12 Nisan 2012 Perşembe

kaç kişi izliyor tiyatroyu...

"tiyatro zaten belli bir kitleye 
hatta kitle bile değil "kit"e hitap ediyor..." 
ilker ayrık

taylan köken

11 Nisan 2012 Çarşamba

gol kralı...

"üç beş erkek peşinden koşunca 
havasından geçilmeyen kadınlara sesleniyorum: 
maksat gol atmak. akıllı olun." 
şebnem dinçgör

taylan köken

10 Nisan 2012 Salı

ki(r)bariye...

ece ayhan'ın tanımıyla türkiye'nin en büyük cazcısı olan kibariye bakın ne demiş: "beni kıskanan muhakkak vardır ama ben kimseyi kıskanmıyorum. hatta sezen (aksu) benim için "kir tutmayan teflon tava" der...


taylan köken 

9 Nisan 2012 Pazartesi

sayıklamalar...

oruç aruoba
sayıklamalar/metin/mephisto/1994/199 sayfa

Oruç Aruoba şiirlerine metinler olarak adlandırıyor. 2 Temmuz 1988- 17 Ağustos 1991 tarihleri arasında yazdığı dördüncü kitap “Sayıklamalar” dır. Bu dörtlü metinler (şiirler) aynı anda basılmış ve yayınlanmıştır. Deneysel yaklaşımlar bazı yerlerde ilgi çekici olmasına rağmen, genel olarak sıra dışı bir metine pek rastlanmaktadır. Bunda imgenin olmamasını önemli bir sebep olarak görmekteyiz.

Kitaptan devam edelim:

GÜNLERLE GİDEN

Yok artık bulabileceğin sessizlik
Derinliklerinden çıkan kırık ay
Kuruyan çiçeklerindeki kırık ay
Hep yitik zamanlardan yankılar.

O yalnız çamın çevresi kuşatıldı
Yanında moloz yığını, önü duvar
Beyaz kelebeklere yazılar yazıldı
Artık ne kar, ne ateşböcekleri var.

Şimdi dışarı çıksam, yeniden işitebilir miym
Aldırmaz seslerini, neşe dolu şarkılarını
Geçmişten taşınmış coşkuya dayanabilir miyim
Tutabilir miyim geçmiş günlerin yankılarını? Sf:77
*

DÜN
ya.

KUŞ
kon
         komm!
                        maz. Sf:145

Taylan Köken

8 Nisan 2012 Pazar

olan...

oruç aruoba
olan/metin/mephisto/1994/227 sayfa

Oruç Aruoba şiirlerine metinler olarak adlandırıyor. 22 Ağustos 1986- 30 Mayıs 1987 tarihleri arasında yazdığı ilk kitap “Olan” olmasına rağmen son yayınlanan kitap. Bu dörtlü metinler (şiirler) yazılım sırasının tersi olarak basılmıştır.
Deneysel yaklaşımlar bazı yerlerde ilgi çekici olmasına rağmen, genel olarak sıra dışı bir metine pek rastlanmaktadır. Bunda imgenin olmamasını önemli bir sebep olarak görmekteyiz.

Kitaptan devam edelim:

Buradayım:
Yükseliyorum.

Oysa buradaydım –
kuruyordum. Sf:36
*
sessiz ve derin kollarında
denizin:
özgür dünyanda? Sf:76
*
Gidiyorsun:
Bütün ışıklarımı göndersem seninle
aydınlanır mısın?

Gidiyorsun:
Bütün sevinçlerimi göndersem seninle
mutlanır mısın?

Gidiyorsun:
Bütün hüzünlerimi göndersem seninle
üzülür müsün?

