10 Mart 2012 Cumartesi

çanakkaleli melahat'a iki el mektup...

ece ayhan
çanakkaleli melahat'a iki el mektup ya da özel bir fuhuş tarihi / düzşiirler / korsan / 1994 / 85 sayfa

Çanakkale’li Melahat ünlü bir mamadır. 1940-1970 tarihleri arasında Beyoğlu’nda mekanlar işletmiştir. Ece Ayhan onun hikayesini oğlu olarak yazmak zorundaydı…

Kitaptan devam edelim:

Kısacası, tarihteki her olgunun, aranırsa, göstergesi şiirde bulunabilir. Sf:9
*
Beyoğlu’nda o zamanlar ‘azınlık’ çoğunluktaydı. Sf:16
*
Edip olacağına edepsiz ol daha iyi. Sf:18
*
Men sana hasretem senin yanında bile. Sf:21
*
Bir gün V.Mustafa sormuş “Sıfır nedir?” İçki ve sohbet meclisinde bulunan ‘müşekkel’ Hasan atılmış ve “Efendim” demiş “işte sizin karşınızda bendeniz” Sf:21
*
Tarihte de bir şey atlanmayınca bir şey anlatılamıyor! Sf:31
*
‘Mahzen’ sözcüğü ‘mağaza’dan geliyormuş! Ya da tersi. Sf:38
*
Çırılçıplak, başıbozuk ama uygarca! Sf:39
*
Evden anlamasınlar diye denize donsuz, ‘sivil’ giriyorsun! Sf:50
*
“Yaşamı bir kentte ıskalamışsan, başka kentlerde de ıskalarsın.” Kavafis sf:60
*
Her konuda ve her zaman gerçek ile söylenti arasında değil uçurum, uçurumlar vardır. Sf:72

taylan köken

9 Mart 2012 Cuma

defterler...

ece ayhan
defterler / günce, anı / tan / 1981 / 60 sayfa

Ece Ayhan’ın Ekim 1974 ile Ağustos 1976 yılları arasında Zürih’te geçirdiği beyin ameliyatı için kalmak zorunda kaldı. Burada kaldığı zaman için tuttuğu günlük notların bir bölümü...

Tarihte mutlu ölünür!
Her uzaklık, her uzaktan bakma belli bir yalın perspektif sağlar, sağlıyor. Gündelik yaşayışta ise derin ve gerçek perspektifi bulmak işte bu yüzden bulmak zor. S:37

Mektup atmadım ve gelmedi. S:38
Bazen yalnız olmak ister insan...

En ilerici öğretmenin bile yarısı gölgedir, yarısı düzenle; ne dese ne yapsa, böyledir bu, ister istemez; bunu aşabileceklerini de sanmam; hele çocuğu sınıfta bırakan, bir çocuğu bile sınıfta bırakmış öğretmende daha da belirgindir bu. Çocuk bu düzen de sınıfta bırakılmaz  ki! Öğretmen çocuğu sınıfta bırakırsa bırakıyorsa düpedüz olmuş bile değildir, ta kendisi olur farkına varmadan, farkına varmamış gözükerek demek gerekiyor daha doğrusu. Öğretmenin yolu gözlenir Anadolu’da. Hiç düşünüldü mü çocuğu ölçmeye ne hakkı var?.. s:57-58

‘Dünya vaktimi alıyor’ diye, tam tersini düşünürken niçin böyle yazmışım... s:59

Yalnız ölenler unutulur –sen ölmedin ki. S:59 

taylan köken

8 Mart 2012 Perşembe

son şiirler...

ece ayhan
son şiirler / şiir / yky / 1993 / 33 sayfa

Ece Ayhan’ın Son Şiirleri hem yayınlanan son şiirleri, hem de benim bildiğim son şiirler. Eğer başka bir yerlerden, başka bir şiiri çıkmamışsa. Kitapta 9 adet şiir bulunmaktadır. Bir Sivil Şairin Ölümü şiiri ile başlamaktadır kitap. Öyle de değil midir? O son şiir şairlerden biridir, öyle de ölmüştür.

Kitaptan devamla:

Ee. Sivil bir şair, kocayınca, Kemalistler ürürmüş! Derler. Sf:9
*
5.
Beyoğlu’nda. Sakızağacı Caddesi’nde, devletin hem dışında,
hem de karşısında olarak, bir pezevengin ve bir orospunun oğlu
olarak, biz de diyoruz ki:
“Şiir, şiirde kalmaz efendiler! Kalmamıştır da!
 Evet, bir şiirde dizgi yanlışı olabilir!
 Ama, baba düşüncede? Asla!” sf:13
*
Doğrusu, geçmişte tek kişilik bir bando, olarak. Sf:14

taylan köken

7 Mart 2012 Çarşamba

yalnız kardeşçe...

ece ayhan
yalnız kardeşçe / söyleşi, deneme / evrim sanat /1984 /128 sayfa

Ece Ayhan ile yapılan söyleşilerden bazıları, Ece Ayhan’ın bazı cevapları ve denemelerden oluşan bir kitap. Son söyleşisi ‘Hayalet Yargılanacaktır’ çok güzel... E.Ayhan yine şah fikirlerini otosansürsüz sunuyor bize... Selam olsun ona!

