11 Ekim 2020 Pazar

kitap-lık 192...

KİTAP-LIK / DERGİ  / YKY / 2017 / 168 sayfa

 Dergi Yusuf Çağlar’ın Bir “Garip” fotoğrafın tarihi isimli yazıyla başlıyor. Fotoğraf meşhur: 1932 yılı sonbaharında, Ankara Zafer Parkı’nda bir banka oturmuş olan dört adamın fotoğrafı. Bu adamlar şiirde Garip akımıyla birlikte büyük bir devrim gerçekleştiren şairleri bir arada gösteren (benim bildiğim) tek fotoğraf. Orhan Veli Kanık, Şinasi Baray, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday.

*

Oğuz Demiralp’ten Edip Cansever Üzerine Konuşma Notları, Cansever şiiri üzerine detaylı bir çalışma olarak ilgi çekici: Cansever, çökkünlük, melankoli, yalnızlık, can sıkıntısı, iletişimsizlik gibi insanın kara hallerini, yaşamını geçirdiği ve yapıtına yansıttığı dar coğrafyada derinlemesine ele alır. Sf.12 Güzel tespit.

*

Yazmayı sürdürmek, her gün her gece. İşte hepsi bu. Peter Laugesen sf.43

*

Dikkatli araştırmacılar severim: Fırat Bircan’ın Nahid Sırrı Örik’in İlk Hikayesi: “Kin” üzerine bir araştırması ve hikayenin yeni yayınını ilgi çekici. Fransa’da yazılarını yayınlamaya başlayan Nahid Sırrı’nın bu ilk öyküsü olduğu düşünülen Kin ilk olarak Fransa’da 1918 yılında sonra ise Türkiye’de 1928 yılında yayınlanacaktır.

*

Mehmet Rifat’tan Ahmet Cemal, Yazko Çeviri ve Dil Yazıları isimli çalışma dikkat çekici.

*

Necmi Sönmez’in Yüksel Arslan’a Veda Mektubu iki eski dostun sonradan vedalaşması gibi. Muhakkak, çoğu zaman eksik kalır bir şeyler.

*

Uğur Kökden’in Marmara Adası (Topağacı, Temmuz 1996) günlüğü.

*

Babil Kulesi bölümünde Bengü Vahapoğlu ile Semra Aktunç’un “Öykü yazmak için gün ışığı ararım” söyleşisi. Semra hasretle Hulki Aktunç’u arıyor. Aranmaz mı?

Taylan Köken

4 Ekim 2020 Pazar

midilli'nin işgal günlüğü - 1912

İDRİS BOSTAN      

MİDİLLİ’NİN İŞGAL GÜNLÜĞÜ -1912- /ARAŞTIRMA/KÜRE/2010/126 sayfa

 Prof. Dr. İdris Bostan hocanın, yazmış olduğu kitaplar neredeyse alanının tek tarih ve araştırma kitaplarıdır. Osmanlı Denizciliği, deniz savaşları ve adalar tarihleri üzerine çok değerli çalışmalar kaleme almıştır.

Midilli Adası 1462 yılında İstanbul’un fethinden sonra çok kısa bir çarpışmayla ele geçirilmiş ve uzun yıllar Osmanlı hâkimiyetinde kalmış, adeta Çanakkale girişinden önce Ege Denizini kollayan bir liman/kale görevini görmüştür.

1912 yılına gelindiğinde ise sürekli toprak kaybeden ve etrafındaki tüm ülkelerle uzun yıllardır savaş halinde olan, yetmezmiş gibi Batı’nın diğer büyükbaşlarıyla çarpışan bir ülke konumundadır. Osmanlı dünyanın en önemli kilit noktalarından biri olan, Anadolu’nun üzerinde oturmuş, etrafında bulunan her toprak parçasına kendi emniyeti için bir önem ve anlam yükleyerek, dönemin en büyük güç sisteminin gerektirdiği şekilde yaklaşmıştır. Ancak zaman için çıkarların niteliği değiştiğinde, güç odakları ve kontroller başkalarının eline geçtiğinde, dünyanın en büyük emperyali dahi olsanız işler sizin için hızla değişmeye başlar. İşte Midilli’nin elimizden çıkışı kısaca böyle özetlenebilir.