Gidiyorsun:
Bütün acılarımı göndersem seninle
yıkılır mısın? Sf:92
*
Bu uğultu
İşittiğin – senin gelişin
Ve benim bekleyişim. Sf:108

Taylan Köken

7 Nisan 2012 Cumartesi

kesik esin-tiler...

oruç aruoba
kesik esin-tiler/metin/mephisto/1994/127 sayfa

Oruç Aruoba şiirlerine metinler olarak adlandırıyor. 27 Şubat 1988- 31 Mayıs 1988 tarihleri arasında yazdığı ikinci kitap “Kesik Esin-tiler” dir. Bu dörtlü metinler (şiirler) yazılım sırasının tersi olarak basılmıştır.
Deneysel yaklaşımlar bazı yerlerde ilgi çekici olmasına rağmen, genel olarak sıra dışı bir metine pek rastlanmaktadır. Bunda imgenin olmamasını önemli bir sebep olarak görmekteyiz.

Kitaptan devam edelim:

Birden bir
kuş patlaması:
kanat kanata
çırpınış. Sf:11
*
Neredeysen
nereye gider
sen
kendindensin
hep – sf:13
*
Erkendi
gittiğimde;
geldiğinde
geç. Sf:25
*
DAHA

Var
mı? Sf:44
*
Belki de doğrudur
koparılmaması leylağın. Sf:51
*
Geleceği düşüne kişi,
Yaşama anlam ve amaç bulur,
Ona verilir eylem ve uğraşı,
Ama bağışlanmaz hiç huzur. Sf:90

Taylan Köken

6 Nisan 2012 Cuma

ağıtlar...

oruç aruoba
ağıtlar/metin/mephisto/1994/67 sayfa

Oruç Aruoba şiirlerine metinler olarak adlandırıyor. 8 Ekim 1988- 22 Ocak 1989 tarihleri arasında yazdığı üçüncü kitap “Geç Gelen Ağıtlar” dır. Bu dörtlü metinler (şiirler) yazılım sırasının tersi olarak basılmıştır.
Deneysel yaklaşımlar bazı yerlerde ilgi çekici olmasına rağmen, genel olarak sıra dışı bir metine pek rastlanmaktadır. Bunda imgenin olmamasını önemli bir sebep olarak görmekteyiz. Serinin yazım olarak en küçük kitabıdır.

Kitaptan devam edelim:

YOK

Al
dan
ma
dan
al
dat
ma
dan

ne
ne
re
de
n.
sf:44

Taylan Köken

3 Nisan 2012 Salı

orta direği yıkan ayı...

muzaffer izgü
orta direği yıkan ayı/öykü/bilgi/1984/179 sayfa

Muzaffer İzgü mizahi yazının köşe başı yazarlarından en önemlilerinden biridir. Sade diliyle yazmış olduğu eserleri bir dönemin yaşamı üzerine önemli ipuçları verir okura. İnsana dayandırır öykülerini. Onların başından geçen sıra dışı olaylar, toplumsal eleştirinin temelini oluşturur. Mizah salt güldürü değildir, öykü kahramanlarının yaşamış oldukları olay kurguları ile bizden biridirler. Olaylar içten, yalın ve özentisiz bir dille aktarılır.
Muzaffer İzgü’nün en önemli özelliği ise çok üretken bir yazar olmasıdır.
1984 yılında basılan kitapta Turgut Özal’ın toplumda hedef kitlesi olan ve “Orta Direk” olarak adlandırılan toplumsal sınıf, Muzaffer İzgü’nün öykülerinde andığı ve yaşamını bize aktardığı sınıfın hikâyeleridir. Kitabın birinci öyküsü olan “Orta Direği Yıkan Ayı” ve diğer öyküler, bir dönemin siyasal yaklaşımının ironisidir diyebiliriz.
Kitaptaki “Zıkkım Yesin, Zıkkım İçsin” öyküsü ise benim sevdiğim ve bir çok kişiye okuduğum bir öyküdür. Yıllardır ortak bir yaşamı paylaşan iki arkadaşın, ufak hesaplaşmalar yapmasının ne kadar yanlış olduğunu bize anlatan etkileyici bir öykü…  

Taylan Köken

2 Nisan 2012 Pazartesi

her sakaldan bir kıl...