Gerçek kaynaklarım? Kimini sıralayayım; döküntüler, dışta bırakılmış her şey, düşürülenler, hal ve gidişi sıfır olanlar, yasaklananlar... s:92

taylan köken

6 Mart 2012 Salı

yedinci ağıt - okumak...

emmanuel hocquard
yedinci ağıt & okumak / şiir / metis / 1996 / 32 sayfa

1940 yılında Cannes’de doğan şair 1973 yılında kurmuş olduğu Orange Export yayınevini yönetmiştir. Paris Modern Sanat Müzesi çağdaş edebiyat sorumlusu olarak çalıştı.

Kitaptan:

Sessizlik yok Sf:16
*
Bütün bunların
 -ki bu çok açık-
Hayatla da ilgisi vardı
Sen
& senin bakışın sf:29
              *
“bir şeyin hakiki olduğuna inandığımız bir an, bir gerçek zaman vardır ve bu inanma anlarından yola çıkarak bir anlam oluşturunuz.” George Oppen sf:32 

taylan köken


5 Mart 2012 Pazartesi

fatih ve fetih...

erdoğan aydın
fatih ve fetih / araştırma / doruk / 1997 / 274 sayfa

Nasıl Müslüman Olduk? Kitabıyla ünlenen Erdoğan Aydın’ın İstanbul’un Fethini anlattığı Mitler ve Gerçekler alt başlığı adı altında yayınladığı Erdoğan Aydın’ın kitabı çok etkileyici. Halen bir çok tabu ile anılan ve yaşatılan fetihe bir başka açısı, belki de gerçek tarih…

Kitaptan devam edelim:  

Ahlak dediğimiz şey, bizim için geçerli olan her şeyin aynı şekilde başkaları için de geçerli olması, “iyi” ve “kötü”nün anlamının tüm dinleri, tüm ulusları, tüm insanları kapsamak üzere evrensel olması, hak ve yasakların herkes için eşit olması değil midir? Sf:5
*
II. Mehmet’in annesinin Hıristiyan inancıyla ölmüş Madam Despina olduğu ve manastıra gömüldüğü özenle saklanır. Sf:10
*
Osmanlı ordusu Bizans’ı, 60 bin ölü ve çok daha fazla yaralı vererek elde etmiştir. Sf:127
*
“Padişahlar içinden en az inanç sahibi.” Lamartine Sf:185
*   
Şalvarı şaltak Osmanlı
Eyeri kaltak Osmanlı
Ekende yok, biçende yok
Yemede ortak Osmanlı Sf:206

taylan köken

4 Mart 2012 Pazar

nasıl müslüman olduk?

erdoğan aydın
nasıl müslüman olduk? / araştırma / öteki / 1996 / 344 sayfa

Türklerin Müslümanlaştırılmasının Resmi Olmayan Tarihi alt başlığında yayınlanan kitabında Aydın yine remi bilinenin dışına çıkacaktır. Erdoğan Aydın kutsal kabul edilen, hatta kabul edilen, başka türlü de bakılmayan tarihi kurcalıyor, bu tarihi olması gereken ahlak değerleri ile sorguluyor, aşikar ediyor…
Kitabın arkasında yazdığı gibi; Türkler nasıl Müslüman oldu? Sorusunu sormadık kendimize. Genel tarih tezi Türklerin severek, din ve hidayet aşkı ile kitleler halinde İslamiyeti benimsediği şeklindedir. Oysa gerçek bu süreçte Türklerin büyük bir mezalime ve kırıma uğrayarak, kısaca silah zoruyla geçtiğidir.
Bu kitabı yıllar önce bir arkadaşımdan temin ederek okumuştum. Elimdeki kitap ise bu kitap bende olmalı diye almış olduğum yeni basımı. Kitaptan sözler aktarmayacağım. Ama kitabın bütünün önemli olduğu, muhakkak okunması gerektiğini söyleyebilirim. 

taylan köken

3 Mart 2012 Cumartesi

kimsesizlik ikilisi...

eyüp yaşar
kimsesizlik ikilisi / şiir / yky / 2003 / 33 sayfa

1959 doğumlu şair edebiyatın düz yazı türlerinde de ürünler vermektedir. şiirleri uzun yıllar dosyalarda kalmıştır. Bu kitap ilk şiir kitabıdır. 25 şiir ile bizi karşılıyor.

kitaptan devam edelim:

kırların ölümü kentlerden. Sf:8
*
usun durduğu yerde kürek çekiyor odysseus. Sf:9
*
demlenirken denize karşı, iki olsun, tavşankanı çaylar. Sf:10
*
Sayfa 13’teki Tragedya, sayfa 18’teki Eylülün Eşyaları şiirleri güzel şiirler. Son olarak Yalınlık Sonatı şiiri ile notları bitiriyorum.