Midilli Adası elimizden çıkarken, toplumun en çok zarar kısmı reaya olacaktır. Devletin çoğu zaman büyük çıkarlarından haberi dahi olmayan, günlük yaşam telaşı içinde çoğu kez karın tokluğuna çalışan bu kesimin evleri yakılıp yıkılacak, diğer bir vatandaş gurubumuz olan Gayrimüslim Rum tebaa tarafından kıyıma uğrayacaktır. Kitapta işgalin uluslararası antlaşmalara ve verilen sözlere rağmen nasıl gerçekleştiği okunabilir.

Midilli Adasının Anadolu’daki kolu bacağı olan Ayvalık ile olan bağlantısı ve işgal için yapmış oldukları işbirliği ayrıca farklı okumaları gerekten tarafıdır.        

Taylan Köken

2 Ekim 2020 Cuma

demirci akıncıları...

İBRAHİM ETHEM AKINCI

DEMİRCİ AKINCILARI / ANILAR / T.T.K./ 1978 / 470 sayfa

Kurtuluş Savaşı mücadelesinde yapmış olduklarıyla kahramanlaşan birçok önemli şahsiyet vardır. Bu kahramanlar aynı zamanda yeni kurulan bir ülkenin kurucu kadrolarında da yer almışlardır. İbrahim Ethem Bey bu kişilerin başında gelmektedir. Eski valilerimizden olan İbrahim Ethem Akıncı Kurtuluş Savaşı’nda yaşadıklarını düzenli olarak not etmiş, yapmış olduğu resmi yazışmaları bir kenarda toplamış ve bunları sonradan oğluna teslim etmiş. İbrahim Beyin oğlu avukat Burhan Cahit Akıncı’da bu belgeleri Türk Tarih Kurumu’na emanet etmiştir.

Anadolu işgali başladığında Manisa’nın Demirci ilçesi kaymakamı olan İbrahim Ethem Bey bölgeden toplamış olduğu bir akıncı müfrezesiyle Yunan işgalcileriyle gerilla savaşı yapmıştır. Kitap bu çarpışmaları günü gününe aktarırken, verilen mücadelenin önemini göstermesi açısından eşsiz bir arşiv niteliğindedir.

Anıları gören Mareşal Fevzi Çakmak bu anıların düzenli bir özetinin çıkarılmasını ve yayınlanmasını rica etmiştir. Anıların ilk sürümü, Genelkurmay Başkanlığı Yayınları tarafından 208 sayfa olarak 1936 yılında basılır. Bu ilk sürümden yararlanarak daha da kısaltılan anılar 1970 yılında 128 sayfa olarak Yeni İstanbul Yayınları tarafından tekrar basılmıştır.

Bu tür günü gününe yazılan anı çok az olduğu için Türk Tarih Kurumu anıların tümünü basmaya karar verir. 1978 yılında yayınlanan kitabın içindeki birçok dizgi hatası kitabın sonuna ilave edilen doğru-yanlış cetveliyle düzeltilmeye çalışılmıştır.

İşgal sonrası Ayvalık’a giren ilk birliklerden birinin başında olan İbrahim Ethem Bey işgalin sona ermesiyle birlikte çok kısa bir dönem Ayvalık’a kaymakam olarak görevlendirilmiştir. Bu bakımdan kitap ayrıca dikkatimizi çekmiş ve İbrahim Ethem Beyin anılarında yer alan bölgemizle ilgili konuları “İbrahim Ethem ve Ayvalık” isimli çalışmamızdan takip edebilirsiniz.      

Taylan Köken

25 Eylül 2020 Cuma

sorulmadan...