murat çulcu
her sakaldan bir kıl/araştırma/e/2001/516 sayfa

“Türkiye’de MAFİA’laşmanın Kökenleri-1” alt başlığı ile basılan kitap Mafia kavramının tarih içinde nerelerden başladığına dair bize ayrıntılı olarak aydınlatıyor.
Türklerde aile kavramı ile başlayan “Ayrıcalıklı Olma” hali zaman içinde kılanlara, aşiretlere, tarikatlara ve tüm üst kimliklere yayılarak günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde de bir şeye bağlı olanlar, ihtiyaç duydukları zaman farklılıkları elde etmiyorlar mı? Hem de yeri geldiğinde ortalığı ayağa kaldırarak, yakıp yıkmak pahasına. Yaygarayı çıkaran haklı oluyor bu ülkede…

Kitaptan devam edelim;
Geçmişi İskitlere kadar uzanan “kankardeşliği” iki kişi arasında tesis edilebildiği gibi, grup halinde de tesis edilebilir. Cahit Öztelli’ye göre İskitlerde kankardeşi olacak birden fazla kişi kendilerini yaralayarak kanlarını şarap dolu bir küpe -testiye- akıtıyorlardı. Daha sonra silahlarını küpe batırıyorlar, ardından da kanla karışık şarabı hep birlikte içiyorlardı. Sf:95

Anadolu Selçuklu Devleti’nde Beylikler birer büyük ailedirler. Bunlar önce yerel imtiyazı güçle elde ederler ve sık sık da merkezi otorite ile çatışarak imtiyaz ve toprak sahibi olurlar…Yazar kitabında bunları ayrıntılı olarak incelemektedir.
Osmanlı’da ise imtiyaz sahibi tarikatlar baş rolü oynamaktadır. Yeniçerilerin bağlı bulunduğu Bektaşi mezhebinin ayrıcalıkları, çıkarmış olduğu isyanlar ayrıntılı ele alınmaktadır.
Babai Ayaklanmaları, Ahi Teşkilatları ve Celali İsyanları devlette mafyalaşmanın kökleridir.
Osmanlı vergi sistemini işlerliğini sağlamak için, yerel otoritelere resmi ve resmi olmayan yollarla imtiyaz sahibi yaparak sistemini işletiyordu. İsyanlar bu sisteme ayar yapılmasından başka bir şey değildi…  

Taylan Köken      

1 Nisan 2012 Pazar

yaralı kalmak...

ibrahim yıldırım
yaralı kalmak/roman/sel/2001/239 sayfa

Kuşevinin Efendisi yazısına diğer kitaplarını da alacağım diye not düşmüşüm. Her taslak başarılı olacak diye bir şey yok! Böyle bir tespitle başlamak; sanırım bu romanın özeti olmalı. Bir şey anlatmalı roman. Bence böyle olmalı! Bir şey anlatmadan, anlatıyormuş gibi yapmak, bir de bu duruma okuru katmak (ki Yıldırım sık sık okura sorular sorarak, sataşmalar yaparak, okuru romana katmaya çalışıyor!) sadece başarısız bir roman taslağına okuru suç ortağı yapmak olur... Neyse ki hayattaki tek şaşırmam bu roman değil...

“Başlıyorum.
Oda. Dördül kutu.
Kapattım kendimi.” Sf:11

Yaralı kalmak: Aksaray’da söylenir. İçkiye doymamış olmak anlamındadır. Şöyle anlatayım: hani ansızın umulmadık bir şey oluverir ve siz, son kadehi içmeden masadan kalkmak zorunda kalırsınız. İşte böyle bir şeydir yaralı kalmak. Bir tür umarsızlıktır; endişe içinde ruhun çıt diye yarılıvermesidir. Önceleri jiletle çizilmiş gibidir ruhunuz, ince ince kanar; sonra oluk oluk akmaya başlar. Zaman da akar. Kan ağırlaşıp, pıhtılaşır. Yaralısınızdır.” Sf:12

“Yapıt, tasarımın ölü maskıdır.”
“Eser, temrinin, yazar tarafından orospulaştırılmış halidir.” Sf:155

“Aşk da değişmez mi bu durumda?” sf:214

Taylan Köken