlığını koyan öteki oyuncular arasında da Tevhit Bilge, Zeki Alpan, Sıtkı Akçatepe sayılabilir. Selahattin Pınar da “Bey” rolüyle sahnede büyük boşluk doldurmuştur. Sf:70
Hamiş:
Güldürücüler arasında en beğenilen Salih Tozan’dır. Onda şeytan tüyü vardır. Sahneye adımını atar atmaz alkış alır. Sf:70
Taylan Köken

21 Şubat 2014 Cuma

selahattin pınar...

Demir parmaklıklı kapıdan girince sağda, dipte bir sahne vardır. Erken saatlerde burada bir fasıl topluluğu bulunur ve size alaturkanın en pejmürde şarkılarını dinletirdi. Saz takımında çokluk besteci Selahattin Pınar da yer alır. O kekre sesiyle: Beni alın koynunuza hatıralar

türünden kendi bestelerini okur. Şarkıcılar arasında Radife Neydik, İnci İzmirli çok alkış alır. Bunlardan sonra da sahneye Zehra Bilir gelir. O halk türküleri söyleyecektir. En pahallı kumaştan dikilmiş köylü giysileri içinde türküsünü çığırırken sağ elindeki mendili de havada döndürür.
Zehra Bilir’den sonra sıra Hamiyet Yüceses’indir. Hamiyet’in en çok alkış alan şarkısı da: Bakmıyor çeşmi-siyah feryade / Yetiş ey gamze yetiş imdade sf:69
Taylan Köken

20 Şubat 2014 Perşembe

lüküs hayat...

Cumhuriyet çağında burası eski niteliğini yitirmeye başlar. Şehir Tiyatrosu’nun sağında ve solunda olmak üzere iki içkili gazinoya dönüşür artık burası, Perapalas Oteli’inden yana olan bölümde yine yabancı orkestralar dinlenir. Burada 1936’larda Cemal Reşit-Ekrem Reşit kardeşlerin Lüküs Hayat, Üç Saat, Deli Dolu operetleri de oynanmıştır. Şehir Tiyatrosu sanatçılarının oynadığı bu oyunlardan Lüküs Hayat’ta Semiha Berksoy da rol almış ve Nazım Hikmet’in kıskançlığını çokça uyandırmıştır. Sf:67-68
Hamiş:
Lüküs Hayat’ın “Şişli’de bir apartıman” şarkısının Nazım Hikmet tarafından yazıldığı söylenmektedir. Salah Bey Nazım Hikmet’in sık sık Semiha Berksoy’u seyretmeye geldiğini söylemektedir. Hatta bir gün seyircilerden biri Berksoy’a laf atınca iskemlesini kapar kapmaz adamın üzerine yürümüştür. Nazım, Semiha Berksoy’dan kavga edecek kadar hoşlanmaktadır. Ve ona şöyle demiştir: “Ben seninle evlenirsem, sahneye çıkmak filan yok. Seni kapıdan dışarı bile bırakmam.” Sf:68
Taylan Köken

19 Şubat 2014 Çarşamba

neyzen tevfik...

Neyzen Tevfik bir kitabında Tepebaşı Bahçesinde nasıl Ayı Oynattığını anlatmaktadır. Beceriksiz Çingene bir ayı oynatıcısının elinden ayıyı kaptığı gibi bahçeye getirir. Neyzen ayıyla bahçeye girince bir şaşkınlık olur, müzik susar, bahçedekiler Neyzen’i tanıyınca alkış kopar. Sonra Neyzen o yılların tuluatına uygun olarak ayıyı oynatır. Çocukluğumda mahallemize de gelen ayıların oyunları bellidir. Ayı “Koca karılar hamamda nasıl oynar, nasıl bayılır” numaraları yaparlardı… Neyzen oyun bitince masaları dolaşır ve defin içine konan paraları toplar ve genç Çingeneye verir ve şunu ekler: “Haydi, haydi! Dedim. Al o paraları da git! Sade, ayı oynatmasını öğren! Ayı dediğin böyle oynatılır…” sf:67
parantez-9:

Tepebaşı Bahçesindeki tek nüktedan Neyzen değildir. Abdülhalim Memduh bahçeye sık sık gelirmiş. Bir gün Ali Kemal ve başkaları masada varken şu ikiliği okumuştur.
            Bu halkın mülkünü seyret harâb-âbâd lâzımsa
            Bu mülkün halkını söylet sana feryad lâzımsa sf:65

Taylan Köken