FEYZA HEPÇİLİNGİRLER

SORULMADAN / DENEME  / REMZİ / 2000 / 333 sayfa

Feyza Hepçilingirler hocam ile tanışmanın ona yakından tanımanın mutluluğunu 2019 yılında elde ettim. Ayvalık İlçe Halk Kütüphanesi öncülüğünde oluşturulan bir komite ile öncelikle Ayvalık’ın değerli insanı rahmetli Ahmet Yorulmaz’ın 5. ölüm yıldönümü sebebiyle üç günlük paneller, sergiler ve evi ile dükkanına asılan plaketler ve diğer etkinliklerle anılmış oldu. Yapılan çalışma amatörce bir çaba olarak başlayıp, neredeyse eksiksiz profesyonele yakın bir işe dönüşmüştü. İşin sonunda elde edilen tatmini düşündüğümüz taktirde son dakikada yetişen, aksaklıklara sebep olan  küçük eksikler, bir şekilde tamamlandı ve her şey yoluna koyuldu.

Bu işin kotarılmasıyla birlikte daha önce konuştuğumuz gibi değerli hocamız Feyza Hepçilingiler’e sıra gelmişti. Bu kez daha erken hareket ederek, çok önceden çalışmalar başladı. En azından sergi, kitapçık, plaket gibi önemli konular önceden hazırlık yapılarak toparlandı. Maddi konulardaki aksaklıklar ise sponsorların yardımlarıyla çözümlendi ve hocamıza yakışır biçimde, kah gülerek çoğu kez duygu dolu anlarla hüzünlenerek, güzel bir anma gerçekleştirdik. Hocamızın enerjisine, samimiyetine, hoşgörüsüne ve desteğine bir kez daha hayran olduk…

Bu çalışmalarda bence en zor görev bana verilmişti... Ayvalık bibliyografyasını hazırlayan sevgili Hayri Kaan Köksal’ın ham çalışması temel alındı ve bu çatının üzerine kitapçığın ilerlediğini belirtmeliyim. Bu anma kitapçığı geliştirilecek, basıma hazır hale getirilecek ve hem program hem kronoloji hem de bibliyografya beraber olacaktı. Feyza hocamız elinde bulunan derlenmiş dosyaları bana verdi. Onları tarattım, tarih sırasına göre yerleştirdim. Sonra gazetelerde, dergilerde olan yazılarına ulaşmaya çalıştım. Hakkında yazılanları, gazete röportajlarını, kendisinin verdiği diğer demeçleri toplayarak, ayıklayarak bir dizin oluşturduk. O kitapçığı hazırlarken en büyük sıkıntı Türkçe dil kurallarına çok önem veren ve bu konuda ülkemizde anılan en önemli hocalardan, yazarlardan biri olan Feyza Hepçilingirler’in kitapçığını yazmak bana kısmet olmuştu… Kitapçığı kaç kez okuduğumu, ne kadar çok düzeltme yaptığımı hatırlamıyorum… İncelemesi için Feyza hocama da gönderdiğim çalışmayı beğenmiş, bu kadar detaylı bir çalışma beklemediğini belirtmişti. Sanırım yapmış olduğumuz, bizim göremediğimiz yanlışlarımızı, değerli hoşgörüsüyle görmemeyi tercih etmişti…

Sorulmadan kitabına gelirsek: Bu kitabın yazıları dergilerde çıkan, çoğu kısa denemeler tadında ve dönemin siyasi coğrafyasının eleştirisini yapan yazılardır. Bu yazıların çoğu hazırlamış olduğum kitapçıkta yer almıyor elbet. Bu yazılar da o kitapçığa ilave edilecek elbet. Kişiler üzerinden giden eleştiriler. Çoğu unutulmuş olaylar, kavgalar ve sorunlar üzerine yapılan değerlendirmeler. Sorulmadan kitabında, Feyza Hanım yazılarını 12 başlık altında toplayıp, kitap sonuna bir dizin ilave etmiş.

Kitabın beni ilgilendiren diğer önemli tarafıysa, Feyza Hocanın Ayvalık’ın adını andığı birkaç yazısı. Hocamız Ayvalık’ı çok seviyor, yarı Ayvalıklı yarı İzmirli olduğunu belirtip bu iki önemli kenti yazmadığı kitabı yok adeta… Ayvalık’ı hem seviyor hem de eleştiriyor. Ancak eleştirisini bile Ayvalık’ı kırmadan, yıpratmadan yapıyor olması, onun engin hoşgörüsünden kaynaklanıyor.  