YALINLIK SONATI

iki sesli çalardı, yüreğim bir
yanda, diğer yanda eşyası
yaşamamın, duyumlarım desem
uçarı sincaplardı, bir de yüzüm

gözlerine bir güz resmi asardı
gergef önünde sirke gibi keskin
penelope dokuyup kendini, bir
yalınlık sonatı olarak, çalardı

irikıyım birer ürpermeyle sarı
notalar, başkalaşıp birden ve
kendi kendine, yeni bir müziği
kurardı, parmaklarım sanırdım

taylan köken

2 Mart 2012 Cuma

cendere...

güven turan
cendere / şiir / yky / 2003 / 58 sayfa

Güven Turan’ın gizli alanlar serisinin üçüncü kitabıdır cendere. Zaman, uzam ilişkisinde sağlam kalan bir şiiri görmekteyiz sayfalarda…

kitaptan devamla:

Dışarıda değil
uzak değil
ayrıksı değil

Ötede durmak

Ten anımsar
yürek uykudadır. Sf:21
*
Dünya
kimin elinden çıkmışsa
ona mı
dönüşmüştür Sf:23
*
Düş ikiyüzlüdür Sf:40
*
Aşk sonludur
yalnızlığa daha kolay
direnilebilir Sf:

taylan köken

1 Mart 2012 Perşembe

aşiret ve öteki yüzü...


HAMİT İZOL
AŞİRET VE ÖTEKİ YÜZÜ / ANLATI / DESTEK / 2010 / 296 sayfa

Hamit İzol Şanlıurfa Siverek doğumlu İzol Aşiretinin önemli bir bireyidir. Doğu’daki büyük aşiretlerden biri olan İzol Aşiretinin hayata bakış açısını, yaptıklarını yapamadıklarını, olaylara aşiret gözü ile nasıl bakıldığını açık yüreklilikle yazılmış hali bu kitaptadır. Bence eksik tarafları olan bir çalışma. Bildiğimiz her şeyi, her yaklaşımı bize aktarmıyor aslında.
Kitabı bir bütün olarak değerlendirirsek: bugüne kadar yapılmamış, inkar edilemeyecek kadar dürüst bir yaklaşımla yazılmış özel bir kitap. Hem kendi özelinde hem de doğuya bakış açısıyla okunması gerekli bir kitap. Son bölümü biraz daha az itinayla yazılmış olması kitabın öznelliğini fazla bozmuyor. Belki Hamit İzol bunu kitabın tekrar basımlarında giderir.    

Kitaptan devam edelim:

Uzaktan seviyordum. Elini tutmadan, saçları okşayamadan ve konuşmadan. Sf: 34
*
Kan davsı çıktı da ölen dirildi mi? Karlı çıkan kimdi? Kaçakçılar, rüşvetçiler, avukatlar… Sf:87
*
Doğulu ailelerin ataerkil olduğu, babanın her şeye karar verdiği, erkeklerin hep gücü elinde tuttuğunu sanır bilmeyenler. Üniversiteye gidiyordum, biliyordum. Batıda yaşayan kadınlar, doğudaki kadınları erkeklerden sürekli dayak yiyen, ezilen insanlar sanıyordu. Oysa bu buzdağının görünen yüzüydü. Doğuda gizli bir anaerkillik vardı ki içinde yaşamayan bilemez. Kan davalarını körükleyen de, düşmanlıkları doğuran da erkeleri istediği gibi yönlendirenler de hep kadınlardı. Kocasına “intikam almazsan, kanı yerde korsan, senin koynuna girmem” diyen kadınlar vardı. Sürekli yiğitliği ve töreye kadınlar ön planda tutar, erkekleri sürekli kadınlar kışkırtırdı. Kadın “intikam alın” diye feryat figan ederken, hangi erkek dostluktan, barış içinde olmaktan bahseder, onu erkek olarak kim ciddiye alır ki? Sf:83
Kitabın bence en önemli ve aktarmaya çalıştığı ana fikir bu satırlarda. Kitabın yazarı da akraba evliliği yapmış, nikâhsız başka bir hayat yaşamış, maddi, manevi doyuma ulaşmış bir kişi olarak tüm hatalarını da açık olarak yüreklilikle bize aktarırken atladığı bir şey vardır: eğer bir toplumun yarısı (kadınlar) gelişmeden uzak tutulursa, toplumda ikinci sınıf yer edinirse, o toplumun ileri gitmesi de mümkün olmayacaktır. Hamit İzol’un bunu tespit etmesi bir şeyi değiştirdiği anlamına gelir mi?   

taylan köken