Feyza Hepçilingirler Hocam yazmaya üretmeye devam ediyor. Kitap evleri onun yapıtlarını yayınlıyor. Edebiyat günleri düzenleyen kentler, seminerler yapan okullar onu panelist olarak çağırıyor, ülkemizde dağıtılan edebiyat ödülleri için jürilerde yer alıyor… Bir yılını dolu dolu yaşamaya ve üretmeye, çalışmaya devam ediyor Feyza Hocamız. Onu nice sağlıklı ve mutlu seneler diliyorum.

Taylan Köken

17 Eylül 2020 Perşembe

antikçağda anadolu...

ELMAR SCHWERTHEIM

ANTİKÇAĞDA ANADOLU/ARAŞTIRMA/KİTAP/2009/117 sayfa

Elmar Schwertheim’in her biri ayrı birer kitap olabilecek konuları özetleyerek vermesi takdir edilmesi gerekiyor. Hakikaten anlam kayması yapmadan, geniş alana yayılan konuları özetlemek çok zor.

1943 Almanya doğumlu E.S. tarih ve arkeoloji eğitimi almıştır. 1982 yılında ülkemize gelerek Kyzikos ve çevresinde epigrafik çalışmalar gerçekleştirdi. 1988-2008 yılları arasında üniversitede eğitim vermiş, 1990 yılından sonra Küçük Asya Araştırma Biriminin başkanlığını yürütmüştür. Troas bölgesindeki Aleksandria Troas kentindeki kazılara 1995 yılında dahil olur. 1999 yılında Tarih/Felsefe Bölümü dekanı olarak seçilir. 2004 yılına kadar bu görevini sürdürür.

E.S. antik epigrafi, antik Anadolu tarihi ve kültürü, Roma İmparatorluğu dönemi oryantal kültlere odaklanan çalışmaları vardır.

Yazar kitabında Anadolu tarihini Neolitik dönemden alıp, Bizans’ın kuruluşuna kadar getirmektedir. Meraklısına ekstra bilgi vermeyen ancak bir ders kitabı niteliğinde özetlenmiş bilgilerdir. Kısa zamanda okudum. 

Taylan Köken

3 Eylül 2020 Perşembe

son duraktan bir önce...

CEVAT ÇAPAN      

SON DURAKTAN BİR ÖNCE / ŞİİR / YKY / 2017 / 62 sayfa

1933 doğumlu üstadın bu kitabına 2019 yılında Ayvalık’ta düzenlenen şiir günleri kapsamında ulaşabildim. Sevgili Turgut Baygın’ın organizasyonunda yapılan şiir günleri uzun soluklu bir proje olmasına rağmen sık sık kesildi, eksik yapıldı, devam edemedi. Şimdi belediyenin ekonomik sıkıntıları üzerine bir de virüslü günler başlayınca bu sene de yapılacağı kesin değil…

Son toplantıya katılan değerli katılımcı ve şairlerin yanı sıra baş konuklardan biri de Cevat Çapan’dır. Şiirler okundu, sohbet yapıldı ve sonra şairler kitaplarını (muhtemelen belediye desteğiyle katılımcılara, izleyicilere hediye edildi) imzaladı. Cevat Hocaya yanaşıp, Ahmet Yorulmaz günlerinde kulaklarını çınlattığımızı söyledim: Ahmet Yorulmaz ve Cevat Çapan çağrılı oldukları bir Girit etkinliğinde bir araya gelmiştir. Değerli büyüğüm Ersin Taş ev eşi Servet Taş ile birlikte Girit’e beraber giderler. Orada edebiyatçı kimliğiyle yer alan rahmetli Ahmet Yorulmaz yapmış olduğu konuşmalarda isteğe göre Yunanca ve Giritçe’ye geçmesi salonda yoğun olarak alkışlanmasına sebep olur. Bu toplantılardan sonra veya Girit’i dolaşırken bol miktarda fotoğraf çekilecek, Cevat hoca birçoğunda yer alacaktır. Bu fotoğrafların hepsinde, yüzlerinde görülen ifadenin hep mutluluk olduğu kesindir.

Bu anıları kısaca konuştuktan sonra iki ödül alan son kitabını imzaladı. Uzun yıllar önce yapmış olduğu bir çeviri kitabını da Tüyap Kitap Fuarında imzalamıştı yine…

Cevat Çapan’ın gayet hafif(!) ve sade şiirleri zevkle okunuyor. Bunu sık söylerim; böyle yazmak için çok uzun yılların geçmesi gerekiyor. Artık ömrünün son dönemine geldiğini düşünen Cevat hoca kitabının adını Son duraktan Bir Önce olarak koymuş. Oysa bunu düşündüren hiçbir emare olmadığı gibi kendisini gayet dinç ve sağlıklı gördüm… Başımızdan eksik olmasın… Şiirleri de bu başlığa uygun olarak anıları sorgulayan, çoğu zaman kendi nostaljisini yaratan bir tatta devam ediyor… Uzaktan Yakına, Kıyılarda Mevsimler ve Ezberimde Rüzgârlar simli üç bölümden oluşan kitaplardaki şiirlerdi, özlem var, nostalji var, deniz var, eski gayrimüslim komşular var, bazı ufak tefek adetler var, Cevat hocanın çocukluğu, gençliği var…

Kitap 2017 yılında yayınlanmış, 2017 Erdal Öz Edebiyat ve 2017 Sedat Simavi Edebiyat ödüllerini kazanmış…

Taylan Köken 

31 Ağustos 2020 Pazartesi

aiolis...

BİLGE UMAR         

AİOLİS / ARAŞTIRMA / AKBANK / 1980 / 47 sayfa

Bilge Umar’ın arkeolojik gezi kitaplarının ilk serisini Akbank desteğiyle çıkarmıştır. Aiolis kitabı da Akbank’ın Bir Kültür Hizmeti olarak basılmış ve satışa çıkmıştır. Kitabın kapağını çevirinde Ak Yayınları Kültür Kitapları Serisi:3 ibaresini görmekteyiz. Bu ilişki o dönemde belli bir süre devam edecek ve Bilge Umar İnkılap Kitabevi’nden tüm antik bölgeleriyle ilgili gezi kitaplarını yayınlamış olacaktır. Bilge Umar hocanın o dönemde Profesör unvanını aldığını belirtelim.

Kitapta dikkat çekici bir durum da kent tanıtımlarında henüz adlar konusundaki varsayımsal tezlerini kullanmamış olmasıdır. Tüm gezi kitapları serisi yayınlandıktan sonra daha kapsamlı bir gezi kitapçığı her bölge için düşünülebilir.

Bu tür kitapların varlığı Türkiye tanıtımı için önemli bulmaktayız. Hatta bu antik dönem bölgelerini tanıtan gezi kitaplarının biraz daha bol fotoğraflı ve biraz daha popüler olmasının yanı sıra çift dilli olarak yayınlanmasında büyük fayda vardır.

Aiolis kitabındaki kentlerin tasniflemesini İzmir Çanakkale yolu üzerine tasniflemiş Bilge Umar. İzmir-Aliağa yolu çevresi kentleri olarak: Leukai, Neon Teikos, Foça, Kyme. Aliağa-Dikili yolu çevresi: Myrina, Gryneion, Elaia, Pitane, Atarneus, Kanai. Dikili-Edremit yolu çevresi: Karine, Thebe. Doğu Aiolis-Menemen-Muradiye yolu çevresi: Temnos ve Aigai kentlerinin bilgilerini aktarmıştır.

Bu ilk baskı da 14 kenti tanıtan Umar daha sonraki baskılarda sayıyı 23 kente çıkaracaktır. Bizce Aiollerin kurmuş olduğu tüm kentler ve önemli bir kolonizasyon adası olan Midilli’nin de kentleri ilave edilmeli. Bu sayının böylece 40 yakın olacağını düşünüyoruz.

Taylan Köken

27 Ağustos 2020 Perşembe

geç ortaçağ döneminde pamfilya, pisidya ve likya'nın tarihi ve coğrafyası...

BARBARA FLEMMING

GEÇ ORTAÇAĞ DÖNEMİ’NDE PAMFİLYA, PİSİDYA VE LİKYA’NIN TARİHİ VE COĞRAFYASI / ARAŞTIRMA / T.T.K. / 2018 / 246 sayfa 

Alman Barbara Fleming’in çalışmasının ön söz için verilen tarih 1963 yılı olması sebebiyle kitabın ilk yayının 1963’de yayınlandığını söylemek yanlış olmaz. Çevirmen Hüseyin Turan Bağçeci ve Prof. Dr. Abdurrahman Uzunaslan ile Prof. Dr. Mehmet Ali Çakmak kitabı inceleyerek yayına hazırlamışlardır.

Kitap altı ana başlıkla hazırlanmıştır: Anadolu Selçukluları Yönetiminde Güneybatı Anadolu, Moğollar Döneminde Güneybatı Anadolu, Beylikler Dönemi: Hamidoğulları, Teke İli, Restorasyon ve Nihai Fetih, İnceleme: Osmanlı Kaynaklarına Dair Notlar.

Yazar kitabın girişinde kitabın alanını şöyle belirlemektedir: Bu çalışma, Türkler tarafından fethedilmesinden itibaren kesin olarak Osmanlı İmparatorluğuna katılıncaya kadar Pamfilya, Pisidya ve Likya’nın antik coğrafyasının tarihini gösteren bir deneme niteliğindedir. Bu bölge için Antalya’nın kuzey kesimini yani Torosları ve arkasını da alan geniş bir sahadır. Yer yer çok zor bir coğrafyadır.

Kitapta birçok antik dönem ismi verilmektedir. Bazen bir yer için birkaç değişik isim de kullanıldığını görmekteyiz. Bol miktarda çalışma malzemesi veren bu etimolojik materyalin haricinde kitaptan bazı dikkat çekici notları aktarmak istiyorum:   

Diğer bütün kaynaklar gibi İbni Said de Türkleri haydut olarak ve hatta açıklamasında onları özellikli de Hristiyan çocuklarını çalarak köle tüccarlarına satan haydutlar olarak nitelendirilir. Sf.3

*

Sinop’un fethinden (Aralık 1214) itibaren “karanın ve her iki denizin efendisi” olarak anılan Selçuklu Sultanı… Sf.7

*

Birbirlerini gönülsüz olarak karşılıklı tanımalarına rağmen Selçuklu ve Karamanlılar arasındaki ilişkiler neredeyse devamlı düşmanca idi, bundan dolayı Selçuklu Sultanları zaten oldukça bağımsız olan çevrelerindeki beylerin bir dizisini de büyük ölçüde Selçuklu hanedanına sadık tutmuşlardır. Sf.44

*

Genel olarak, zor ulaşılabilir bölgeler, ormanlar ve dağlar Türkmenlerin yerleşim alanları olarak nitelendirilebilir. Sf.59

*

Mevlana Celaleddin Rumi (ölm. 1273), onun tarafından nakledilen hikmetli sözlerinde göçebe Türkleri genelde tamamen yıkıcı unsurlar olarak damgalayarak, tüm çağdaşları içinde en katı değerlendirmeyi yapmıştır. Bu anlamda on yıl sonra oğlu Sultan Veled, asi Türkmenlerin acımasız bir şekilde imha edilmesini istemiştir. Sf.61

*

Bir Türkmen(Tahtacılar) grubu ve bunların ve ayrıca bir başka Türkmen grubunun misafirlerine kızlarını, kadınlarını veya kız kardeşlerini bahşettiklerine dair bilgileri gibi özel bilgilere pek rastlanmamaktadır. Sf.62

*

Karamanlı birlikleri gücü hakkında El Makrizi’den bir fikir edinilebilir. 1277 yılı Mayıs ayında 20.000 atlı ve 30.000 zırhlı piyadeden bahsedilir. Sf.63

*

Germiyan Beyliğinde olduğu gibi, ya bu dervişlerin öğretilerini ve dini ilahilerini dikkatlice dinlemeyi ihmal etmişler ya da Mevlevilerin, göçebeliği küçümseme ve göçebelikten ikrah etmelerinde bir nefret unsuru olması gereken kendi Türk kökenli şeyhlerinin veya babalarının etkisi altında kalmışlardır. Sf.113

*

Kendisini sonradan zamanın mehdisi ilan eden ve son derece gayretli bir Müslüman olan Timurtaş, ilk başlarda Moğolların geleneksel düşmanları olan Karamanlılarla işbirliği de yaparak… (1314) sf.114

*

Antalya ve Kıbrıslı tüccarların ekseriyetle aradığı canlı bir ticaret trafiği oluştu. Bundan başka, Venedikliler, Cenevizliler ve Floransalılar burada Fransız bezi ticareti yaptılar ve karşılığında bal mumu, meşe palamudu, kitre ve şap satın aldılar. Şap 15 günlük bir yolculukla Kütahya’dan gelmekteydi. Sf.127

*

Antalya emirinin, Süleyman mührü denilen bir altı köşeli yıldızı(heksagram) amblem olarak kendi bayrağında kullanmıştır. Sf.139

*

Beş köşeli yıldız (pentagram) ve altı köşeli yıldız (heksagram), Doğu Akdeniz ülkelerinde eskiden beri, bilhassa Kıptiler ve Yahudiler aracılığıyla erken dönemde İslam’a giriş imkanı bulmuştur. Küçük Asya’daki Müslüman Türklerde de altı köşeli yıldız ve Süleyman’ın mührü oldukça yaygındır. Sf.140

Taylan Köken

24 Ağustos 2020 Pazartesi

antik yunan'da sanat ve mitoloji...


THOMAS H. CARPENTER           
ANTİK YUNAN’DA SANAT VE MİTOLOJİ/AŞATIRMA/HOMER/2016/264 sayfa

 
Türkiye’de arkeoloji üzerine düzenli yayın yapan üç tane yayınevi var. Bunlardan en az üreteni Homer Kitabevi. Beki birçok yayınevinin araştırma türünde yayınlamış olduğu arkeoloji kitapları bu yayınevini geçebilir. Ancak Homer genellikle seçkin kişilerin yapıtlarına yönlenmektedir. Bu konuda seçici oldukları kesin.
Carpenter’ın kitabı birkaç bölüm halinde Yunan vazolarının, kullanım kaplarının üzerindeki ve diğer seramik unsurlar üzerindeki mitolojik figürlerin, çizimlerin sanatsal değerlendirmesini, daha çok da tasnifini yapmış.
Hepimizin bildiği Batı’nın Yunan mitolojisi olarak tanımadığı destanların büyük bir çoğunluğu aslında Anadolu efsanesidir. Bu topraklarda doğmuş, bu topraklarda kült olmuş, ancak adeta pazarlaması Grek sevdalısı Batı tarafından yapılmıştır. Ait olma duygusu, yüksek medeniyetlerin doğduğu yerlere olmalıdır. Hiçbir toplumun birilerine aidiyet duygusuyla bağlanmasına gerek yoktur aslında. Hemen hemen kuzey yarı küredeki her toplum, her medeniyet bir zamanlar altın dönemini yaşamış, sönükleşmesi geldiği zaman gerilemiştir. Geçmişin izini sürenler bilmelidir ki Anadolu yüksek uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Bir dönem de Hellen, Grek veya Yunan deyin ne derseniz deyin, onlar da Anadolu’yu işgal etmiş, bura halkı ile birlik olmuş ve bu ortak kültür üst bir medeniyet ortaya çıkarmıştır.
Bu kitabın konusu mitolojik destanların birer sanat olarak ürünlere yansımasının izini sürmektedir. Yunanlıların tanrı(?) ve kahramanlarına nasıl baktıklarını araştırmakta ve eski Yunan sanatçılarının mitosları nasıl ele aldığını inceleyen en kapsamlı çalışmalardan biridir.
Kitapta 370 illüstrasyon bulunmaktadır. Kitabı Türkçeye Bensen B.M. Ünlüoğlu kazanmıştır. Kitabın ana başlıklarıysa şu şekilde:
Hephaistos’un Dönüşü Troilos ve Akhilleus – Tanrı Betimleri – Olymposlular’ın Egemenliği –Perseus, Bellerophontes – Herakles – Theseus – Argonautlar; Klydon Domuz Avı – Troia Savaşı – Savaşın Sonuçları

Taylan Köken

22 Ağustos 2020 Cumartesi

avluda...


SİNA AKYOL         
AVLUDA / ŞİİR / YKY / 1996 / 76 sayfa

 
            Sina Akyol, 1950 yılında Ankara’da doğdu. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu'nu bitirdi. Çeşitli reklam şirketlerinde yazarlık yaptı. TRT’de program yapımcısı olarak çalıştı, klasik batı müziği programları hazırladı.
            İlk şiiri 1967 yılında yayınlanan şair, ilk kitabı Su Tadında'yı 1972 yılında yayınladı. Şiirleri Adam Sanat, Dost, Forum, Güney, Meltem, Öküz, Varlık, Yansıma, Yazko Edebiyat gibi dergilerde yayınlandı.
            Birçok şiir ödülü sahibi olan ve bazı şiirleri İngilizce, Fransızca, Yunanca, Bulgarca ve Litvanyacaya çevrilen Sina Akyol, 2017 yılında 22 ncisi düzenlenen İzmir Kitap Fuarının onur konuğu oldu. TÜYAP tarafından “50. Edebiyat Yılında Sina Akyol” armağan kitabı hazırlandı, “50. Edebiyat Yılında Sina Akyol Şiiri” paneli düzenlendi ve “70’lerden Günümüze Sina Akyol Şiiri İçin Dipnotlar” söyleşisi gerçekleştirildi.
            Yukarıda italik olarak verilen bilgiler www.siirparki.com adresinden alınmıştır, teşekkür ederim. Avluda kitabı şairin beşinci şiir kitabıdır. Daha sonra üç baskıyı da yaptığını öğrendim. Yalın şiiri seviyorum. Kitaptan:
 
ESKİDEN TERZİ”
(1)
Zaten,
melekler de eskidendi!
 
-Nerde benim
ejderha başlı
kırlentim, dedim.
 
(2)
Yok, dedim.
 
(3)
Teyelledim
bana aklımı.
Olmazsa sökerim,
dedim.
 
(4)
Çuvaldızım.
Kayıp. 
Ah. Sf.32-33
 
*
Susmak için nereden başlamalı?
İsabetle, Arkadaş’ın anlından!
 
-Rastgele dikilmişti, sol kaşında
otopsi izleri: özensiz teyeller… sf.62
 
*
HÜSEYİN VE DENİZ VE YUSUF
FAZLADAN NELER DEDİLER?
 
Aptal çınarın üryan dalı!
 
Senden niçin kurtulmalı?
 
Çünkü Mayıs göğünde
taze rüzgâr var.
***
Peh! Boğazımda urgan.
Kırıldıkça dönerim.
Döndükçe gövdem
bana asılı. Sf.65
 
*
 
BABAM  İÇİN…
 
Yaz bahçesi! Sefalı vakitler!
Rüzgâr narin! Hayat ince!
 
Zamanın rengi
kıvamına erince,
 
sofraya ardıç
dalı değerdi.
 
Sen, olgun kavun!
Ben, delikanlı peynir!
Hemhal olur söyleşirdik.
Genç babam, gencecik babam. Sf.71
 
*
 
YÜZÜN DİYORDUM
                       -Olcay için-
 
Sevinçler!
Ve sevinçler!
Di yüzün.
 
Kaygısız, küçümen…
 
Ama patlıcan kızartırken anne, n’olur?
 
Baba ölür. Sf.72

Taylan Köken